Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/4289 E. 2022/8520 K. 30.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4289
KARAR NO : 2022/8520
KARAR TARİHİ : 30.11.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27.03.2019 tarih ve 2018/94 E. – 2019/143 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 12.02.2021 tarih ve 2019/1001 E. – 2021/162 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin tanınmışlık vasfı taşıyan, İŞ ORTAĞIM ibareli 9 ve 38.sınıf ürün ve hizmetleri de içeren seri nitelikte birçok markanın sahibi olduğunu, anılan markaların uzun süredir kullanıldığını, kullanımla ayırt edicilik kazandığını, kötüniyetli davalının müvekkili markalarıyla iltibas yaratan ve onlara tecavüz oluşturan, ayrıca onların tanınmışlığından haksız yarar sağlayacak ve itibar ve ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki 25.01.2016 gün ve 2016/06142 kod numaralı, “Türk Telekom İş Ortağı” ibareli, 38. sınıf mal ve hizmetleri içeren marka tescil başvurusunun ilânı üzerine kötüniyet, iltibas ve tanınmışlık vakıalarına dayalı olarak başvurunun reddi arzusunu içeren itirazlarının önce Markalar Dairesi ve nihaî olarak da YİDK tarafından reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, markalar arasında iltibas tehlikesi bulunduğu gibi başvurunun tescili halinde müvekkili markalarının itibarlarının da zedeleneceğini, başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, TürkPatent YİDK’nın 15.12.2017 tarihli ve 2017/M-10860 sayılı kararının iptaline ve davalı adına tescil olunan markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … Patent ve Marka Kurumu vekili; kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili; taraf markalarında ortak olarak yer alan “İş Ortağı” ibaresinin, ticaret hayatında herkesin kullanımına açık ibarelerden olduğunu, bu sebeple zayıf marka konumunda bulunduğunu, başvuruda yer alan “Türk Telekom” ibaresinin başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağladığını, davacı markaları ile müvekkili başvurusu arasında görsel ve sesçil olarak iltibasa yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacının, “İŞ ORTAĞIM” ibareli 9 ve 38. sınıf ürün ve hizmetleri de içeren seri nitelikte birçok markanın sahibi olduğu, bu işaretin sunulan ürün ve hizmetin, iş ortağıyla çalışan müşterilere en yüksek verimle ve kârla sunulduğunu bildirdiği, sunulan ürün ve hizmetle ilgili bir niteliği açıkladığı, benzer ürün ve hizmetlerle ilgili ticaret hayatında herkes tarafından bu ibarenin aynısı veya benzerlerinin sık biçimde kullanıldığı, dolayısıyla bu işaretin, başvuru konusu mal ve hizmetler için ayırt edicilik taşımadığı, vasıf bildirdiği ve ticaret hayatında herkesin kullanımına açık nitelikte bulunduğu, davalı başvurusunun da “Türk Telekom İş Ortağı” şeklinde olduğu, “Türk Telekom” ibaresinin davalının tanınmış markası olduğu, davalının bu markayı Türk Telekom ve İş Ortağı’nın birlikte ortak faydaya en yüksek verimlilik ve karlılıkla ulaşmalarını sağlayan bir iş birliği yönetim aracı olarak kullandığı, taraf markalarında ortak olarak yer alan “iş ortağım” ibaresinin tanımlayıcılıklarının yüksek seviyede olması ve başvuruda “TÜRK TELEKOM” ibaresinin bulunması karşısında bütünsel olarak markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığı, başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun da olmadığı, davacının iş ortağım ibareli markasının tanınmış olmasının da varılan bu sonucu değiştirmeyeceği, 556 sayılı KHK’nın 8/4. maddesi koşullarının da somut olayda bulunmadığı, tescilli bir marka ile iltibas yaratmayan işaretin marka tescil başvurusunda bulunmanın kötüniyetli bir yaklaşım olarak değerlendirilemeyeceği, aynı biçimde davalının başka bazı marka tescil başvurularının, davacı markalarına dayalı itiraz üzerine reddedilmesinin de davalıyı kötüniyetli saymaya yeterli olmayacağı, bu sebeple başkaca bir vakıa ile desteklenmeyen davacı vekilinin bu yöndeki isteminin de kabul olunamayacağı gerekçesi ile, davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda; “Türk Telekom İş Ortağı” ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet “İş Ortağım” asıl unsurlu markalar arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira markalarda ortak olarak yer verilen “İş Ortağım” ibaresinin ayırt edici gücünün düşük olduğu ve bu ibarenin benzerliğinin iltibasa yol açmayacağı, diğer bir deyişle başvuruya yeterli ayırt ediciliğin katıldığı, İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2014/115 Esas sayılı dosyasında verilen kararın işbu uyuşmazlığı etkilemeyeceği, çünkü “İş Ortağım” ibaresi marka olarak tescil edilebilecek nitelikte ise de, ayırt ediciliği zayıf olduğundan koruma kapsamının dar olduğu, marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından 556 sayılı KHK’nın 8/4. maddesinin de somut olaya uygulanamayacağı, başvurunun kötü niyetli olarak yapıldığının da ispat edilemediği, dolayısıyla mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 30/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.