YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/6377
KARAR NO : 2021/4552
KARAR TARİHİ : 31.05.2021
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) Anadolu 20. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 31/03/2014 tarih ve 2014/56-2014/172 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya muhtelif tarihlerde otomotiv yedek parçası sattığını, fatura bedellerini ödememesi üzerine yaptıkları takibin davalı yanca icra dairesinin yetkisine ve borca yapılan itiraz nedeniyle durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, takibin yetkisiz icra dairesinde yapıldığını ve müvekkilinin davacıya borçlu olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin ikametgâhının Nazilli olduğu ve ticari ilişkiyi ve borcu kabul etmediği, davacı yanca, ticari ilişkiyi ispata yarar bir delil sunulmadığından Borçlar Kanunun 89/3. maddesi gereğince yetkili icra dairesinin davalının ikametgâhı icra dairesi olduğu ve yetkili icra dairesinde yapılmış bir icra takibi bulunmasının itirazın iptali davalarının incelenebilmesinin ön koşullarından birisi olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup mahkemece, takibin yetkili icra dairesinde yapılmadığından bahisle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
İİK’nın 50/1. maddesi uyarınca, para veya teminat borcu için takip hususunda HMK’nın yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile uygulanır. 6100 sayılı HMK 10. maddesi gereğince sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda dava ve icra takibi, sözleşmenin yerine getirileceği (ifa edileceği) yerde de açılabilir. Sözleşmenin yerine getirileceği yer tarafların açık ya da örtülü isteklerine göre belirlenir. Aksi durumda ise sözleşmenin yerine getirileceği yer Türk Borçlar Kanunu’nun 89. maddesi gereğince tespit edilir. TBK 89/1. maddesi uyarınca para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir. Uyuşmazlık sözleşmeden doğan bir para borcuna ilişkin olup, sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa, bu para borcu alacaklının ödeme zamanındaki ikametgâhında ödenir. Bu nedenle para alacaklarına ilişkin takipler alacaklının ikametgâhında da yapılabilir.
Yasal dayanakları ortaya koyularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya dönülecek olursa, mahkemece, davalının akdi ilişkiyi inkar etmesi gerekçe gösterilerek yazılı şekilde karar verilmişse de taraflar arasında akdi ilişki bulunup bulunmadığı hususu davacı yanca dayanılan deliller toplanarak yeterince incelenmemiştir. Oysa davacı yan akdi ilişkiyi ispat zımmında tarafların ticari defterlerinin bilirkişi marifetiyle incelenmesini istemiştir. Bu itibarla mahkemece, tarafların ticari defterleri bilirkişi marifetiyle incelenerek, taraflar arasında akdi ilişki bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, bulunduğunun tespiti halinde faturaya dayalı alacak için alacaklının ikametgahında da takip yapılabileceği gözetilerek işin esasına girilmesi aksi takdirse ise takibin yetkili icra dairesinde yapılmadığı gözetilerek davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 31/05/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.