YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1743
KARAR NO : 2021/7251
KARAR TARİHİ : 20.12.2021
MAHKEMESİ : KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 14.05.2019 tarih ve 2017/746 E- 2019/262 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi’nce verilen 16.07.2020 tarih ve 2019/2346 E- 2020/923 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkete ait beherinin nominal değerinin 6 TL olduğu 7649 adet hissesinin ortağı ve yetkili hamili olmasına rağmen davalı şirket genel kurullarına hiçbir şekilde çağrılmadığını, müvekkilinin elinde bulunan 2-3. tertip basılan hisse senetleri karşılığı 06.03.1998 tarihinde davalı şirkete toplam 1.0001.000 Alman Markı ödediğini, menkul değer alım sözleşmesinde bu hisseler için yıllık düzenli olarak kar payı ödeneceğinin öngörülmesine rağmen bugüne kadar müvekkiline hiçbir nam adı altında kar payı, katılım payı veya temettü adı altında bir ödeme yapılmadığını, bu nedenlerle fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkili uhdesinde bulunan davalıya ait 7649 adet hisse karşılığı hisse alım tarihinden geçerli olmak üzere bugüne kadar işlemiş alacak dönemini kapsayacak şekilde ödenmesi gerekli kar payına karşılık şimdilik 10.000 TL’lik tazminatın hakkın doğum tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faiz, yargı giderleri ve vekalet ücretiyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, anonim şirketlerde ortakların kâr payı isteyebilmesi için şirket genel kurulunun kâr payı dağıtımı konusunda bir kararı gerektiği, dava tarihinden geriye dönük olarak davalı şirketin genel kurullarınca kâr dağıtımı yönünden alınmış bir karar da bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili istinaf etmiştir.
Bölge adliye mahkemesince, taraflar arasında görülmekte olan davanın 05.12.2019 tarihinde 7194 sayılı Yasa’nın 41. maddesiyle 3332 sayılı Yasa’ya eklenen geçici 4. maddesi kapsamında olduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK 353/1.b.2 maddesi gereğince davacı talebi ile ilgili yeniden hüküm kurulmasına, açılan dava ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri stemyiz etmiştir.
1- Dava, davalı şirket ortağı olduğundan bahisle dağıtılmayan kâr payı alacağına ilişkin olup ilk derece mahkemesince davalı şirket genel kurulunda şirket kâr payı dağıtımına ilişkin bir karar alınmadığından bahisle davanın reddine dair verilen karar davacı vekilinin istinafı üzerine bölge adliye mahkemesince kaldırılmış ve davanın 05.12.2019 tarihinde 7194 sayılı Yasa’nın 41. maddesiyle 3332 sayılı Yasa’ya eklenen geçici 4. maddesi kapsamında olduğu gerekçesiyle açılan dava ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Ancak, bölge adliye mahkemesince gerekçe yapılan 07.12.2019 tarih, 30971 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 41. maddesinde 25.03.1987 tarihli ve 3332 sayılı Sermaye Piyasasının Teşviki, Sermayenin Tabana Yaygınlaştırılması ve Ekonomiyi Düzenlemede Alınacak Tedbirler İle 5422 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu ve 3182 Sayılı Bankalar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici maddenin eklendiği belirtilmiş olup, işbu geçici 4. maddede ”31.12.2014 tarihine kadar, pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak nominal ya da primli değer üzerinden pay veya pay adı altında satışı yapılmış olan her türlü araç, 06.12.2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun kaydileştirmeye ilişkin şartlarına tabi olmaksızın 29.06.1956 tarihli ve 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu ile 13.01.2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında pay addolunur, bu ortaklıklara yapılan ödemeler pay karşılığı yapılmış kabul edilir ve ortaklık ilişkisi kurulmuş sayılır. Bu payların kaydileştirilmemiş olması ortaklık haklarına halel getirmeyeceği gibi ortaklık ilişkisinin kurulmadığı da iddia edilemez. Birinci fıkra kapsamında kurulmuş olan ortaklık ilişkileri hakkında; geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı veya primli pay satışı yapıldığı ileri sürülerek sebepsiz zenginleşme, haksız fiil, sözleşme öncesi görüşmelere aykırılık veya sözleşmeye aykırılık nedenlerine dayalı olarak açılan ve kanun yolu incelemesindekiler dahil görülmekte olan menfi tespit, tazminat veya alacak davalarında, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilir ve yargılama gideri ile maktu vekalet ücreti ortaklık üzerinde bırakılır.” hükmü düzenlenmiş, aynı Kanun’un 52/1-h maddesinde de işbu hükmün yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği hükme bağlanmıştır.
Buna göre, bölge adliye mahkemesince davacının istinaf taleplerinin esasına girilerek ilk derece mahkemesi kararı üzerinde inceleme yapmak gerekirken, davacının kâr payı talebinin anılan yasa kapsamında bulunduğundan bahisle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı ve davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının re’sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı ve davalı vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 20/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.