YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/6146
KARAR NO : 2021/7301
KARAR TARİHİ : 21.12.2021
MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
BİRLEŞEN DAVA : ANKARA 4. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ’NİN 2015/412 ESAS
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce bozmaya uyularak davanın reddine-kabulüne dair verilen 24.06.2020 tarih ve 2020/523 E. – 2020/532 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davacı şirketlerin ticari işlerinde birlikte hareket ettiklerini, aynı grup altında faaliyet gösterdiklerini, davacılardan …’ın 2000/00596 numaralı çoklu endüstriyel tasarımın sahibi olduğunu, davalının davacının tescilli endüstriyel tasarımının aynı/benzerini izinsiz olarak “www…..com” alan adıyla hizmet veren internet sitesi üzerinden kullandığını ve satışa arz ettiğini, bu eylemin davacının tasarım tescilinden doğan haklarına tecavüz oluşturduğunu, TTK’nın 54. vd. maddeleri uyarınca davalının eylemlerinin aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek davalının eylemlerinin davacıya ait 2000/00596 numaralı tescilli tasarımdan doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, bu eylemlerin durdurulmasına ve önlenmesine, 10.000,00 TL manevi tazminatın ihlalin tespit edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının davaya dayanak tasarımlarının yeni ve ayırt edici olmadıklarını, daha önce kamuya sunulmuş tasarımların aynısı ya da hiçbir ayırt edici özelliği bulunmayan benzeri olduklarını, davalının davacının tescilli ürününü bilerek veya davacıyı zarara uğratmak amacıyla kullanmadığını, web sayfasına koyulan dava konusu ürünün üretiminin davalı tarafından yapılmadığını, talep olması halinde müşterilerine sunmayı amaçladıklarını savunarak davanın reddini istemiş, birleşen davada ise aynı olgulara dayalı olarak davacı … A.Ş. adına tescilli tasarımın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre; davalının “www…..com” sitesinde yer alan ürün ile davacıya ait 2000/00596-2 numaralı tasarımın belirgin bir şekilde benzer olduğu ve dolayısıyla tasarım hakkına tecavüzün gerçekleştiği, karşı davada davacı tarafından sunulan delillerin büyük bir kısmının tarih içermediği, içerenlerin ise hükümsüzlüğü istenen tasarımın başvuru tarihinden sonraki tarihli oldukları, davaya konu tasarımın yenilik ve ayırt edicilik niteliklerini taşıdığı, bu nedenle 2000/00596-2 numaralı tasarımın hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, davacı adına tescilli 2000/00596-2 numaralı endüstriyel tasarımdan doğan haklarına davalının tecavüz ettiğinin ve haksız rekabette bulunduğunun tespitine, tecavüz teşkil eden fiillerin durdurulmasına, önlenmesine, 10.000,00 TL manevi tazminatın 11.08.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, hükmün ilanına, fazlaya dair istemlerin reddine, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince Dairemiz bozma ilamına uyularak ve tüm dosya kapsamına göre, birleşen davada davalıya ait 2000/00596-2 sayılı masa ayağı tasarımının dört ayrı görselden oluştuğu, herbir görselin aynı ürünün farklı kısımlarını ihtiva etmesi nedeniyle başvurudan tasarımın hangi görsel anlatım için tescil ettirilmek istendiğinin anlaşılmadığı, bu nedenle tasarım bütünlüğünden bahsedilmeyeceği, oysa 554 sayılı KHK’nın 26 ve Tasarım Yönetmeliğinin 9. maddesi uyarınca bir tasarım başvurusunda hangi görsel için tasarım koruması elde edilmek isteniyorsa o görsel unsurun açık, net ve tasarımın tüm belirgin özelliklerini kuşkuya yer bırakmayacak ölçüde içermesinin gerektiği, dava konusu (3) ve (4) numaralı resimlerde yer alan görünümlerin ürünün nihai kullanımı sırasında görünmeyen kısımlara ilişkin oldukları, bu şekilde görünmeyen kısımları içeren tasarımların korunması hukuken mümkün olmadığı gibi masa ve sandalye ayaklarında çapraz bağlama çubuklarının çok uzun yıllardır bilinen, harcı alem tasarımlar olduğu ve daha çok işlevselliğin ön planda bulunduğu, işlevsel unsurların tasarım koruması dışında bulunduğu, bu itibarla birleşen davaya konu tasarımın hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu gerekçesiyle birleşen davanın kabulüne, davacı birleşen davada davalı şirket adına tescilli tasarımın hükümsüzlüğüne, asıl davada, endüstriyel tasarımdan doğan haklara tecavüzün tespiti ile bu nedenle manevi tazminat talep edilmiş ise de asıl davaya dayanak olan ve birleşen davada hükümsüzlüğü istenilen endüstriyel tasarımın hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu kanaatine varıldığı ve hükümsüzlük kararının sonuçlarının geçmişe etkili olarak doğduğu gerekçesiyle asıl davadaki tescilli tasarıma dayalı taleplerin reddine; haksız rekabetin olup olmadığının değerlendirilmesi açısından Türkiye’de herhangi bir tescilli sınai hak ile korunmayan tasarımın uygulandığı ürünün, Türkiye’de ilk kez piyasaya sunulup, büyük emek ve para harcanarak tanınmış olması dışında bir başkasının bu emek ve tanınmışlıktan haksız surette yararlanması ve iltibası önleyecek tedbirleri almaması gerektiği, somut uyuşmazlıkta davacı ürünü ile davalı ürünü arasındaki benzerliğin, masa ayaklarında çapraz bağlama çubuklarının kullanılmasından kaynaklandığı, benzer olan unsurların çok uzun yıllardır bilinen, harcı alem yöntemler olduğu, bunun dışında davacının söz konusu çapraz bağlama sistemine bir ayırt
edicilik kattığının, davacının büyük emek ve para harcayarak bu tasarımı Türkiye’de tanıttığının ve harcı alem tasarıma ayırt edicilik kattığının ve davalı tarafça da bu ayırt edicilikten istifade edildiğinin dosya kapsamı ile ispat edilemediği gerekçesiyle haksız rekabete dayalı talepler yönünden de asıl davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı birleşen davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, Bölge Adliye Mahkemesince uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 64,20 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl davada davacı-birleşen davada davalıdan alınmasına, 21/12/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.