Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/6042 E. 2021/4447 K. 26.05.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/6042
KARAR NO : 2021/4447
KARAR TARİHİ : 26.05.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 10.03.2020 tarih ve 2018/566-2020/85 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili nezdinde “makine kırılması sigorta poliçesi” ile sigortalı bulunan kule vincin sigortalı şirket tarafından davalıya kiralandığını, davalı tarafından inşaat şantiyesinde kazık ve kırma çalışmaları yapıldığı sırada sigortalı kule vincin beton zeminin çökmesi nedeniyle devrilerek hasara uğradığını, sigortalı şirket ile davalı arasında yapılan makine kiralama sözleşmesi gereği davalı kiracının meydana gelen hasardan sorumlu olduğunu, hasar nedeniyle sigortalısına 137.233,50 TL hasar tazminatı ödediğini, taleplerine rağmen davalı tarafından hasar tazminatının ödenmediğini, alacağın tahsili için davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek davalının icra dosyasına vaki itirazın iptaline ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; dava konusu hasarın davacının sigortalısının vinci hatalı kurmasından kaynaklandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; bozma sonrası alınan bilirkişi raporunun bozma gerekçelerini karşılar nitelikte olduğu, vinç kiralama sözleşmesinin 10.4 maddesine göre kiraya veren dava dışı Akem Dış Ticaret Limited Şirketi tarafından verilmiş teknik rapor ve detay olmaksızın davalının kule vincin kurulumuna izin verdiği ve uygulamaya geçirdiği, ayrıca kule vincin kurulduğu beton kaidesinde oluşabilecek hasar belirtilerini takip etmediği, gerekli takibi, özen ve dikkati göstermediği ve kontrolünü yapmadığı, bu nedenlerle davalının %50 kusurlu olduğu ve oluşan hasar bedelinin %50’si olan 68.616,75 TL hasar bedelinden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul 25. İcra Müdürlüğü’nün 2012/17016 E. nolu takip dosyasındaki 68.616,75 TL alacağa itirazının iptaline, takibin bu kısım üzerinden devamına, fazlaya dair talebin reddine, alacak yargılama sonunda belli olduğundan icra inkar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 3.515,41 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 26.05.2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞIOY

Dava, rücuen tazminat istemli icra takibine vaki itirazın iptali isteminden ibarettir.
Davacı sigortacı, makine kırılması sigorta poliçesi ile nezdinde sigortalanmış olan makinenin (vinç) devrilerek hasara uğraması sonucunda, poliçe hükümleri gereği davadışı sigortalıya tazminat ödemek suretiyle sigortalısının haklarına halef olduğunu, vincin hasara uğramasına makineyi sigortalıdan kiralayan davalının kusurlu davranışının neden olduğunu ileri sürmüş; davalı yan ise davadışı sigortalı ile yapılan kira sözleşmesi uyarınca, vincin belirlenen yere montajı işinin kiralayan sigortalıya ait olduğunu, hasarın kendi kusurundan kaynaklanmadığını savunmuştur. Davada ispat yükünün, TMK’nın 6. maddesi çerçevesinde davalının kusurlu olduğunu savunan davacı sigortacıya ait olduğu kuşkusuzdur.
Mahkemece yaptırılan inceleme ve araştırma sonucu, davalıya ait şantiyeye kurulan vincin ayağının monte edildiği beton bloğun oturtulduğu toprak zeminin gevşemesi nedeniyle terazisinin bozulduğu, beton blokta çatlama, patlama, kırılma gibi bir hasar bulunmamasına karşın bloğun gevşek toprak yapısı içerisinde “komple” hareket etmesi sonucu vincin devrilerek ağır biçimde hasara uğradığı, poliçe teminatı altındaki rizikonun özetle bu şekilde meydana geldiği anlaşılmakta olup Dairemizin her iki bozma ilamında da hasarın belirtilen şekilde oluştuğu kabul ve takdir edilmiştir.
Davalı vinç kiracısı ile davadışı sigortalı kiralayan arasındaki sözleşmede, vincin şantiye alanında konumlandırılacağı zeminin seçiminin kiralayan sigortalıya ait olduğu, sigortalı tarafından gösterilecek zemine gömülecek olan ve vincin ayaklarının sabitleneceği beton kaidenin (bloğun) imalatının ise gösterilen zemin üzerinde davalı kiracı tarafından gerçekleştirileceği, bu suretle gerçekleştirilecek işlemlerden sonra ise vincin kurulumunun kiralayan sigortalıya ait olduğu öngörülmüş, Dairemizin bozma ilamlarında da sigortalı ile davalı arasındaki sözleşmesel edimler bu şekilde kabul ve takdir olunmuştur.
Yargılama aşamasında, mahkemece vincin devrilmesine kurulum hatasının neden olmayıp zeminin gece boyunca akan su nedeniyle yumuşamasının yol açtığı gerekçesiyle davalının hasardan sorumlu olduğuna ilişkin olarak mahkemece verilen karar, davalının temyizi üzerine Dairemizce bozulmuş, bozma ilamında, “..teknik detaylar ile sigortalı kule vincin kurulumunun davadışı sigortalı tarafından yapılacağının kararlaştırıldığı ve kurulumun sigortalı tarafından yapıldığı sabit olduğuna göre, ayrıca kule vincin açık alana kurulumunun yapıldığı ve her zaman zeminin yağmur ve su ile temas edebileceği gözetilerek davacının sigortalısının teknik detayları hazırlarken ve kurulum yaparken kule vincin beton kaidesinin oturacağı zemini seçerken gerekli özeni gösterip göstermediği ve bu noktada davalıya kusur izafe edilip edilemeyeceği hususlarının tartışılması” gerekçesine yer verilmiştir.
Yerel mahkemece bozmaya uyulmuş olmakla, ilamda belirtilen hususlarda inceleme ve değerlendirme yapılması gerektiği izahtan varestedir. Mahkemece bozma sonrası alınan ve benimsenen bilirkişi raporunda, vincin oturduğu beton kaidede hasar meydana geldiği, bu durumun davalı tarafından takip edilmesi gerektiği, keza davalının sigortalı tarafından teknik rapor ve detay verilmemesine rağmen beton kaideyi inşa ettiği ve bu kaidenin üzerine vincin kurulumuna izin verdiği, bu nedenle de olayın meydana gelmesinde %50 kusurlu olduğu belirtilmiştir. Ancak, bilirkişi raporunda davalıya kusur izafe edilmesine ilişkin olarak kabul edilen olgular, yargılama aşamasında saptanan ve Dairemizin bozma ilamında da değinilen ve sabit kabul edilen olgularla uyumlu değildir. Öncelikle yukarıda da açıklandığı üzere, beton kaidede herhangi bir hasar ya da vincin terazisinin bozulmasına yol açacak bir ölçü hatasının söz konusu olmadığı, davalının beton kaidenin imaline bağlı olarak kusurlu kabul edilmesinin mümkün bulunmadığı açık ve sabittir. Öte yandan, Dairemizin mahkemece uyulan her iki bozma ilamında da belirtildiği üzere, zemin seçimi, vinç montajı konusunda uzman olduğu yahut olması gerektiği anlaşılan davadışı sigortalıya ait olup beton kaidenin sigortalı tarafından gösterilen yerden başka ve elverişsiz bir zemine konumlandırıldığı davacı yanca ispatlanmış değildir. Esasen bu yöndeki olguların varlığının iddia edilmesi, bütün bu işlemlerden sonra davacının sigortalısı tarafından vincin kurulması nedeniyle çelişkili davranış olarak kabul edilmelidir. Keza yine Dairemizin bozma kararlarına da yansıdığı üzere, hasarın, kaidenin konumlandırıldığı yerdeki zeminin davalının kusuru neticesinde gevşemesi suretiyle meydana geldiği olgusu da davacı yanca ispatlanmış değildir. Bu durumda, vincin devrilmesine ve buna bağlı olarak meydana gelen hasara, sigortalının sözleşmesel olarak davalıya karşı üstlendiği yükümlülüğünün ifasında gerekli özeni göstermemesinin, genelde vincin kurulumu ve beton kaidenin konuşlandırılması için elverişsiz bir zemini belirlemiş olmasının yol açtığı kabul edilmelidir. Sözleşmesel olarak davadışı sigortalıya ait olan bu işlemlerden ötürü davalıya bir kusur izafe edilmesi de söz konusu değildir.
Tüm bu nedenlerle, uyulan bozma ilamı çerçevesinde davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davalının kısmen dahi olsa kusurlu olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı kanısına vardığımızdan, Daire çoğunluğunun kararın onanmasına ilişkin düşüncesine katılamıyoruz.