Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/4719 E. 2022/9173 K. 19.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4719
KARAR NO : 2022/9173
KARAR TARİHİ : 19.12.2022

MAHKEMESİ :… BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Salihli 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 24.01.2018 tarih ve 2017/189 E. – 2018/25 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 08.04.2021 tarih ve 2020/224 E. – 2021/297 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının dava dışı BKS Basınçlı Kaplar San Aş’nin 1970 yılındaki kurucusu olduğunu, davalıların ise 1973 yılından itibaren bu şirketin ortağı olduklarını, ancak 20 yıl sonra tarafların arasında anlaşmazlıkların baş gösterdiğini, davalıların ekonomik dar boğaza girdiğini ve şirketin de bir çok işlemini engellemeye çalıştığını, genel kurul toplantılarında sebepsiz yere zorluklar çıkarıldığını, davacıya fiili olarak da saldırıda bulunulduğunu, bu nedenlerle ortaklık ilişkisinin çekilmez hale geldiğini belirterek TTK’nın 202 vd maddelerine göre gerçek kişi olan davacının da bu hüküm kapsamında olduğunun göz önüne alınarak, davalıların sahip olduğu payların, mahkemece belirlenecek bedel üzerinden davacının satın almasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının anonim şirkette çoğunluk pay sahibi gerçek kişi olduğunu, şirket olmadığını, TTK 202 vd maddelerine göre şirketin %90 payına sahip hakim şirketin münferit paya sahip ortağın ortaklıktan çıkarılmasını isteyebileceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, TTK’nın 208. maddesinde açıkça bir sermaye şirketinin paylarının ve oy haklarının en az yüzde doksanına sahip olma durumunu “Hakim şirket” için tanımladığı, dolayısıyla bu maddeye dayanarak şirketteki azınlık paylarını satın almak için dava açma hakkının ancak şirket paylarının en az % 90’ına sahip olan şirketlere tanınmış bir hak olduğu, gerçek kişi pay sahiplerine böyle bir hakkın tanınmadığı, ayrıca kanun maddesinin “I- Hâkim ve Bağlı Şirket” başlığı altındaki 195’inci maddeden sonra düzenlenmiş olduğu, tamamen bir şirkete ortak olan hakim ve bağlı şirketlere ilişkin bir düzenleme olduğu, yasanın sistematiğinden kanun koyucunun bu maddeyi bir şirkete ortak olan hakim şirketlerin ortak oldukları şirketlerin işleyişinden kaynaklanan azınlık paylarının yaratacağı sıkıntıları aşmak için getirdiği, dava konusu olayda davacının 90’dan daha fazla paya sahip olan gerçek kişi olduğu,“hakim şirket” olmadığı, bu nedenle dava koşulunun gerçekleşmediği gerekçesiyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 208. maddesindeki satın alma hakkı tüzel kişiliğe sahip şirket ortaklarının tanınmış hak olması nedeniyle gerçek kişi ortakların bu hakkı kullanması yasal olarak mümkün olmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince, dava konusu olayda hakim pay sahibi olan davacının bir şirket değil gerçek kişi olduğu, bu sebeple TTK 202 vd maddelerine göre dava açmak için gereken şartların gerçekleşmediği, mahkemenin davayı ret gerekçesi yerinde görüldüğü gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 19.12.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.