YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2271
KARAR NO : 2022/6312
KARAR TARİHİ : 26.09.2022
MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 11/03/2020 tarih ve 2018/934 E- 2020/200 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi’nce verilen 22/12/2020 tarih ve 2020/963 E.- 2020/1558 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili ile distribütör ve davalı arasında 27/09/2015 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere açık satış noktası sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin bir çok hükmüne aykırılıkla sözleşme hükümlerinin ihlal edildiğini, işleticinin sözleşme süresi içinde işletmeyi kısmen veya tamamen çalıştırmaması, işletmeyi devretmesi veya sözleşmede belirtilen hükümlerden herhangi birine uymaması veya sözleşmenin feshine sebebiyet vermesi halinde almış olduğu mali yardım, katkıların vs. tümünü ödemeyi ve ayrıca 57.000,00 TL cezai şart ile birlikte şirketin/bayinin kâr kaybı da dahil olmak üzere uğradığı her türlü zararını itiraz etmeksizin ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, sözleşme hükümleri gereğince sözleşmenin feshedildiğinin bildirilmesi ve 57.000,00 TL katkı tutarı ile 57.000,00 TL cezai şartın ödenmesi için davalıya ihtarname çekildiğini, ihtarnamenin semeresiz kalması karşısında Ankara 27. İcra Müdürlüğü’nün 2018/13276 Esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını, davalının takibe itirazının haksız olduğunu, davalının, sözleşmenin her sayfasında dava dışı şirket ile birlikte imzasının bulunduğunu, davalının, dava dışı şirket ile birlikte sözleşmenin tarafı olduğunu, sözleşmeyi kendi adına da imzaladığını ileri sürerek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı; sözleşmenin davacı ile dava dışı Kavaklı Gıda İnş. Ltd. Şti. arasında imzalandığını, sözleşmeyi, o dönemde şirket yetkilisinin şehir dışında olması nedeniyle kendisine noter vasıtasıyla verilen 22/04/2016 tarihli vekaletnameye istinaden imzaladığını, şirkette herhangi bir ortaklığının veya müdürlük görevinin bulunmadığını, tacir olmadığını, sözleşmenin ilk bölümünde tarafların açıkça belirtildiğini, kendi isminin sözleşmenin tarafı olarak yer almadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, sözleşmenin ilk kısmında tarafların açıkça belirtildiği, davalı …’nın adının sözleşmenin tarafı olarak yer almadığı, davalının sözleşmeyi dava dışı Kavaklı Gıda İnş. Ltd. Şti.’yi temsilen kendisine verilen vekaletnameye istinaden imzaladığı, sözleşmenin yerine getirilmesi hususunda şahsi bir yükümlülük altına girmediği, sözleşmeyi kendi nam ve hesabına imzalamadığı, kefil yahut garantör sıfatıyla da imzalamadığı, bu nedenle sözleşmeden doğan borç ve yükümlülüklerden kendisine husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın taraf sıfatı (pasif husumet) yokluğundan reddine usulden reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalıya husumet yöneltilemeyeceğine ilişkin belirlemenin doğru olduğu ancak husumetin, dava ehliyetinden farklı olarak usulle değil, davanın esası ile ilgili olduğu, bu nedenle davacının istinaf başvurusunun bu yönden kabulü gerektiği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın taraf sıfatı yokluğu sebebiyle reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 26/09/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.