Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/7577 E. 2021/1230 K. 15.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/7577
KARAR NO : 2021/1230
KARAR TARİHİ : 15.02.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 01.06.2018 tarih ve 2016/474 E- 2018/481 K. sayılı kararın davalı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 17.07.2019 tarih ve 2018/1833 E- 2019/1566 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalı … ile davalı şirkette %50 pay sahibi olduğunu, davalının müdürler kurulu başkanı olarak üstün oy hakkını kötüye kullandığını, müvekkilini şirket işlerinden uzaklaştırmayı amaçladığını, 27.06.2016 tarihinde yapılan müdürler kurulunda alınan kararların, müvekkilinin haklarını ihlal ettiğini, müvekkilinin çalışma izninin haksız olarak iptalinin talep edildiğini, şirket ve müvekkili zararına işlem yapıldığını, genel kurul toplantısı yapmadığını, müvekkiline gelen hastaları engellediğini, dava konusu kararların alınması öncesinde taraflar arasında hisse devri hususunda görüşmelerin davalı …’in fiilleri neticesinde sonuçsuz kaldığını, gönderilen ihtarnamelere rağmen anılan fiillerin devam ettiğini ileri sürerek, 27.06.2016 tarihli müdürler kurulu toplantısında alınan 2, 5, 6, 7, 8 ve 10 sayılı kararların iptalini, davalı …’in şirketteki yönetim ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili; dava konusu kararların mevzuata uygun olarak alındığını, usulsüzlüğün bulunmadığını, 6102 sayılı TTK’nın 391. maddesinde sayılan şartların ispat edilemediğini, soyut iddiaların ileri sürüldüğünü, alınan kararların şirket menfaatlerine uygun olduğunu, davacının muhalefet oylarının hukuka uygun gerekçesinin bulunmadığını, davacının şirketteki işleriyle yeterli oranda ilgilenmediğini, başka polikliniklerde de çalışarak şirketi zarara uğrattığını, öğretim üyeliği yaptığını, bu suretle şirketteki işlerini ihmal ettiğini, özen ve bağlılık yükümlülüğüne, rekabet yasağına aykırı hareket ettiğini, davacının, müvekkilinin mesul müdürlük görevi nedeniyle hukuki ve cezai sorumluluğuna neden olacak şekilde hareket ettiğini, işyerindeki çalışma barışını ihlal ettiğini, şirketin ve müvekkilin itibarını sarsıcı eylemlerde bulunduğunu, şirket ortaklığından çıkarılmayıp iş akdine son verildiğini, davacı davranışları nedeniyle polikliniğin kapatılma tehdidi altına girdiğini, müvekkilinin mesul müdürlüğünün sona erdirilmesine dair talebin haklı nedeninin bulunmadığını, genel kurul toplantısının davacının fiileri neticesinde yapılamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket cevap dilekçesi sunmamıştır.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı şirketin tarafların ortak iradesi ile fesih ve tasfiyesine karar verilerek, verilen kararın kesinleşmiş olduğu, tarafların ortak beyanlarına göre şirketin tasfiye sürecine girdiği, davayı takipte tarafların hukuki yararının ve davanın konusunun kalmadığı, dava açılış tarihinde davacının hukuki yararının mevcut olduğu, dosya arasına alınan bilirkişi raporu uyarınca alınan kararlardan 6, 7 ve 8. numaralı bentlerinin eşit işlem şartına aykırı olduğu ve 2, 5 ve 10 numaralı bentlerin ise kanuna aykırılığının olmadığı, her iki tarafın da talep ve savunmalarında kısmen haklı olduğu, davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalıdan tahsili, davalı tarafından yapılan yargılama giderinin de davacıdan tahsilinin gerektiği gerekçesiyle davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karara karşı davalı … vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Antalya Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davalı … vekilinin istinaf başvurusunun, dava tarihi itibariyle davacının hukuki yararının bulunduğu, davacı tarafça her iki davalı hakkında iki ayrı dava açılmış olup ilk derece mahkemesi tarafından, davanın müdürler kurulu kararının iptali olarak tanımlandıktan sonra, konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına karar verilip davalı … hakkında açılan davada olumlu yada olumsuz bir karar verilmediği, davacı tarafça davalı … hakkında açılan davanın konusuz kaldığı, davalının müdürlük görevinden azlini gerektirecek delillerin bulunmadığı, davalı gerçek kişinin yargılama harç ve giderlerine mahkum edilemeyeceği gerekçesiyle kabulüne, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davalılar hakkında açılan davaların konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına ve mümeyyiz davacı vekilince ileri sürülen temyiz sebepleriyle sınırlı olarak yapılan incelemeye göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunması nedeniyle usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 15.02.2021 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, davalı şirketin müdürler kurulunca alınan bir kısım kararın iptali ile davalı …’in davalı şirketteki yönetim ve temsil yetkilerinin kaldırılması istemlerine ilişmektedir.
İlk derece mahkemesince, şirketin tasfiyeye girdiği gerekçesiyle davanın takibinde her iki tarafın da hukuki yararı kalmadığından konusu kalmayan dava nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, her iki tarafın savunmalarının da kısmen haklı olduğundan bahisle taraflarca yapılan yargılama giderlerinin yekdiğerinden tahsiline, keza davanın açılmasına davalıların sebebiyet verdiği belirtilerek maktu vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, davalı … yararına hükmedilen vekalet ücretinin ise davacıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davalı …, mezkur karar hakkında sınırlı bir istinaf başvurusunda bulunmuş, yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Bölge Adliye Mahkemesince, davada şirkete ve gerçek kişiye iki ayrı talep ileri sürüldüğü, ilk derece mahkemesince verilen kararın şirket hakkında açılan davaya münhasır olduğu, davalı …’in müdürlükten azline yönelik taleple ilgili olarak herhangi bir karar verilmediği, anılan davalıya yöneltilen davanın da konusuz kaldığı, davalının müdürlükten azlini gerektirici nedenlerin de kanıtlanamadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı tümüyle kaldırılmış, her iki davalı hakkında açılan davaların konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına, şirket hakkında açılan dava bakımından yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı şirkete yükletilmesine, davalı … hakkında açılan dava bakımından ise yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine, davalı … lehine vekalet ücreti takdir olunarak davacıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davacı, bölge adliye mahkemesi kararına karşı davalı … hakkında kurulan hüküm açısından ve davanın bidayetindeki haklılığa bağlı olarak yargılama giderleri yönünden temyiz isteminde bulunmaktadır.
Gerek ilk derece mahkemesinde ve gerekse de bölge adliye mahkemesince yapılan inceleme sırasında alınan bilirkişi ve kayyım raporlarında, şirketin iptali istenilen müdürler kurulu toplantısında davalı …’in müdürler kurulu başkanı sıfatıyla ve üstün oyuyla alınan kimi kararların ortaklar arasında eşit işlem yapılması ilkesine aykırı ve ortakların vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eder cihette bulunduğu belirtilmiş, gerek ilk derece mahkemesince ve gerekse de bölge adliye mahkemesince bu husus benimsenerek şirket hakkında açılan dava şirketin tasfiyeye girmesi nedeniyle konusuz kalmış olmakla birlikte bidayetinde davacının haklı olduğu saptanarak şirket hakkındaki dava bakımından yargılama giderlerinin davalı şirkete yükletilmesine karar verilmiştir.
Bu kabul, azil istemi bakımından davalı … bakımından da sonuç doğurucu nitelikte olup, anılan davalının müdürler kurulu toplantısında, başkan sıfatıyla ve kendisinin oyuna üstünlük tanınması suretiyle alınan ve butlanı mucip kararlarla diğer şirket ortağı davacıya karşı eşit işlem ilkesine aykırı bir durum yaratılmasına sebebiyet verdiği, davacının ortaklıktan kaynaklanan ve vazgeçilmez nitelikteki haklarının zedelenmesine yol açtığı, bu durumun davacı ortak nezdinde davalı …’e olan güvenin sarsılmasına ve sonuçta şirket bakımından da olumsuz durumların ortaya çıkmasına sebebiyet vermesi nedeniyle, davanın bidayetinde davacının davalı … hakkındaki azil isteminin haklı nedenlere dayandığının da kabulü gerekmektedir.
Her ne kadar, bölge adliye mahkemesince verilen kararda, “limited şirketlerin tasfiyeye girmeleri halinde şirket organı niteliğindeki müdürler kurulunun varlığını sürdürmekle birlikte görev ve yetkisinin tasfiye dışındaki işlemlerle sınırlı olarak devam edeceği” yolundaki temel ilke nazara alınmaksızın şirketin tasfiyeye girmesi nedeniyle müdür azli konusundaki istemin konusunun kalmadığı sonucuna ulaşılması yerinde değilse de, yukarda da açıklandığı üzere, davacının bu yöne ilişen bir istinaf başvurusunun yahut temyiz itirazının bulunmaması nedeniyle, Dairemiz kararında yer aldığı üzere bu hususa sadece işaret edilerek geçilmesi, bozma nedeni yapılmaması ve fakat bu yoldaki istemin konusuz kaldığı kabul edilse dahi 6102 sayılı Kanun’un 630/2 ve 3. maddeleri çerçevesinde davalı müdürün yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılması veya sınırlandırılması için haklı nedenlerin var olduğunun ve buna bağlı olarak davanın başında davacının haklı nedenlere dayandığının kabul edilmesi, ilk derece mahkemesi kararına yönelik olarak davacı yanca herhangi bir istinaf başvurusu yapılmaması nedeniyle davalı … yararına oluşan müktesep hakkı zedelememek koşuluyla, azil istemine ilişkin yargılama giderlerinin davalı …’e yüklenmesi gerekmesi nedeniyle bölge adliye mahkemesince verilen kararın bu yönden bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumdan Daire çoğunluğunun aksi yöndeki kararına katılamıyorum.