YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2248
KARAR NO : 2022/6062
KARAR TARİHİ : 20.09.2022
MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 26.02.2019 tarih ve 2017/463 E- 2019/67 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 11.12.2020 tarih ve 2019/733 E- 2020/1141 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının “AMERİKAN” esas unsurlu tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı …’ın davacı markaları ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “americanesthetics.com.tr” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere diğer davalı Kuruma başvurduğunu, 2015/91664 numarasını alan başvuruya davacı tarafın yapılan itirazın davalı Kurum tarafından nihai olarak reddedildiğini, geçmişi 1920 yılına dayanan ve davacının ara vermeden kullanmakta olduğu “AMERİKAN HASTANESİ” adının tanınmış marka vasıflarını haiz olduğunu, davalının, dava konusu marka başvurusunun yanında “AMERİKAN” ibaresini 2016/22404 sayılı başvurusuna da konu ettiğini ve bu başvuruya yaptıkları itirazlarının da reddedildiğini, bunun üzerine açılan YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasının Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2017/87 E. sayılı dosyasına kaydedildiğini, davalının ihlal yaratan kullanımların durdurulması talepli davanın ise Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2017/115 esas sayılı dosyasında derdest olduğunu, davalı şahsın “AMERİKAN ESTETİK ÖZEL CERRAHİ TIP MERKEZİ” adı altında işlettiği tıp merkezinin lokasyon olarak davacının tanınmış hastanesine oldukça yakın bulunduğunu, davalının markasını kullanırken tercih ettiği renk kombinasyonunun davacının tanınmış markalarının renkleri ile birebir aynı olduğunu, davalının mevcut kullanımının tüketici nezdinde karışıklığa yol açtığını, taraf markalarının 556 sayılı KHK’nın 7/1-b ve 8/1-b maddeleri anlamında benzer olduklarını, davalı markasının davacı markalarının serisi olarak algılanacağını, davacının tanınmış markası nedeniyle de başvurunun tescilinin mümkün olmadığını, davalının başvurusunun kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, 2017-M-8860 sayılı YİDK kararının iptaline, tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili, dava konusu başvuru ile davacı markasının kapsamlarının farklı olduklarını, “Amerikan” ibaresinin bir kişinin tekeline verilemeyeceğini, ne “Amerikan” ne de “estetik” kelimesinin kendi başına ayırt ediciliklerinin olmadığını, bu kelimelerin beraber kullanıldıklarında ayırt edicilik sağladıklarını, davacı markalarının tanınmış olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraf markalarının “Amerikan” ibaresinin ortak unsur olması nedeniyle benzediği, taraf marka işaretlerinin bütünsel değerlendirmesinde ortak unsur durumunda bulunan “Amerikan” ibaresinin kaynak gösteren bir sıfat olması nedeniyle ayırt ediciliğinin zayıf olması, markalarda yer alan diğer unsurlar, uyuşmazlık konusu hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin dikkat seviyesinin yüksek olması hususları da dikkate alındığında markaların bir bütün olarak birbirlerine benzer olmadığı, davacının dayanak markalarının tanınmışlığının gerek marka işlem dosyası kapsamında gerek dava dosyası kapsamında ispat edilemediği ve ayrıca taraf markalarının benzer olmaması nedeniyle de mülga 556 sayılı KHK’nın 8/4 maddesi hükmünün somut olaya uygulanma imkânının olmadığı, davacının dayanak yaptığı internet alan adları kapsamındaki markasal kullanımlardan kaynaklı olarak mülga 556 sayılı KHK’nın 8/5 maddesi anlamında tescil engelinin bulunmadığı, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunun iddiasının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; başvuru kapsamında yer alan 44. sınıftaki hizmetlerin tamamı, davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarında yer alan mal ve hizmetlerle aynı/benzer olduklarından emtia benzerliğine ilişkin koşulun somut olayda gerçekleştiği, dosya kapsamında alınan üç ayrı bilirkişi raporunda da bu husus vurgulandığı, dava konusu başvurunun, standart karakterle ve küçük harflerle yazılmış “americanesthetics.com.tr” ibaresinden oluştuğu, başvuruda yer alan “com.tr” ve “esthetics” ibarelerinin ayırt edici nitelikleri olmadığı, başvurunun asli unsuru “american” ibaresi olduğu, davacı markalarının asli unsurunu da “AMERİKAN” ibaresi oluşturduğu, taraf markalarının asli unsurları arasında ayniyet düzeyinde benzerlik bulunduğu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, dosyada mevcut 20.07.2018 ve 18.12.2018 tarihli ikinci ve üçüncü bilirkişi raporlarındaki tespitlere itibar edilmediği, bu raporlarda taraf marka işaretleri arasında benzerlik olduğu belirtilmekle birlikte markalarda ortak olarak yer alan “AMERİKAN/AMERİCAN” ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olması nedeniyle iltibas tehlikesinin doğmayacağı bildirilmiş ise de bir markanın tescilli olduğu sürece korunacağı, markalarda ortak olarak yer alan “AMERİKAN” ibaresinin, başvuru kapsamındaki hizmetler yönünden tanımlayıcı bir niteliğinin bulunmadığı, söz konusu ibarenin ayırt ediciliğinin düşük olduğu kabul edilse dahi başvuruda farklı olarak yer verilen “com.tr” ve “esthetics” ibarelerinin hiçbir ayırt ediciliklerinin bulunmadığı ve bu hali ile başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadıkları hususları gözetildiğinde, bu değerlendirmelere itibar edilmediği ve taraf markaları arasında iltibas tehlikesinin bulunduğunun kabul edildiği, 556 sayılı KHK’nın 8/4. maddesi yönünden, başvuru kapsamında yer alan malların tamamı, davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarında bulunduğundan bu mallar yönünden 556 sayılı KHK’nın 8/4. maddesi koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğini tartışmanın sonuca bir etkisi bulunmadığı, her ne kadar başvurunun kötü niyetli olduğu ileri sürülmüş ise de iyi niyetin asıl olması ve davalının başvuruyu kötü niyetli olarak yaptığının ispat edilemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, YİDK’in 16.10.2017 tarih, 2017-M-8860 sayılı kararının iptaline, markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan ayrı ayrı alınmasına, 20/09/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.