Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/6219 E. 2022/3500 K. 27.04.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/6219
KARAR NO : 2022/3500
KARAR TARİHİ : 27.04.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 09.11.2018 tarih ve 2016/557 E. – 2018/688 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 24.06.2020 tarih ve 2019/373 E. – 2020/590 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 26.04.2022 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi kapsamında müvekkilinin taşınmazı üzerinde davalı banka lehine ipotek tesis edildiğini, kredi borçlarının tamamen ödenmesine rağmen 1 nolu bağımsız bölüm üzerindeki ipoteğin kaldırılmadığını ileri sürerek anılan ipoteğin kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı ve ailesinin borçlarından dolayı devam eden riskleri bulunduğundan ipoteğin kaldırılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalıya herhangi bir borcu bulunmadığı halde daha önce ipotek konulan dava konusu 1 nolu bağımsız bölüm üzerindeki ipoteğin kaldırılmadığı, yapılan işlemin usulsüz olup davacının davalıya herhangi bir borcu ve riski bulunmadığı gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara, karşı davalı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, taraflar arasında 11.04.2014 tarihinde 250.000.- TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, fekki istenen bağımsız bölümlerin tamamının davacı … adına kayıtlı iken kendisinin Akbank’ın merkez veya diğer şubeleri ile yapmış olduğu veya ileride yapacağı işlemlerden ve diğer her türlü sebepten doğmuş ve doğacak borçlarının teminatı olarak 200.000.- TL limitle 1. dereceden, 250.000.- TL limitle 2. dereceden ipotek verildiği, dava konusu taşınmazın dava açılmadan önce … tarafından 27.05.2016 tarihinde ipotek yüküyle birlikte dava dışı …’a satılıp tapuda devrinin gerçekleştirildiği, TMK’nın 883. maddesinde, ipoteğin terkini istemi hakkının açıkça ipotekli taşınmazın malikine ait olduğu yönündeki düzenleme ile birlikte somut olay birlikte
değerlendiğinde açılan davada davacının dava konusu ipotekli taşınmazın dava tarihinde ve dava tarihinden sonra tapuda maliki olmadığı, bu hale göre açılan davada davacının aktif husumetinin (davada sıfatı) bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzeni yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, aktif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, ipoteğin kaldırılması istemine ilişkin olup İlk Derece Mahkemesince dava kabul edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince ise davacının dava tarihinde üzerindeki ipoteğin kaldırılması istenen taşınmazın maliki olmadığı gerekçesiyle aktif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, davacı ipotekli taşınmazın maliki sıfatıyla değil taşınmazın ayni teminatını teşkil ettiği Genel Kredi Sözleşmesinin borçlusu sıfatıyla kredi borcunun ödendiğini, asıl borç ilişkisinin sona erdiğini ileri sürerek ipoteğin kaldırılmasını istemiştir. Bu durumda daha önceden kredi ilişkisinin teminatı için ipotek temin eden asıl borçlunun bu borç sona erince ipotekli taşınmazın maliki olsun ya da olmasın fekkini talep etmede hukuki yararının ve aktif husumet ehliyetinin bulunduğu kabul edilerek Bölge Adliye Mahkemesince işin esasına girilmesi gerekirken yazılı şekilde aktif husumet yokluğundan davanın reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulüyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 27/04/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.