Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/3844 E. 2022/9063 K. 14.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3844
KARAR NO : 2022/9063
KARAR TARİHİ : 14.12.2022

MAHKEMESİ :… BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 20.09.2018 tarih ve 2017/133 E. – 2018/819 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin reddine-kısmen kabul-kısmen reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi’nce verilen 04.03.2021 tarih ve 2020/184 E. – 2021/237 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili tarafından duruşmalı, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilince duruşmasız olarak istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 13.12.2022 günü hazır bulunan asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili Av. … ile asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi Dr. … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, müvekkili şirketin 12.01.2017 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan kararlara muhalefet şerhi düşen davalı ortak …’in, olağanüstü genel kurul toplantısı sonrası şirket yönetim kurulu usulüne uygun olarak imtiyazlı pay sahipleri kurulunu toplantıya davet etmesine ve yeterli çoğunluğun sağlanamamış olması sebebiyle toplantının yapılamadığına dair tutanak tutulmasına rağmen emredici nitelikteki TTK’nın 454. maddesi hükmüne aykırı olarak yönetim kuruluna ve mahkemeye başvuru yapmaksızın ve imtiyazlı pay sahiplerini toplantıya davet etmeksizin tek başına toplantı tutanağı düzenleyerek tebliğ ettiğini, davalı tarafça müvekkili şirkete tebliğ edilen özel kurul tutanağının kanun ve ana sözleşmeye göre batıl olduğunu iddia ederek butlanla sakıt olduğunun tespitine ve 12.01.2017 tarihli olağanüstü genel kurul kararının tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı vekili, müvekkilinin imtiyazlı pay sahibi olduğu davacı şirketin 20.01.2014 tarihli ana sözleşme değişikliği doğrultusunda imtiyaz hakkının gerçek kişilere tanındığını, bilahare yapılan hisse devirleri neticesinde şirkette imtiyazlı pay sahibi olarak sadece müvekkili … ile …’ün kaldığını, 12.01.2017 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulda alınan kararların ise sadece müvekkilinin imtiyaz haklarını ortadan kaldıracak nitelikte olduğunu, gerçek kişi pay sahiplerine tanınan imtiyaz hakkının müvekkili açısından olağanüstü genel kurulda alınan kararlar ile ortadan kaldırıldığını, yine yönetim şemasında ana sözleşmeye aykırı olarak değişikliğe gidildiğini, TTK’nın 454. maddesinin imtiyazlı pay sahiplerini bu tür hukuka aykırılıklara karşı koruyan bir hüküm olduğunu, bu sebeple imtiyazlı pay sahipleri kurulunun 12.01.2017 tarihinde …’in katılımıyla toplandığını ve 12.01.2017 tarihli olağanüstü genel kurulun onanmamasına karar verildiğini, davacının butlanını talep ettiği imtiyazlı pay sahipleri kurulu kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davacı vekili, davalı şirketin 21.12.2011 tarihinde kurulduğunu, her biri 25 TL nominal değerde 16.000 adet paydan oluşan 400.000.- TL sermayeye sahip olduğunu, kuruluş tarihi itibariyle kuruculardan …’in %20, ortaklardan …’ün %20, …’nun %25, Vahit Kapıcıoğlu’nun %5 ve Bülent Sungur’un %30 oranında hisseye sahip bulunduğunu, kuruluştan bir süre sonra şirketin paylarının bir kısmının Çin menşeili Şangai elektrik şirketine devredildiğini, hisse devrinden sonra hissedarlar anlaşması ve buna uyumlu olarak ana sözleşmede değişikliğe gidilerek bazı pay sahibi gruplara imtiyaz hakkı tanındığını, buna göre yönetim kurulunun 2 üyesinin gerçek kişi imtiyazlı pay sahipleri temsilcileri ve bu kişilerin önereceği kişiler arasından seçileceğinin düzenlendiğini, 2014 yılında ana sözleşmede yapılan değişiklikle imtiyazların bazıları kişilere tanınmışken, bazılarının ise gerçek kişi pay sahipleri kuruluna verildiğini, imtiyaz hakkı tanınan …, Bülent Sungur ve Vahit Kapıcıoğlu’nun hisselerini tüzel kişi ortak SEP’e devrettiğini, devirden sonra şirkette sadece gerçek kişi olarak … ile …’in kaldığını, bu devir işlemlerinden sonra şirketin genel kurulu 12.01.2017 tarihinde olağanüstü toplantıya çağırdığını ve bu defa şirket ana sözleşmesinin 3,5,11,13,14,15,16 17,23 ve 33. maddelerinin değiştirilmesinin, yönetim kurulu üyelerinin atanmasının görüşüleceği hususunun bildirildiğini, müvekkilinin davalı şirkete ihtarname göndererek çağrının usulüne uygun olmadığını, gerek kanuna gerekse hissedarlar anlaşmasına aykırı olarak müvekkilinin imtiyaz haklarının tamamen ortadan kalkacak olması nedeniyle bu toplantının yapılamayacağı itirazında bulunduğunu, toplantı çağrısının, davetin usule ve yönetmeliğe aykırı bir şekilde yapıldığını, ilan ile toplantı tarihi arasında olması gereken iki haftalık süreye riayet edilmediğini, bu sebeplerle olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların iptali gerektiğini, ayrıca ana sözleşme değişikliğinin kanuna, ana sözleşmeye, hissedarlar anlaşmasına ve dürüstlük kuralına aykırı olması nedeniyle buna yönelik olağanüstü genel kurul kararlarının iptalinin gerektiğini, genel kurulda seçilen yönetim kurulu üyelerinin seçimlerinin de kanuna açıkça aykırı olduğunu iddia ederek 12.01.2017 tarihinde yapılan davalı şirketin olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların iptalini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili, müvekkil şirketin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü’nde kayıtlı bir anonim şirket olup, şirketin yönetim kurulunca 23.12.2016 tarihinde esas sözleşmede öngörülmüş olan toplantı ve karar yeter sayısına uyulmak suretiyle şirket esas sözleşmesinin bazı maddelerinin değiştirilmesi ve yönetim kurulu üyelerinin seçilmesi hususunda 12.01.2017 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısı yapılmasına karar verildiğini, anılan karara istinaden yasada ve sözleşmede öngörülen usul nisaplara uyulmak suretiyle 12.01.2017 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısı yapıldığını, olağanüstü genel kurul toplantısında şirketin tüm paylarının temsil edildiğini, ancak davacı …’in şirkete keşide ettiği ihtarnameyle haklarının ihlal edildiğinden bahisle bir takım itirazlar ileri sürdüğünü, ayrıca genel kurul sırasında itirazlarını tekrarladığını ve tutanağa geçirttiğini, davacı tarafça iddia edildiği üzere istifa nedeniyle yönetim kurulunun kurul vasfını kaybetmesi söz konusu olmadığı gibi dava konusu yapılan olağanüstü genel kurul çağrısı usul ve yasaya, yönetmeliğe uygun olarak gerçekleştirildiğini, kabul etmemekle birlikte aksi düşünülse dahi genel kurulun toplantıya çağrılmasına dair usule uyulmamasının tek başına alınan kararların iptali sonucunu doğurmayacağını, davacının genel kurul kararlarının iptaline ilişkin ileri sürdüğü sözde imtiyazlarının ortadan kaldırıldığı iddiasının genel kurul kararlarının iptaline ilişkin olarak kanunda belirtilen sebeplerden olmadığını, dolayısıyla huzurdaki davada imtiyazların ortadan kaldırıldığı iddiasının dinlenemeyeceğini, dava konusu olağanüstü genel kurulda alınan kararların, ana sözleşme değişikliğine ilişkin olmasına rağmen ana sözleşmedeki ilgili maddelerin değiştirilemeyeceğine dair bir düzenlemenin bulunmaması karşısında davacının iddiasının dinlenemeyeceğini, ayrıca davacının, Türk Ticaret Kanunu’nun 454/2. maddesi gereğince yasal süre içinde imtiyazlı pay sahipleri kurulunu toplantıya davet etmediğini, mahkemeden izin talebinde bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi’nce, asıl davada dava konusu davalı …’in çağrısı ile gerçekleştirilen 12.01.2018 tarihli imtiyazlı pay sahipleri genel kurulunda alınan kararların “öncelikle genel kurulun toplantıya davet edilmesinin yönetim kurulundan talep edilmesi aksi halde mahkemeden genel kurulun toplanmasına izin talebinde bulunulması” yasal prosedürüne uygun olarak hareket edilmeksizin usulsüz çağrı ile toplanması, diğer ortakların iştirak etmemesi, hükümet komiserinin bulunmaması ve Türk Ticaret Kanunu’nun 454. maddesine aykırı olması nedeniyle butlanla sakıt olduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, birleşen davada davalı şirketin 12.01.2017 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısının toplantı gündeminin 3. maddesinde görüşülen ana sözleşme tadil tasarı metnine ilişkin 11-11.1-11.2-13-14-15 ve 17. maddeleri ile yine olağanüstü genel kurul gündeminin 4. maddesinin kanuna, ana sözleşmeye ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle bu maddelerin iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, TTK’nın 454/2. maddesi uyarınca imtiyazlı pay sahipleri özel kurulunu toplantıya çağırma yetkisinin yönetim kuruluna ait olduğu, yönetim kurulunun, en geç genel kurul kararının ilan edildiği tarihten itibaren bir ay içinde özel kurulu toplantıya çağırmaz ise o halde, her imtiyazlı pay sahibinin yönetim kurulunun çağrı süresinin son gününden başlamak üzere on beş gün içinde, bu kurulun toplantıya çağrılmasını şirketin merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinden isteme hakkı bulunduğu, davacı/birleşen dosya davalısı Emba Elektrik Üretim A.Ş. yönetim kurulunun İmtiyazlı Pay Sahipleri Özel Kurulu’nu toplantıya çağrısının 18.01.2017 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlandığına göre ve ilanda belirtilen 08.02.2017 tarihinde bakanlık temsilcisi ve … vekilinin katılımı ile toplantı açılışı yapıldığına göre davalı/birleşen dosya davacısı …’in tek başına İmtiyazlı Pay Sahipleri Özel Kurulu yapma yetkisi bulunmadığı, kanunun açık düzenlemesine aykırı olan ve … tarafından düzenlenen 12.01.2017 tarihli İmtiyazlı Pay Sahipleri Özel Kurulu Toplantı tutanağının hukuki bir geçerliliği bulunmadığı, ana sözleşme değişikliğinden etkilenen tek imtiyazlı pay sahibinin … olduğu ve tek başına %100 katılım ile özel kurul toplantısını düzenleyebileceği iddia edilmiş ise de, ana sözleşmenin değiştirilen maddesinde gerçek kişi pay sahipleri grubuna yönetim kurulunda temsil imtiyazı tanınmış olup, doğrudan …’e tanınan bir imtiyaz bulunmadığından bu savunmaya itibar etme olanağı bulunmadığı, bu nedenle İlk Derece Mahkemesi’nce asıl davanın kabulü ile davalı … tarafından yapılan 12.01.2017 tarihli imtiyazlı gerçek kişi pay sahipleri özel kurulunda alınan kararların butlanla sakıt olduğunun tespitine ilişkin kararda bir isabetsizlik görülmediği,
Davalı/birleşen dosya davacısı …’in şirkette pay sahibi olması nedeniyle genel kurul kararının kanuna, ana sözleşme ve dürüstlük kuralına aykırılık iddiası ile iptal davası açma hakkı bulunduğu, davacı/birleşen dosya davalısı Emba Elektrik Üretim A.Ş.’nin 12.01.2017 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında değiştirilen ana sözleşmenin 11. maddesi ile grup imtiyazı düzenlemesinin kaldırıldığı, isim ve unvanları zikredilmek suretiyle doğrudan kişilere yönetim kuruluna aday önerme hakkı tanındığı, oysa TTK’nın 360/1. maddesinde, esas sözleşmede yönetim kurulu üyeliği için aday önerme hakkının, yönetim kurulu üyelerinin, belirli bir grup oluşturan pay sahipleri, belirli pay grupları ve azlık arasından seçileceği esas sözleşmede düzenlenerek tanınabileceğinin düzenlendiği, TTK’nın 340. maddesinde ise, esas sözleşmenin, Kanun’un anonim şirketlere ilişkin hükümlerinden ancak Kanun’da buna açıkça izin verilmişse sapabileceğinin düzenlendiği, esas sözleşmenin yönetim kurulunun belirlenmesine ilişkin maddesinde aday önerme hakkı imtiyazı kanunun öngördüğü şekilde yalnızca belirli bir grup oluşturan pay sahipleri, belirli pay grupları ve azlık’a verilebilecekken ismen belli şirket ortaklarına verilmiş olması kanuna açıkça aykırı olduğu, her ne kadar ileri sürülen bir kısım doktrinsel görüşte doğrudan ismen aday önerme yetkisi verilebileceği savunuluyor ise de, Türk Ticaret Kanunu’nun 360. maddesinin birinci fıkrasındaki sınırı aşsa bile müktesep hak sayılacağı kabul edilen tek düzenlemenin 6103 sayılı TTK’nın Yürürlük Kanunu’nun 28/2. maddesindeki 6762 sayılı eski Kanun zamanında ve Türk Ticaret Kanunu’nun kabul edilmesinden en az bir yıl önce esas sözleşme hükmü ile bazı pay gruplarına tanınmış olan yönetim kurulu üyeliği için aday gösterme hakkına ilişkin düzenleme olduğu, bunun dışında TTK’nın 360/1. maddesindeki sınırı aşan hiçbir aday gösterme hakkının bir imtiyaz olmayacağı gibi bir müktesep (akdi) hak olarak da değerlendirilemeyeceği, bunun yanı sıra TTK’nın 357. maddesine göre, pay sahipleri eşit şartlarda eşit işleme tabi tutulması gerektiği, davacı/birleşen dosya davalısı Emba Elektrik Üretim A.Ş.’nin sadece iki gerçek kişi ortağı kalmış olup bunlar … ve … olduğu, bu iki ortağın sermaye paylarının eşit olduğu, buna karşın değiştirilen 11. madde ile …’e yönetim kuruluna aday olma veya 1 (bir) aday önerme hakkı verildiği, aynı oranda sermayeye sahip gerçek kişi ortaklar arasında eşitliği bozan bu uygulamanın haklılığını gösterir herhangi bir delile rastlanmadığı, her iki halde de 11. maddedeki değişikliğin kanuna ve dürüstlük kuralına aykırı olup iptali gerektiği, TTK’nın 366/1. maddesine göre, yönetim kurulunun her yıl üyeleri arasından bir başkan ve bulunmadığı zamanlarda ona vekâlet etmek üzere, en az bir başkan vekili seçeceği, esas sözleşmede, başkanın ve başkan vekilinin veya bunlardan birinin, genel kurul tarafından seçilmesinin öngörülebileceği, ana sözleşmenin değiştirilen 11.1 maddesinde, yönetim kurulu başkan ve başkan vekilinin yönetim kurulu tarafından Shanghai Electric Power Co. Ltd.’nin önerdiği adaylar arasından seçileceği düzenlenmiş olup bu düzenlemenin de anılan kanuni düzenlemeye uygun olmadığı, kanunda pay sahibi de olsa ismen zikredilen bir kişinin yönetim kurulu başkan ve başkan vekilliği için aday önerebileceği ve bu adayın seçilmesi gerektiğine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, ana sözleşme değişikliği ile kabul edilen üst yönetimin atanmasına ilişkin 11.2 maddesinde, finans müdürü, teknoloji müdürü, ve genel müdür yardımcısının Shanghai Electric Power Co. Ltd.’nin önereceği adaylar arasından atanacağının düzenlendiği, TTK’nın 375/1-d maddesinde, müdürlerin ve aynı işleve sahip kişiler ile imza yetkisini haiz bulunanların atanmaları ve görevden alınmaları yönetim kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez görev ve yetkileri arasında sayıldığı, bu düzenlemeye göre yönetim kurulunun müdür atamasına ilişkin yetkisinin Shanghai Electric Power Co., Ltd.’nin önereceği adaylar arasından atanması şeklinde sınırlandırılmasının mümkün olmadığı, her ne kadar şirketin 10.01.2014 tarihli olağan genel kurulunda kabul edilen benzer düzenlemeler bulunduğu ve bu sebeple 11.1 ve 11.2 maddelerinin iptalinin istenmesinin dürüstlük kuralına aykırılık oluşturacağı ileri sürülebilir ise de, önceki uygulamada gerçek kişi ortaklara tanınan imtiyazın kaldırılmış olması nedeni ile değişen durum ve koşullarda yeni durumun davalı/birleşen dosya davacısı aleyhine sonuçlar doğuracak nitelikte olması sebebiyle bu maddelerin iptalinin istenmesinin dürüstlük kuralına aykırılık teşkil etmeyeceği, bu haliyle 11.1 ve 11.2 maddelerinin iptali gerektiği, iptal istemine konu yönetim kurulunun görev süresine ilişkin 13. maddesinde, “…boşalan üyeliğe genel kurulca yeni bir seçim yapılır; bu durumda yeni üye, yine boşa çıkan yönetim kurulu üyesini aday gösteren ilgili pay sahibi tarafından önerilen adaylar arasından seçilir. Yönetim kuruluna yapılacak tüm seçimlerde ve atamalarda 11. madde hükümlerine tam anlamıyla uygun davranılacaktır.” şeklinde bir düzenleme olup bu madde iptali gereken 11. madde ile doğrudan ilişkili olup, üyelikte boşalma halinde 11. madde esas alınarak seçim yapılacağı düzenlendiğinden bu maddenin de iptali gerektiği, her ne kadar ana sözleşme değişikliğiyle değiştirilen 14. maddenin de mahkemece iptaline karar verilmiş ise de, bu madde dava konusu olmadığı gibi esasen önceki düzenlemeden esas itibariyle ayrılmadığı, ana sözleşme değişikliğine ilişkin 14. madde dava konusu olmayıp hakkında karar verilmesine gerek bulunmadığından, bu maddeye ilişkin mahkemece hüküm oluşturulmasının isabetli olmadığı, iptal istemine konu 15, 17 ve 23. maddelerin yönetim kurulu toplantı ve karar nisapları, yönetim kurulunun temsili ve genel kurulun toplantı ve karar nisabına ilişkin olduğu, 15. ve 17. maddeye ilişkin bilirkişi raporundaki değerlendirmede bu değişikliklerin imtiyazlı pay sahipleri grubunun haklarını etkilediği belirtilmiş ise de, bu durum imtiyazlı pay sahiplerinden …’ün değişikliğe olumlu oy kullanması nedeni ile özel kurulun toplantı nisabı sağlanamayacak olması nedeni ile kanun gereği yapılamayacak olması nedeniyle ana sözleşme değişikliği uygulanabilir nitelikte olup, gerçek ve tüzel kişi grupların imtiyazlarının kaldırılması sürecinde bir usulsüzlük bulunmadığından imtiyazlı grubun hakkının etkilenmesi iptal sebebi olarak kabul edilemeyeceği, 23. madde ise toplantı ve karar nisaplarını azaltmakla birlikte Türk Ticaret Kanunu’nda bunu sınırlandıran bir düzenleme bulunmadığı, ayrıca az önce açıklanan gerekçe ile imtiyaz hakkının zedelendiğine de dayanılamayacağı, gündemin 4. maddesinde ise yönetim kurulu, ana sözleşme değişikliği ile yeniden düzenlenen ve iptalle malül 11. maddeye göre seçildiğinden gündemin 4. maddesi uyarınca yapılan yönetim kurulu seçiminin de iptali gerektiği,
Asıl dava yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı-birleşen dosya davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, birleşen dava yönünden ana sözleşmenin 23. maddesine ilişkin davanın reddedilmesinde ve ana sözleşmenin 11-11.1-11.2-13 maddeleri ile gündemin 4. maddesi uyarınca yönetim kurulu seçimine ilişkin kararın iptaline karar verilmesinde herhangi bir şekilde hukuka aykırılık görülmediğinden taraf vekillerinin bu kararlara yönelik istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine, İlk Derece Mahkemesi’nce ana sözleşmenin 14, 15 ve 17 maddelerine ilişkin değişiklik yönünden ise bu maddelerle getirilen düzenlemelerin imtiyazlı pay sahipleri arasındaki dengeyi bozduğundan bahisle bu maddeler yönünden davanın kabulüne karar verilmesinin isabetli görülmediği, bu nedenle davacı-birleşen dosya davalısı vekilinin istinaf başvurusunun ana sözleşmenin 14, 15 ve 17 maddelerine ilişkin değişiklik yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından esas hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı/birleşen dosya davacısı vekilinin asıl ve birleşen dosyaya ilişkin istinaf başvurusunun ayrı ayrı reddine, davacı/birleşen dosya davalısı vekilinin istinaf başvurusunun genel kurul kararının ana sözleşmenin 14, 15 ve 17. maddelerinin değiştirilmesine ilişkin kısımları yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, asıl dava yönünden, davalı …’in çağrısı ile 12.01.2017 tarihinde yapılan imtiyazlı gerçek kişi pay sahipleri özel kurulunda alınan kararların butlanla sakıt olduğunun tespitine, birleşen dava yönünden davalı …Ş.’nin 12.01.2017 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısının toplantı gündeminin 3. maddesinde görüşülen ana sözleşme tadil tasarı metnine ilişkin 11-11.1-11.2-13. maddeleri ile yine olağanüstü genel kurul gündeminin 4. maddesinin kanuna, ana sözleşmeye ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olması nedeniyle iptaline karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince asıl ve birleşen davada esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalı-birleşen davacı …’in asıl davaya yönelik tüm temyiz itirazlarının, birleşen davaya yönelik aşağıdaki bent dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine, birleşen dosya davalısı EMBA’nın birleşen davaya yönelik tüm temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesinin asıl davada davanın kabulüne dair kararı usul ve yasaya uygun görülmekle onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Asıl dava, 12.01.2017 tarihli anonim şirket olağanüstü genel kurul kararına karşı muhalif kalan pay sahibi davalı …’ın, imtiyazlı paylar genel kurul toplantısı yapılmaksızın, imtiyazın ortadan kaldırılmasına dair olağanüstü genel kurul toplantısında (OÜGKT) alınan kararlara onay vermediğine ilişkin tek başına aldığı kararın butlanla sakıt olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Birleşen dava ise, ortak ve imtiyazlı pay sahibi olduğunu ileri süren davacı … tarafından, davalı … şirket aleyhine, 12.01.2017 tarihli OÜGKT’da alınan kararların iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacı-B. Dosya davalısı EMBA şirketinin kuruluşu aşamasında davalı-b.dosya davacısı …’in %20, …’ün %20, Bülent Sungur’un %30 ve Vahit Kapıcıoğlu’nun %5 oranında pay sahibi oldukları, bir süre sonra bir kısım ortakların hisselerini Çin’li Shangay Electric Power Ltd (SEP)ortağa devrettikleri ve bu aşamada ortaklar arasında hissedarlar sözleşmesi imzalandığı, 10.01.2014 tarihli olağan genel kurul toplantısında Şirket Ana Sözleşmesinin yönetime ilişkin 11. maddesinin, Çinli ortağın %50,01, Bülent Sungur’un %14,1, …’nun %11,75, …’in %9,4 ve Vahit Kapıcıoğlu’nun %2,35 oranında hissedar oldukları, bu toplantıda YK’nın 6 üyeden oluştuğu, YK’nın 3 üyesinin Çinli ortak SEP’in önerdiği, 1 üyesinin Aiv-Int. Company’nin önerdiği, diğer 2 üyesinin ise gerçek kişi ortakları temsilen … ve …’ün kendileri veya bunların önereceği kişiler arasından seçilmesi şeklinde değiştirildiği anlaşılmaktadır. Bu dosyada dava konusu olan 12.01.2017 tarihli OÜGK toplantısında ise ana sözleşmenin 11. Maddesinde yapılan değişiklikle yönetim kurulu üye sayısının 8’e çıkartıldığı, 6 üyeyi belirleme yetkisinin SEP’e, 1 üyeyi belirleme yetkisinin AIC’e verildiği, kalan 1 üyenin ise … veya onun tarafından önerilen kişi olmasının kabul edildiği, bu toplantı öncesinde gerçek kişi ortaklar Eray ve Vahit’in hisselerini Çin’li ortağa devrettikleri ve gerçek kişi ortak olarak sadece … ve …’ün kaldıkları, toplantıda alınan kararlara sadece …’in karşı oy kullandığı, daha önceki ağırlaştırılmış toplantı nisabı olan %75’in, %66,6’ya indirildiği anlaşılmaktadır.
İlk Derece Mahkemesince, davalı ortak …’in tek başına aldığı İmtiyazlı Pay Sahipleri Özel Kurulu (İPSÖK) kararının butlanına, birleşen dava yönünden ise davanın kısmen kabulü ile OÜGKT’da toplantı gündeminin 3. maddesinde görüşülen ana sözleşme tadil tasarı metnine ilişkin 11-11.1-11.2-13-14-15 ve 17. maddeleri ile yine olağanüstü genel kurul gündeminin 4. maddesinin iptaline karar verilmiş, diğer maddeler yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Olaya uygulanacak 6102 sayılı TTK’nın 478. maddesi uyarınca, ilk esas sözleşmeyle veya esas sözleşme değişikliğiyle bazı paylara imtiyaz tanınabilir. İmtiyaz mali haklara ilişkin olabileceği gibi yönetsel haklara ilişkin de olabilir. TTK’nın 360. maddesi uyarınca, esas sözleşmede yer verilmek koşuluyla “belirli bir grubu oluşturan pay sahiplerine ve azlığa yönetim kurulunda temsil edilme hakkı tanınabilir. Dairemizin yerleşik içtihatları doğrultusunda imtiyaz belirli grup ortaklık paylarına veya azlığa tanınır. TTK’nın 452. maddesinde bahsedilen müktesep haklar ise bizzat ortağın şahsına tanınır. İmtiyazlı paylar ortaklık paylarının devriyle birlikte aynı niteliği haiz olan yeni ortağa geçerken, müktesep haklar ortaklık paylarının devriyle birlikte yeni ortağa geçmez. TTK’nın 421/3-b maddesi uyarınca sermayenin en az %75’ini oluşturan pay sahiplerinin olumlu oyu ile payda imtiyaz oluşturulması mümkün iken, belirli bir ortak lehine oluşturulan müktesep haklar ise sözleşmesel haklar niteliğindedir ve oluşturulması diğer tüm pay sahiplerinin olumlu oyunu gerektirir.
Davaya konu 12.01.2017 t. OÜGKT öncesinde, anonim şirket esas sözleşmesinin 11. Maddesine göre; YKÜ sayısının 6 olduğu, tüzel kişi ortakları temsil eden üye sayısının 4/6 (%66,6), gerçek kişileri temsilen seçilecek yönetim kurulu sayısının 2/6 (%33,3) olduğu halde, yönetim kurulu üye sayısının 8’e çıkarılmasıyla birlikte tüzel kişilerin belirleyeceği YKÜ sayısının 7/8 (%87,5), gerçek kişi YKÜ sayısının 1/8’e (%12,5) indirildiği, bu şekilde gerçek kişi ortaklara tanınan YK’da temsil edilme oranının düşürüldüğü ve imtiyazının zedelendiği, her ne kadar TTK’nın 454. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak İPSÖK onayına sunularak bu konuda bir ret veya kabul kararı alınmamış ise de, OÜGKT’da alınan kararların aynı zamanda TTK’nın 445. maddesi uyarınca da denetime tabi olduğu ve buna göre alınan kararların kanuna, esas sözleşmeye ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olmaması gerektiği, bu anlamda makul, makbul ve meşru bir gerekçe olmaksızın gerçek kişi ortakların yönetim ve temsil haklarının azaltılması veya ortadan kaldırılmasının özellikle TMK’nın 2. Maddesinde anlamını bulan dürüstlük kuralına aykırı olduğu, aynı şekilde daha önce butlan sebebinden farklı olarak bu davanın toplantı tarihinden itibaren en geç üç ay içerisinde açılması gerektiği, nitekim somut olayda birleşen dosya davacısının yasal sürede bu davayı açması nedeniyle Mahkemece kararın TTK’nın 446. maddesi uyarınca iptaline karar vermesinin haklı ve yerinde olduğu kanaatine varılmıştır. Aynı şekilde, boşalan YKÜ konusunda sözleşmenin 11. maddesine atıf yapılması nedeniyle bu maddenin de iptaline karar verilmesi isabetli olmuştur.
Öte yandan aynı maddede, gerçek kişileri temsilen YKÜ belirleme imtiyazının da kaldırılarak, bu hakkın gerçek kişi ortaklardan münhasıran …’e tanındığı, bu şekilde anılan ortağa imtiyazın ötesine gidilerek, şahsına yönetim hakkı tanınmakla sözleşmesel bir hak sağlandığı, böyle bir hakkın sağlanabilmesi için tüm ortakların oybirliği gerektiği halde, davalı-b.dosya davalısı …’in karşı oyuna rağmen anılan şahıs lehine müktesep hak oluşturulmasının yoklukla malül olduğunun kabulü gerekir ise de Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yokluk yerine iptal kararı verilmesi sonuca etkili görülmemiş ve karar sonucu itibariyle isabetli olmuştur.
TTK’nın 366/1. maddesi uyarınca YK’na ait olan YK Başkanı ve Başkan Vekilini seçme hakkının yönetim kuruluna ait olduğu kabul edilmiş, ancak bu yetkinin genel kurula bırakılabileceği öngörülmüştür. TTK’nın 340. Maddesi uyarınca, anonim şirketlere ilişkin hükümler kural olarak emredici niteliktedir ve ancak Kanun’un müsaade ettiği ölçüde bu kurallardan sapılabilir. Söz konusu maddede kaçış klozu bulunmakla birlikte bu hakkın ancak genel kurula devri mümkün olup, her hangi bir ortağa imtiyaz olarak tanınması mümkün değildir. Bu nedenle, esas sözleşmenin 11.1. maddesiyle bu hakkın Çinli ortak SEP’e tanınması “emredici hükümler” ilkesine aykırı ve bu sebeple TTK’nın 391/1-b maddesi uyarınca anonim şirketin temel yapısına aykırı kararlardan olmakla butlanla batıl olduğu kabul edilmesi gerekir. Aynı şekilde TTK’nın 375/1-d maddesi uyarınca müdür seçimleri münhasıran YK’nın devredilemez yetkileri arasında sayılmış olup, Kanun’da bu konuda bir kaçış klozu öngörülmediğinden, bu yetkinin esas sözleşmenin 11.2. maddesindeki değişiklikle ortaklardan birine verilmesi de, “emredici hükümler” ilkesine aykırı ve butlan ile batıl ise de Bölge Adliye Mahkemesi tarafından butlan yerine iptal kararı verilmesi sonuca etkili görülmediğinden karar sonucu itibariyle isabetli olmuştur.
Birleşen dosyaya yönelik birleşen dosya davacısının temyiz itirazlarına geline;
Önceki hükümde, toplam üye sayısı 6 olan YK’nın en az 5 kişiyle toplanacağı ve en az 5 üyenin oyuyla karar alabileceği düzenlemesi bulunmakta iken 12.01.2017 t. OÜGKT’da esas sözleşmenin 15. maddesinde yapılan değişiklik ile YK’nın üye tam sayısının çoğunluğu tarafından toplanacağı ve çoğunlukla karar alacağı kabul edilmiştir. Bu sayede daha önce gerçek kişi üyelere tanınan 2 üyelik ile tüzel kişilerin tek başına kendi üyeleriyle oturup karar alabilmesi mümkün olmadığı, gerçek kişi YKÜ’lerinin alınacak kararları bloke edebileceği ve böylelikle YKT’daki karar süreçlerine etkili şekilde katılma hak ve imkanı yeni sözleşme değişikliği ile ortadan kaldırılmış ve hakim ortağa tanınan 6 kişilik YKÜ sayısı ile tüm kararları tek başına alabilme imkanı getirilmiş olmasının da TMK’nın 2. maddesi uyarınca dürüstlük kuralına aykırı olmakla Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bu maddenin de iptali gerekirken bu madde yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve hükmün bu nedenle davalı-b. dosya davacısı yararına bozulması gerekmiştir.
Aynı şekilde, esas sözleşmenin 17. maddesinin eski halinde, şirketi temsil ve ilzam için, bir tüzel kişileri temsil eden YKÜ ile gerçek kişileri temsil eden YKÜ’nün birlikte imzasının olması şartı gerekirken, 12.01.2017 t. OÜGKT’da alınan kararla, şirket YK Başkanının tek imzasıyla şirketi temsil ve ilzam edebilecek şekilde değiştirilmiş olmasının da gerçek kişileri temsilen seçilen YKÜ’nün şirket yönetim ve temsilindeki etkinliğini tamamen ortadan kaldırmasının da TMK’nın 2. maddesindeki dürüstlük kuralıyla bağdaşmayacağından, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bu maddenin de iptaline karar verilmesi gerekirken bu madde yönünden davanın reddine karar verilmesi de doğru görülmemiş ve bu madde yönünden de hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı-birleşen davacı …’in asıl davaya yönelik tüm temyiz itirazlarının, birleşen davaya yönelik sair temyiz itirazlarının reddine, birleşen dosya davalısı EMBA’nın birleşen davaya yönelik tüm temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesinin asıl davada davanın kabulüne dair kararının ONANMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı-birleşen davacı …’in birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının birleşen dava yönünden BOZULMASINA, HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin her bir yandan alınarak yekdiğerine verilmesine, istek halinde aşağıda yazılı 37,90 TL harcın temyiz eden asıl davaya yönelik-asıl davada davalı …’e iadesine, istek halinde aşağıda yazılı 37,90 TL harcın temyiz eden birleşen davada davalı … Elekt. Üretim A.Ş’ye iadesine, 14.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.