YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/6040
KARAR NO : 2021/4503
KARAR TARİHİ : 27.05.2021
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 28.11.2019 tarih ve 2015/659- 2019/804 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasındaki 20.11.2012 tarihli “Portföy Yönetim Sözleşmesi” gereğince, davacı tarafından 13.02.2013-01.03.2013 tarihleri arasında davalı hesabına 804.842.-TL yatırıldığını, sözleşme ile davalı şirketin kendisine emanet edilen birikimleri yatırımcı menfaatlerine uygun şekilde sermaye ve para piyasalarındaki dengeleri gözeterek basiretli bir portföy yönetim şirketi gibi doğru, yerinde ve zamanında kararlar alarak ve bu kararları işlemlere yansıtarak yönetmeyi, yatırımcının ise komisyon ödemeyi taahhüt ettiğini, davacının 14.03.2013 tarihli ihtarname ile portföyünde davalı şirketin hiçbir işlem gerçekleştirmemesini isteyerek meydana gelen zarar hakkında kapsamlı bilgi verilmesini talep ettiğini, davalı şirket yöneticisinin altı aylık sürede zararının giderilebileceğini taahhüd etmişse de 251.742.-TL tutarındaki zararın karşılanması bir yana 27.09.2013 tarihli ekstreye göre portföy büyüklüğünün 192.000.-TL’ye düştüğünü, davacının 01.10.2013 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi feshettiğini bildirerek davalı şirkete yatırmış olduğu toplam 804.842.-TL’nin kendisine iadesini talep ettiğini, davalı şirket yetkililerinin basın yoluyla yaptıkları ilan ve açıklamalar ile sözleşme öncesi yaptıkları sözlü bildirim ve reklamlarla gerçekte karşılığı bulunmayan bir güven duygusu oluşturduklarını ileri sürerek meydana gelen zararın şimdilik 25.1742 TL’lik kısmının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiş, 16.07.2014 tarihli dilekçesiyle dava değerini 583.842.- TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, mevzuata ve/veya sözleşmeye aykırı hiçbir işlem olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, 20.11.2012 tarihinde portföy yönetim sözleşmesi yapıldığı, risk profili ve getiri tercihlerinin belirlenmesi için ayrıca anket formunun yaptırıldığı, davacı tarafından 804.842,00 TL portföy tutarının hesaba girişinin yapıldığı, 10.10.2013 son işlem tarihi itibariyle portföy tutarının 221.519,16 TL olup, bu tutarın da davacıya ödenmiş olduğu, davacının şikayeti üzerine SPK tarafından başlatılan inceleme sonucunda 3 aylık olarak belirlenen yatırım döneminde en fazla %20’lik bir kayba müşterinin tahammül edebildiği, hesap açılış tarihi olan 12.02.2013 tarihini izleyen 3 aylık dönemde müşteri portföyünün yaklaşık %50 oranında değer kaybettiği ve söz konusu değer kaybının izleyen dönemlerde de devam ettiği, yüksek risk içeren vadeli işlemler gerçekleştirilerek zarar oluştuğu, oluşan zararın telafisi amacıyla daha da yüksek risk içeren işlemler yapıldığı, müşterinin risk profili ve getiri tercihinden uzaklaşıldığı bu nedenle idari para cezası uygulanmasına karar verilmiş olduğu, portföy yönetim şirketinin müşteri risk profili ve getiri tercihinin dışına çıkarak müşterinin tahammül edebileceği kayıp oranını dikkate almadan daha da yüksek risk içeren işlemleri gerçekleştirdiği, davalı şirketin oluşan zarardan sorumlu olduğu, tespit edilen 583.322,84 TL zarardan davacının en kötü şartlarda %25’lik kayıp oranına tahammül edebileceğini belirttiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 382.112,34 TL tazminatın 01.10.2013 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 27.05.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.