YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5454
KARAR NO : 2022/9627
KARAR TARİHİ : 29.12.2022
MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08.02.2018 tarih ve 2017/153 E. – 2018/17 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 10.06.2021 tarih ve 2018/855 E. – 2021/696 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili,müvekkilinin TPE nezdinde ‘‘Ege özel ege lisesi 1988 şekil’’,‘‘Ege özel ege koleji 1988 şekil’’,‘‘Ege özel ege ilköğretim okulu1988 şekil’’,‘‘Ege özel ege anaokulu 1988 şekil’’,‘‘Ege özel ege anasınıfı 1988 şekil’’,‘‘Ege özel ege fen lisesi 1988 şekil’’,‘‘Ege özel ege anadolu lisesi 1988 şekil’’ ibareli markalarının 41 numaralı mal ve hizmet sınıflarında tescilli olduğunu, markanın asli unsurunun ‘‘EGE’’ kelimesi olduğunu, ‘ege’ ibaresi her ne kadar bölge adı gibi gözükse de müvekkilinin uzun zamandır ve kesintisiz olarak kullandığından bölgede işletmenin hizmetlerini diğer işletmelerin hizmetlerinden ayırt etmek için kullanılan bir işaret olarak anlaşılması gerektiğini, davalı kurum adına kayıtlı ‘‘Söke Özel Ege Değişim Özel Eğitim Ve Rehabilitasyon Merkezi‘’ ibaresinin, müvekkilinin kullanmakta olduğu markaları ile iltibas olasılığı bulunduğunu, müvekkilinin markasının tanınmışlık düzeyinde olması nedeniyle haksız bir yararın sağlanabilmesi, markanın itibarına zarar verilebilmesi veya markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabilmesi ihtimali bulunduğunu ileri sürerek, davalının, müvekkilinin marka hakkına tecavüz teşkil eden fiillerinin durdurulmasına, kullanmaya son vermesine, firma unvanında, hizmetlerinde, iş evrakında, broşürler üzerinde, alan adı veya diğer her türlü tanıtım vasıtalarında kullanılmamasına, müvekkiline ait tescilli markanın kullanıldığı davalı tabelalarının sökülmesine, reklam vasıtası, basılı evrak, broşür ve ürünlerin toplatılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin kullanmakta olduğu ‘‘Özel Ege Değişim’’ ibaresindeki ‘‘Özel’’ yasa gereği kullanması zorunlu bir ibare olduğunu, müvekkili tarafından ‘‘Ege Değişim’’ ibaresinin de yaklaşık 10 yıldır kullanıldığını,‘‘ Ege Değişim’’ ibaresinin markaya tecavüz niteliğinde olmadığını, rehabilitasyon merkezi için kullanıldığını, zihinsel engelli bireyler, özel öğrenme güçlüğü, bedensel engelli bireyler işitme engelli bireyler için destek programı uygulandığını, hitap edilen kitlenin, hizmet talep edecek kişilerin tamamen farklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davacının “Ege” esas unsurunu içeren eğitim alanında tescilli marka sahibi olduğunu kanıtladığı, markanın sektörel ve bölgesel gücüne ilişkin kanıtlarını da dosyaya sunduğu, davacının 41. sınıfta yer alan faaliyetleri bakımından kullandığı sözcük ve logo bileşimi markalarda “Ege”, “Ege Koleji”, “Özel Ege” ibarelerinin ve logonun ön plana çıktığı, markaların, Türk Patent ve Marka Kurumunda tescilli ve koruma altında olduğu, davalı tarafın ise “Özel Ege Değişim” sözcükleri ile ifade edilen okul işlettiği, okulun eğitim alma bakımından farklı çocukların eğitimleri için faal olduğu, davacının tescilli markalarında “Ege”, “Özel Ege” ibareleri yer aldığından, davalının da, okulunun “Özel Ege Değişim Özel Eğitim Okulu” adını taşıması, ilk bakışta iltibas veya bağlantı riski taşıdığı, davalı firmanın hitap ettiği kitlenin, özel eğitime muhtaç çocuklar ve onların aileleri olduğu, her ne kadar iki firma da eğitim sektöründe olsa da, hitap edilen tüketici kitlesinde bir farklılık bulunduğu, öte yandan, okula ilişkin araştırma ve okula kayıt gibi işlemlerin herhangi bir sıradan hizmetin alınmasından farklı, dikkatli ve zamana yayılmış bir süreci gerektirdiği, bu bakımdan tüketici veya alıcının bilinçli olduğunun dikkate alınması gerektiği, davalı okulun adında yer alan farklı ayırt edici sözcüklerin iki markanın ayırt ediciliğini sağlayacağı, öte yandan, davalı şirketin okul adını 2008’den beri aynen kullanıyor olması davanın reddini gerektiren ana sebep olduğu, marka ihlali oluşturabilecek davranışa marka sahibinin bilerek uzun süre sessiz kalması dava hakkının ortadan kalkmasına yol açacağı, davacının markası 2004’den beri tescilli olmakla birlikte, davalının 2008’de başlayan aynı sektördeki kullanımına objektif olarak engel olma imkanı varken, ihtarname veya dava dilekçesi yazılmadığı, sunulmadığı, bu nedenle artık davalı tarafın 2008’den beri kullandığı okul adı bakımından kendini güvende hissettiği, yatırımını koruyabileceğine inandığını kabul etmek gerektiği, hitap ettiği kitlenin de farklılığının bu sonuca katkı sağladığını, anılan sebeplerle sessiz kalma nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacıya ait marka eğitim hizmetlerine ilişkin 41. sınıfta tescilli olup davalının, özel eğitim ihtiyacı bulunan öğrencilerin hizmet aldığı rehabilitasyon faaliyetinde bulunduğu, anaokulu, ilköğretim okulu, lise öğrencileri ve velileriyle özel öğrenime ihtiyaç duyan öğrenci velileri diğer tüketicilere göre daha bilinçli oldukları için markalar arasında iltibas ihtimali zayıf olduğu gibi esasen davalının markasını 2008 yılından itibaren kullandığı, davacının markalarının 2004 yılına dayandığı, davacının ilk kez dava tarihinden önce 17.04.2017 tarihinde davalıya ihtarname gönderilerek ihtilaf çıkarıldığı, davalının ilk kullanımı ile davaya dayanak ihtarname arasında geçen sürede davacının sesiz kaldığının kabulü gerektiği kanaatine ulaşılarak mahkemece verilen red kararında bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 29.12.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.