YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2599
KARAR NO : 2022/8485
KARAR TARİHİ : 29.11.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ16. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 31.10.2017 tarih ve 2015/68 E. – 2017/157 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 28.01.2021 tarih ve 2018/37 E. – 2021/159 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 29.11.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, mobil uygulamaları sunan davalı şirket ile 01/10/2013 imza tarihli Mobil Uygulama Hizmeti Sözleşmesi’ni (Sözleşme) akdettiklerini, davalının, sözleşme metin ve eklerinde ayrıntılı olarak tanımlanan yazılımı, münhasıran müvekkili şirkete hasretmek üzere geliştirmeyi taahhüt ettiğini, söz konusu yazılım sayesinde oluşturulan mobil platform üzerinden mobil uygulama yaratma imkanı olabilecek ve uygulamaya ilişkin tüm fikri ve sınai hak ile sözleşme detaylarıyla belirlenen veya sözleşme kapsamında geliştirilecek olan ürün ve yazılımların kaynak kodların hizmet bedelinin ödenmesi karşılığında fikri hakkının ve diğer tüm haklarının münhasıran müvekkili şirketin mülkiyetinde olduğu halde davalının, belirtilen yükümlülüklerine aykırı davrandığını, Sözleşme kapsamında taahhüt ettiği yazılım ürününü eksikliklerle müvekkili şirkete teslim ettiğini, hak sahibi olduğu yazılımı müşterilerine sunabilmesi açısından çoğaltması elzem olan yazılım bölümüne sadece davalı şirketin onayıyla erişimi mümkün kılındığını, davalının, sözleşmenin 7.7. ve 11.2. maddelerine aykırı davranarak yalnızca müvekkil şirket için üretilen ve tamamen müvekkil şirket mülkiyeti altında olan yazılım ürününün neredeyse aynısını üçüncü kişilere sunduğunu, ifşa ve satışa konu ettiğini, davacının 13/11/2014 tarihli ihtarname ile davalıya sözleşmeye aykırılığın giderilmesini bildirdiğini ancak sözleşmeye aykırı davranılmaya devam edildiğini, müvekkili şirketin tüm haklarını ihtiva ettiği bir platformu kendi inisiyatifi ile kullanamamasının söz konusu olduğunu, davalı tarafından kullanımı engellenen yazılım ürününün kullanılabilmesi amacıyla müvekkili şirket tarafından gerçekleştirilen harcamaların tazmininin gerektiğini, zira müvekkil şirketin, davalı tarafından FSEK anlamında hakları müvekkile ait olan yazılım ürününün kullanılabilmesi amacıyla farklı firmalarla ek çalışmalar yapmak zorunda kaldığını, başta fikri haklar olmak üzere, tüm hakları müvekkil şirkete ait olan yazılımın davalı tarafından kullanımın men’inin, müvekkil şirketin hali hazırdaki ve her ihtimalde muhtemel zararının önlenmesi ve haklarının korunması açısından bir gereklilik olduğunu belirterek; sözleşme kapsamı dışındaki ödemeleri kapsayan, dava tarihinde devlet bankalarına uygulanan en yüksek döviz faiz oranı ile birlikte 41.000-USD ile zarar tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte 25.000-TL + KDV maddi tazminatın, diğer fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere davalıdan tahsiline karar verilmesini, HMK md.400 uyarınca yazılım ürününün kısıtlandığına, müvekkilin yazılım ürününün üçüncü kişilere sunulduğuna, müvekkilin haklarının tecavüze uğradığına ilişkin delil tespitinin, verilerin kaybolma veya silinme tehlikesi olması sebebiyle, özellikle davalı firma sunucuları ve bilgisayar kayıtları üzerinde uzman bilirkişilerce tespit edilmesine karar verilmesini, FSEK md. 67- 69 maddeleri uyarınca tecavüzün ref’ine karar verilmesini, yazılım ürününün davalı ve üçüncü şahıslarca kullanımının men’ini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı taraf ile akdedilen sözleşmenin konusunun, davalı müvekkilinin mobil uygulama ve danışmanlık hizmeti vermesi karşılığında davacının da sözleşmede belirtilen bedelleri ödemesi ve bu doğrultuda tarafların hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesi olduğunu, davalı müvekkilin sözleşmede yazılı olan yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve yazılım projesini tüm kodları ile birlikte ve eksiksiz bir şekilde davacıya teslim ettiğini, davacının hizmetin eksik verildiği ya da gereği gibi verilmediğinden bahisle sözleşmenin feshi yönünde herhangi bir bildirimi olmadığını, davacıya teslim edilen projenin sözleşme, hazırlık, test, kabul, onay, teslim, ödeme, garanti süresi olmak üzere uzun bir süreçten geçtiğini, sözleşmenin 01.10.2013 tarihinde imzalandığını ve 6 aylık garanti süresi olduğunu, davacının, sözleşme kapsamındaki yazılım projesinin davalı müvekkilinin onay sisteminden geçerek kullanıldığını bildiğini, müvekkilinin, sözleşmenin akdedilmesinden sonra yazılım projesinin içeriğini, fonksiyonlarını ve teknik özelliklerini gösteren analiz raporunu davacıya göndererek kabul ve onay istediğini, davacıdan kabul ve onay aldıktan sonra yazılım projesini davacıya teslim ettiğini ve davacı tarafça projenin kabul edildiğini, sözleşmenin 5.2. maddesi uyarınca bakiye hizmet bedelinin projenin tesliminden sonra düzenlenecek faturadan sonra ödeneceğinin hüküm altına alındığını, davacının bu bedeli kendisine gönderilen fatura sonrasında ödediğini, bu durumun da yazılım projesinin davacı tarafından kabul edilip teslim alındığının en büyük ispatı olduğunu, teslimden itibaren sözleşmenin 6.5. maddesinde belirtildiği üzere 6 aylık garanti süresi içerisinde davacıya ücretsiz bakım ve destek verilebildiği halde dışardan hizmet alımının yerinde olmadığını, Sözleşmenin 6.10 maddesinde “TMOB, mobil uygulama hizmetinin yayına geçmesi için ilgili uygulama sahîbî olacak firma adına, ilgili uygulama platformunun yayıncısından (Apple, Google \ Play)’lisans almakla yükümlüdür” dendiğini, verilen hizmetin bu onay sistemini içerdiğinin davacı yanca da bilindiğini, davacının dilekçesinde adı TAPPZ isimli platformun, davacıya teslim edilen proje ile bağlantısı olmadığını, birbirinden ayrı ve farklı fonksiyonlar içerdiğini, bu nedenle davacıya teslim edilen yazılım projesinin üçüncü kişilere sunulduğu ve satıldığı iddiasının kabulünün mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporuna göre, davacı tarafça onay butonu nedeniyle yazılım projesinin davalının onay sisteminden geçerek kullanıldığını ve bunun sözleşmeye aykırılık teşkil ettiğini beyan ettiği ancak sözleşmenin aynı zamanda bir iş birliği sözleşmesi olduğu ve sözleşmenin 5.3 maddesi ve 7.7 maddesi ile sözleşmenin eki olan analiz dökümanı uyarınca davalı şirketin davacının teslim edilen yazılım projesi üzerinden müşteri alması durumunda her müşteriden % 20 komisyon alacağının hükme bağlandığı, analiz dökümanında da davacı tarafın bu hususları kabul ettiği gözönüne alınarak onay butonunun taraflar arasındaki sözleşmeye aykırılık teşkil etmediği, bilirkişi raporu ile davacıya teslim edilen TANI proje kodu ile TAPPZ platformu uygulama kodları ve iki yazılımın birbirinden farklı olduğu, ekran benzerliklerinin bir çok mobil uygulama platformunda aynı olduğunun beyan edildiği, yazılımın üçüncü kişilere kullandırıldığına dair davacı iddiasının da yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, kararı istinaf etmiştir.
Bölge adliye mahkemesince, davalı yanın davacı yan için hazırladığı program bir mobil uygulama oluşturma programı olduğu, sözleşme ile sadece bu mobil uygulama hazırlamaya elverişli programın yapılması kararlaştırılmamış; taraflar aynı zamanda bir işbirliği sözleşmesi de imzalamış olduğu zira sözleşmenin işbirliğini düzenleyen hükümlerine göre ; üçüncü kişi kullanıcılarla (mobil uygulamayı satın alanlar) ilgili olarak ” her entegrasyon başına entegrasyon bedelinin % 20’si oranında davalının davacıya fatura düzenleyeceği, bu durumun sistemin davalının da dahil olduğu bir çalışma sistemi olduğunu gösterdiği, yine sözleşmenin 7.7 maddesinde işbirliğinin 5 yıl devam edeceği ve işbirliği çerçevesinde sözleşmenin yürüyeceği davacıya karşı edim olarak yüklendiği, yapılan teknik analizde teslim edilip çalıştırılamayan kodların ; davacı yanın sistemsel güncellemelerinin yapılmamış olmasından kaynaklandığı, program güncellendiğinde kodların çalıştığı, taraflar arasındaki sözleşme bir bütün olarak değerlendirildiğinde ; davacı yana teslim edilen kodların dışında ; üçüncü kişilere satış ve o kişilerin sisteme dahil olması aşamasında davalının bilgi/onay aşamasının olması, davalının davacıya keseceği % 20 ücret faturasının oluşturulabilmesinin temel fonksiyonu olup bu hususun davacının bilgisi dahilinde olduğu Sözleşme eki analiz dökümanları ile belirlenmiş olduğundan davacıya teslim edilmesi gereken kodların teslim edildiği, davacının güncelleme yapmamasından kaynaklanan çalışmama durumunun davalının sorumluluğunda olmadığı, güncel ortamda tüm kodların çalıştığı anlaşılmakla ; davalının edimini yerine getirdiği, sözleşmeye aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, kararı temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 29/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.