YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/941
KARAR NO : 2020/5184
KARAR TARİHİ : 18.11.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09.05.2017 tarih ve 2015/287 E. – 2017/187 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 17.10.2019 tarih ve 2018/1494 E. – 2019/1029 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalı şirket tarafından 2013/75453 sayılı “GÜMÜŞ LEZZETİ ULUDAĞ’DAN GELİYOR” ibareli marka başvurusunda bulunulduğunu, müvekkillerince adlarına tescilli “ULUDAĞ” asıl unsurlu markalara dayalı olarak bu başvuruya yapılan itirazın davalı kurum tarafından nihai olarak reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykrı olduğunu, zira dava konusu başvuru ile müvekkilleri markaları arasında iltibasa yol açacak derecede benzerlik bulunduğunu, başvurunun müvekkillerinin seri markalarından biri olarak algılanacağını, başvurunun tescili halinde müvekkili markalarının ününden ve reklam gücünden haksız olarak faydalanılacağını, 556 sayılı KHK’nın 8/4 maddesinin uygulanma koşullarının oluştuğunu, davalı başvurusunun farklı mal ve hizmetler için olsa dahi tescil ettirilmemesi gerektiğini, başvurunun kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, TPMK 29.05.2015 tarihli ve 2015/M-3305 sayılı kararının iptaline, dava konusu başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPMK vekili, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacıların itirazına mesnet markalar arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında iltibas tehlikesinin bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili, başvurunun asli unsurunun “gümüş” ibaresi olduğunu, bu itibarla dava konusu başvuru ile davacılar markaları arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığını, “Uludağ” ibaresinin Bursa ilinin sembollerinden biri olduğunu ve bu kelimenin davacı yanlarca tescil edilmiş olmasının bundan sonra başka hiç kimse tarafından hiçbir şekilde kullanılamayacağı anlamına gelmeyeceğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu marka başvurusu ile davacıların itirazlarına mesnet markalar arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında iltibas tehlikesinin bulunmadığı, marka işaretleri aynı veya benzer olmadığından 556 sayılı KHK’nın 8/4 maddesinde aranan koşulların oluşmadığı, davalı şirketin 556 sayılı KHK’nın 35. maddesi anlamında kötüniyetli olarak marka tescil talebinde bulunduğuna dair delil ibraz edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacılar vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre “gümüş LEZZETİ ULUDAĞDAN GELİYOR+şekil” ibareli başvuru ile davacıların itirazlarına mesnet “ULUDAĞ” asıl unsurlu markalar arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, işaretler arasında benzerlik bulunmadığından davacı markalarının tanınmış olmalarının da varılan sonucu değiştirmeyeceği, Yargıtay 11. HD’nin 2018/1266 E.,2019/2944 K. sayılı ilamının da bu yönde olduğu gerekçesiyle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 18.11.2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.