YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/6201
KARAR NO : 2021/5142
KARAR TARİHİ : 16.06.2021
MAHKEMESİ :BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 20.11.2018 tarih ve 2018/81 E. – 2018/420 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 12.06.2020 tarih ve 2019/158 E. – 2020/464 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, 6100 sayılı Kanunun’un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin tasarım başvurusunda bulunduğu, metal atık ünitesinden ibaret 2017/06400-14 sayılı tasarımın, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın şartnamede belirttiği hususlar doğrultusunda ortaya çıktığını, davalının tescil ettirdiği tasarımın orjinal halinin yurtdışında pazarda yer alan bir ürün olduğunu, davaya konu tasarımın yenilik ve ayırt edicilik niteliğine sahip olmadığını ileri sürerek, 2017/06400-14 sayılı tasarımın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir
Davalı vekili, dava konusu tasarımın ilk olarak müvekkili tarafında ortaya çıkarıldığını ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından satın alındığını, ancak daha sonra müvekkili ile haksız rekabet içinde olan davacının sözkonusu ürünü yarı fiyatına düşürerek ikinci parti satışı kendisinin yaptığını, davacının dava konusu ürünü haksız bir şekilde pazarladığını, bu durumdan kurtulmak için de işbu davayı açtığını, davacının itiraz dosyasında sunduğu delillerin davaya konu tasarımın yenilik ve ayırt edicilik unsuru taşımadığını ortaya koyan deliller olmadığını, dava konusu tasarımın müvekkiline ait orjinal tasarımlar olduğunu, başvuruya konu tasarımın 6769 sayılı SMK hükümleri çerçevesinde yenilik ve ayırt edicilik niteliklerini taşıdığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalının metal atık ünitesinden ibaret 2017/06400-14 sıra numaralı tasarımın atık ağzı için yerleştirilmiş bulunan kapağına, örnek teşkil edebilecek farklı firmalara ait benzer kapakların bulunduğu, ancak temel bir geometriden oluşan form veya kapağın tek başına tasarım tescili açısından belirleyici olmadığı, ayırt edici niteliklerin ürünü tanımlayan diğer faktörlerle birlikte ele alınması gerektiği, davalı ürünün bilinen geometrik form üzerine yerleşen bilinen bir kapak türünün, üst kapağı ayıran bir çizgi ile altta galvanizli saçtan bırakılan bir çerçeve içerisine yerleşen ön yüzeydeki grafik alanı ile oluşturulduğu, bütünü itibariyle farklı ve ayırt edici nitelikte bir tasarım olduğu, davalı tasarımın Çevre Şehircilik Bakanlığı Teknik Şartnamesi’ndeki yer alan ve itiraza konu diğer örneklerden farklılıklar taşıdığı, davaya konu tasarımın hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda; mahkemece alınan, aralarında sektörden kişilerin de bulunduğu bilirkişi raporu ile davaya konu tasarımın ortak özellikleri gösterilerek, farklılıkları da ortaya konularak, tasarımın yenilik ve ayırt edicilik unsurlarını taşıdığının belirlendiği, mahkemenin bilirkişi raporunu benimsediğinin ve tasarımın hükümsüzlük koşullarının oluşmadığının ifade edilmesine göre bir gerekçeyi de içerdiği, dolayısıyla mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 16/06/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.