Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/6329 E. 2021/5023 K. 14.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/6329
KARAR NO : 2021/5023
KARAR TARİHİ : 14.06.2021

MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08.12.2014 tarih ve 2013/303 E. – 2014/361 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “Fit” ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şirketçe yapılan 2011/45646 sayılı “timfit” ibareli marka başvurusuna iltibas ve tanınmışlık vakıalarına dayalı olarak yapmış oldukları itirazın nihai olarak TPMK YİDK tarafından reddedildiğini ileri sürerek, davaya konu YİDK kararının iptaline ve tescili halinde başvuru markasının hükümsüz kılınmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, başvuru markası kapsamında bulunan 29 ve 35.sınıf mal ve hizmetlerin itiraza gerekçe markaların kapsamında da aynen bulunduğu ancak tarafların marka olarak kullanmak istedikleri işaretler arasında hedef tüketici kitlesinin umumi ve bütüncül bakış açısı dikkate alındığında görsel, kavramsal ve işitsel olarak KHK’nın 8/1 (b) maddesi anlamında karıştırılmaya yol açacak ölçüde benzerlik bulunmadığı, markaların parçalara ya da bölmelere ayrılarak inceleme yapılmasının, marka hukukunun temellerinden olan bütüncüllük ilkesine aykırı olduğu, markalarda dikkat çeken kısmın markaların baş kısmı olduğu, davacı markasının tanınmış olduğuna ve tanınmışlığını sürdürdüğüne ilişkin delil bulunmadığı, tanınmış olsa bile markalar arasında yeterli ölçüde benzerlik bulunmadığındın KHK’nın 8/4 maddesindeki risklerin oluşmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı kurum kararının iptali ve başvuruya konu markanın hükümsüz kılınması istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi uyarınca iltibas değerlendirilmesi yapılırken markaların bir bütün olarak tüketicide bıraktığı genel izlenimin dikkate alınması gerekmektedir. Buna göre, ortalama tüketici markaların kendisinde bıraktığı bütüncül izlenim itibariyle farklı kaynaklardan gelen iki farklı marka karşısında olduğunu anlayabilecekse iltibas oluşmaz.
Somut olayda, davalı şirketin başvuru markası “timfit” ibaresinden oluşmakta olup, başvuru markası kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetler mesnet markalar kapsamında da yer almaktadır. Davacı şirketin itiraza mesnet markalarının esas unsuru ise “fit” ibaresi olup, davacının “fit” ibaresini esas unsur olarak içeren seri markalar oluşturduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, tarafların marka olarak kullanmak istedikleri işaretlerin benzer olmadığı sonucuna ulaşılmışsa da taraf markaları arasında ortak unsur olarak içerdikleri “fit” ibaresi sebebiyle görsel ve sescil benzerlik bulunmaktadır. Taraf markalarının aynı mal ve hizmetleri kapsadıkları ve davacının “fit” ibaresini esas unsur olarak içeren seri markaları bulunduğu da gözetildiğinde, başvuru markasının davacının seri markaları arasına sızabileceği, bu durumda ortalama tüketicinin iki farklı marka karşısında olduğunu idrak edebilse bile marka kapsamında sunulan hizmetlerin aynı veyahut aralarında idari veya ekonomik bağlantı bulunan işletmelere ait olduğu intibaına kapılabileceği, bu nedenle taraf markaları arasında ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunduğu kabul edilmelidir. Nitekim Dairemizin 2016/7121 Esas- 2018/1305 Karar sayılı ilamında da, davacının “fit” esas unsurlu markalarıyla, 3. bir kişiye ait “TİMFİT” ibareli marka benzer bulunmuştur. Bu itibarla, mahkemece belirtilen hususlar gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 14.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.