YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/98
KARAR NO : 2020/4876
KARAR TARİHİ : 10.11.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15.02.2018 tarih ve 2017/267 E- 2018/58 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 17.10.2019 tarih ve 2018/1512 E- 2019/1033 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “İş Yerim Cebimde” ibareli 9, 35, 38 ve 42.sınıf ürün ve hizmetleri içeren 2010/56157 sayılı markanın sahibi olduğunu, davalının 25.01.2016 tarihinde kötüniyetli biçimde 9, 35, 38, 41, 42.sınıftaki ürünleri içeren “İşyerim Mobil” ibareli marka tescil başvurusunda bulunduğunu, 2016/6067 kod numarası verilen başvuruya tanınmışlık ve iltibas vakıalarına dayanılarak kötüniyetli başvurunun reddi istemi ile itirazda bulunduklarını, itirazlarının önce Markalar Dairesi ve nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, zira başvurunun tescilinin müvekkilinin marka tescilinden doğan haklarına tecavüz oluşturacağını, çünkü görsel, sesçil ve anlamsal olarak bıraktıkları umumi intibaın benzer olduğunu, kapsamlarında aynı ürün ve hizmetlerin bulunduğunu, başvuru sahibinin kötüniyetli olduğunu, Türk Patent’in benzer itirazlarını kabul ettiğini ileri sürerek, YİDK’nın 2017/M-3836 sayılı kararının iptaline, davalı adına tescil olunan markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında iltibas tehlikesinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, başvuru konusu “İşyerim Mobil” ibareli işaret ile davacının “İş Yerim Cebimde” ibareli markası arasında ortalama tüketicileri iltibasa düşürebilecek derecede bir benzerlik bulunmadığını, zira cep kelimesinin günlük yaşamda cep telefonu olarak da adlandırılan taşınabilir telefon ürününü adlandırmak için herkesçe bilinen ve kullanılan bir kelime olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, davacı markasının “İş Yerim Cebimde” esas unsurlu olduğu, markanın işletmenin sahibi tarafından sunulan tüm mal ve hizmetlerin bir cep telefonu yardımı ile sunulabileceği mesajını verdiği, davalının 2016/6067 sayılı başvurusunun ise “İşyerim Mobil” ibareli olduğu, başvurunun da yine işletmenin sunacağı mal ve hizmetlerin aynı şekilde sunulabileceği mesajını verdiği, bu eylemlerin bir cep telefonu ile veya dijital ağa bağlanabilen herhangi bir araç yardımıyla gerçekleştirilmesinin mümkün olduğu, her iki markanın verdikleri mesaj itibariyle kapsamlarında yer alan ürün ve hizmetler bakımından ayırt ediliciliğinin oldukça düşük seviyede olduğu, başvuru kapsamında bulunan ürün ve hizmetlerin -41.sınıf hariç- davacının markalarının kapsamında yer alan ürün ve hizmetlerle aynı türden olduğu, zayıf markaları adına marka olarak tescil ettirenlerin, sonraki zamanlarda anılan işaretleri başkalarının da diğer ayırt edici eklerle birlikte tescil edilebileceğini öngörmeleri ve buna katlanmaları beklentisinin marka hukukunun evrensel bir prensibi olduğu, davacının anılan markaların zayıflığından istifade ederek kendisi adına işbu davada da dayandığı markaları adına tescil ettirdiği, davacının “İş Yerim Cebimde” ibareli markasıyla davalının “İşyerim Mobil” ibareli başvurusu arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak genel izlenimde ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, MOBİL ve CEBİMDE ibarelerinin yeteri farklılığı yarattığı, başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun da bulunmadığı, tanınmış da olsa bir markanın kendisinin aynısı veya benzerine karşı korunabileceği, oysa davacı markaları ile davalı başvurusu arasında bu yönde bir benzerlik bulunmadığı, öte yandan davacının İş Yerim Cebimde ibareli markasının tanınmış bir marka olmadığı, bir an için tanınmış sayılsa bile sonucun değişmeyeceği, iltibas yaratmayan bir işaretin tescil başvurusuna konu edilmesinin kötüniyet olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 10.11.2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.