Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/6548 E. 2021/4929 K. 09.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/6548
KARAR NO : 2021/4929
KARAR TARİHİ : 09.06.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 27/06/2018 tarih ve 2016/704 E. – 2018/487 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-kısmen kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 29/06/2020 tarih ve 2018/2196 E. – 2020/618 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili davalının müvekkilleri hakkında senede dayalı icra takibi başlattığını, senet bedeli olan 200.000,00 TL haricindeki diğer kısımların sonradan doldurulduğunu, senedin müvekkillerinin bankaya olan kredi borcu nedeniyle teminat olarak verildiğini, kredinin bankaya ödendiğini, senedin teminat vasfının kalmadığını, müvekkili …’in 2012 yılında ortaklıktan ayrıldığını, kendi dönemindeki kredi borcunun kapatıldığını, senet üzerinde müvekkilinin kredi kullandığı hesaba ve şubeye ilişkin sayıların yer aldığını, sayılar dikkate alınarak inceleme yapıldığında senedin teminat olarak verildiğinin anlaşılacağının belirterek müvekkillerinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, takibe konu senedin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, icra takibine konu senedin kambiyo senedi olduğunu, soyut borç ikrarı içerdiğini, iddiaların yazılı delille ispat edilebileceğini, davacı tarafın bu nitelikte bir delil ileri süremediğini, senedin teminat olarak verildiğinin kabulü için senedin üzerine neye ilişkin olarak teminat verildiğinin yazılması veya ayrı bir yazılı sözleşme ile senedin bu niteliğinin belirtilmesi gerektiğini, davacının buna ilişkin herhangi bir delil sunamadığını bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacıların davalı bankaya toplam 170.765,37 TL borçlu olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davacıların takip nedeniyle davalıya 32.328,00 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, duruşma açılarak tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı yanın istinaf başvurusu yönünden; davalı bankanın davacı şirketten teminat olarak munzam senet alındığını bildirdiği, bu durumda davacıların takip dayanağı senedin teminat senedi olduğu iddialarının ispatlanmış olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı yanın istinaf başvurusu yönünden ise; davacı …’in senette borçlu sıfatı ile yer alan imzasına yönelik bir inkarı bulunmadığı, bu durumda senedin teminat vasfının devam etmesi halinde şirket ortaklığından ayrılmış olmasının sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, hesap kat tarihi itibariyle davalı bankanın 04.03.2011 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan toplam 168.435,13 TL nakit alacağı bulunduğu, dava tarihinden önce yapılan ödemeler mahsup edildiğinde ise dava tarihi itibariyle 129.801,86 TL asıl alacak ve 16.541,74 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 146.343,60 TL alacağı bulunduğu, dava konusu bono kapsamında dava tarihi itibariyle alacak miktarı hesaplandığında ise 200.000,00 TL bono bedeli, bononun vade tarihinden dava tarihine kadar işlemiş 32.161,64 TL faiz ve 1.608,08 TL BSMV olmak üzere toplam 233.769,72 TL alacak bulunduğu, bu durumda 233.769,72 TL’den bankanın dava tarihi itibariyle alacaklı olduğu 146.343,60 TL mahsup edildiğinde, davacıların dava konusu icra takibi nedeniyle ve dava tarihi itibariyle 70.198,14 TL asıl alacak, 15.619,90 TL işlemiş faiz ve 1.608,08 TL BSMV olmak üzere toplam 87.426,12 TL’den borçlu olmadıkları, davacıların borçlu olmadıkları tespit edilen meblağ yönünden davalı banka icra takibi yapmakta haksızsa da kötüniyetli olmadığı, ayrıca dava konusu icra takibinin ihtiyati tedbir kararı ile durdurulmadığı, alacaklının alacağına geç kavuşmasının sözkonusu olmadığı, bu durumda davalının reddedilen kısım yönünden tazminat talep koşullarının oluşmadığı, netice itibariyle mahkemece dava tarihi itibariyle takip dayanağı senedin teminat vasfının devam edip etmediği tespit edilerek sonuca uygun karar verilmesi gerekirken, takip tarihi itibariyle tespit yapılarak hüküm kurulmasının isabetli olmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak ve yeniden hüküm kurularak, davanın kısmen kabülüne, davacıların dava konusu İstanbul Anadolu 20. İcra Müdürlüğü’nün 2015/5093 sayılı takip dosyasında dava tarihi itibarıyla davalı bankaya 87.426,12 TL borçlu olmadığının tespitine ve fazlaya ilişkin talebin reddine, davacılar vekilinin kötü niyet tazminat isteminin reddine, davalı vekilinin tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 ve devamı maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, temyiz edenin sıfatına nazaran dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4.424,68 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 09/06/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.