Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/5126 E. 2022/9445 K. 26.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5126
KARAR NO : 2022/9445
KARAR TARİHİ : 26.12.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 05.02.2019 tarih ve 2014/782 E. – 2019/79 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nce verilen 16.04.2021 tarih ve 2019/1512 E. – 2021/529 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında 01.11.2006 tarihinde imzalanan sözleşme uyarınca davacının davalı adına üçüncü kişi ve firmalara yeni hat açma, hat taşıma vs. işlemleri yaptığını ve bunun karşılığında da davalıdan çeşitli adlar altında prim ödemesi aldığını, sorunsuz bir şekilde çalışmakta iken davalı tarafından davacının satış hedeflerini uzun süredir yakalayamadığı gerekçesiyle sözleşmenin tek taraflı olarak feshedildiğini, müvekkilinin çalışılan süre boyunca kurumsal satış kanalları arasında çalışma koşulları ve performans bakımından örnek bir bayi olduğunu ve bugüne kadar davalıya 60.000’e yakın abonelik kazandırdığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,000 TL portföy (denkleştirme) tazminatı ve sözleşmenin haksız feshinden dolayı müvekkilinin uğramış olduğu zararların tazmini için şimdilik 10.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 01.10.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile denkleştirme tazminatı talebini 53.053,02 TL’ye, maddi tazminat talebini 50.778,52 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, davacı ile aralarında 01.11.2006 tarihli Kobi Satış Kanalı Sözleşmesi’nin imzalandığını, davacıya gönderilen ihtarnameler ile davacının satış hedeflerini uzun süredir yakalayamamış olması sebebi ile ilgili sözleşmenin 19.5 maddesi gereğince sözleşmenin tek taraflı olarak feshedildiğini, tazminat talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin 16/5 maddesinde sözleşmenin fesih şartlarının kararlaştırıldığı, davalının bu fesih şartlarına uyarak sözleşmeyi fesh etmiş olduğu, bu şartlar itibarıyla davacının sözleşmenin feshinden dolayı herhangi bir tazminat talep edemeyeceği yapılan bilirkişi incelemesinde de davacının sözleşmede kararlaştırılan performans değerleri altında kaldığının da tespit edilmiş olması nedeni ile davacının davalıdan denkleştirme tazminatı adı altında talep edebileceği bir tazminat bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, bayilik sözleşmesinin haksız feshine dayalı portföy ve maddi tazminatların tahsiline ilişkin olup, mahkemece davalının sözleşmenin 16/5 maddesi gereğince fesih yetkisi olduğu bu şartlar itibarıyla davacının sözleşmenin feshinden dolayı herhangi bir tazminat talep edemeyeceği yapılan bilirkişi incelemesinde de davacının sözleşmede kararlaştırılan performans değerleri altında kaldığının da tespit edilmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine, Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşmenin 19.5 maddesinin davalı … 7 gün önceden firmaya yazılı olarak bildirmek kaydıyla iş bu sözleşmeyi her zaman ve tek taraflı olarak fesh etmek hakkına sahip olduğu, yine 5. maddesinde satış hedefleri ve firmanın faaliyetlerinin değerlendirilmesi başlığı altında “ Vodafone her takvim yılı başında firma için o yıla ait öngördüğü abone satış hedeflerini tayin ve tespit ederek bunları aylık ve/veya 3’er aylık kotalar halinde firmaya yazılı olarak bildirecektir. Firma kendisine bildirilen bu satış hedeflerine ulaşmayı ve bu amaçla her türlü çabayı göstermeyi taahhüt eder.” hükmünü haizdir. Portföy tazminatının talep edilebilmesi için, akdin acentenin kusuruyla feshedilmemiş olması gerekmektedir. Somut olayda davalı, davacının satış performansı tutturamadığını ileri sürerek, sözleşmeyi hem 19.5 madde hem de 5.1 maddesi uyarınca feshetmiştir.Ancak sözleşmede performansın ve satış kotasının ne olduğu belirtilmemiş olup, dosya kapsamında davalıya aylık yada 3’er aylık kotalar halinde bu bildirimin yapılıp yapılmadığına dair herhangi bir bilgi ve belge bulunmamasına rağmen davalının tek taraflı fesih yetkisini kullanarak sözleşmeyi feshetmesi TMK’nın 2. maddesinde düzenlenmiş iyiniyet kuralları ile bağdaşmamaktadır. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, tarafların iddia ve savunmaları kapsamında delillerin toplanıp, konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla davacının performans eksikliğinin bulunup bulunmadığı, yine sözleşmeye aykırılığının bulunup bulunmadığının tespit edilerek, sözleşme feshinin haklı nedene dayanmadığının saptanması halinde portföy tazminatı isteme koşullarının oluşup oluşmadığı ve davacının maddi bir zararı olup olmadığı belirlenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Kabule göre de, sözleşmenin 6102 sayılı TTK ve 6098 sayılı TBK yürürlüğe girmesinden önce feshedilmiş olmasına rağmen uygulama yeri bulmayan TTK 120. ve devamı maddeleri ile TBK uygulanması suretiyle karar verilmesi doğru görülmemiştir. Zira eski 6762 sayılı TTK da portföy tazminatı düzenlenmemiş olmakla birlikte Yargıtay uygulaması ile kabul edilmesi nedeniyle uygulamaya dayalı karar verilmemiş olması da doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 26.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.