YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5339
KARAR NO : 2022/9462
KARAR TARİHİ : 27.12.2022
MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Kurtalan Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 25.04.2019 tarih ve 2018/264 E- 2019/219 K. sayılı kararın davacı vekili ile davalı banka vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin kabulüne-reddine dair Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nce verilen 05.03.2021 tarih ve 2019/2503 E- 2021/383 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılardan …’in davacının eşi olduğunu, aile konutu olarak kullanmakta oldukları taşınmazda yaşadıklarını, bu taşınmaz üzerinde aile şerhi bulunduğunu, …’in davalı bankada kullandığı kredi dosyasında davalı …’ in davaya konu taşınmaz üzerinde 07.01.2013 tarihinde, 770.000,00 TL 1. derece ipotek tesis ettiğini, ve bu kredi sözleşmesine kefil olduğunu, davalı bankaca …’ in bankaya ipotek vermiş olduğu taşınmazın aile konutu olmasından dolayı eş rızası aradığını, sözleşmede bulunan imzaların kendisi tarafından atılmadığını, davacının eşinin kefilliğinden ve eş muvafakatinden yeni haberi olduğunu ileri sürerek aile konutu olan taşınmaz üzerindeki davalı banka lehine olan ipoteğin kaldırılmasına, davacının eşi olan davalı …’in B.K. 584 m. gereği kefilliğine eş muvafakatinin olmamasından dolayı kefilliğinin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, davanın hukuki dayanaktan yoksun olup, haksız menfaat sağlamak amacı ile açıldığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı … davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; Adli Tıp Kurumu tarafından yapılan incelemede dosya içerisinde bulunan kefalet sözleşmesi ekindeki eş rıza belgesinde bulunan imzanın, teşhise götürecek önemli karakteristik materyal ve yazı unsuru içermeyen, tersimi basit taklidi kolay imza olması nedeni ile imzanın …’ e ait olup olmadığının tespit edilemediği, eş rıza belgesinde imza haricinde herhangi bir bilginin yer almadığı ayrıca davalı …’ in kefalet sözleşmesinde sorumlu olacağı azami miktarı kendi el yazısıyla belirtmediği, bu sebeple kefaletin geçersiz olduğu gerekçesiyle açılan davanın kabulü ile; 04.01.2013 tarihli 750.000,00 TL bedelli kredi genel sözleşmesindeki davacının eşi olan davalı Nasreddin Taşkesen’ in dava dışı … için kabul etmiş olduğu 07.01.2013 tarihli kefaletin geçersizliğinin tespitine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili ve davalı banka vekili tarafından istinaf isteminde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; 07.01.2013 tarihli kefalet ilişkisinin davalı banka ile diğer davalı arasında kurulmuş olup davacı ile davalı banka arasında kefalet ilişkisi bulunmadığı, davacının davalı …’in eşi konumunda olduğu, mahkemece aldırılan bilirkişi raporu uyarınca davacı eşin kefalet ilişkisine muvafakat vermediği sabit ise de sözleşmenin tarafı olmayan davacı eşin eldeki davayı, sözleşme ilişkisinin nispiliği ilkesi gereğince açmasının hukuken mümkün olmadığı, davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile incelenen mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olmadığından kaldırılmasına, dosyada yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından, HMK’nun 353/1.b.2. maddesi uyarınca; açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi’nce verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesi’nce esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi’nce verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesi’ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 27.12.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.