YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5621
KARAR NO : 2022/9487
KARAR TARİHİ : 27.12.2022
MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 15.12.2020 tarih ve 2019/711 E- 2020/785 K. sayılı kararın davacı vekili ile davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine-kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nce verilen 22.04.2021 tarih ve 2021/475 E- 2021/607 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ile davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili banka ile dava dışı Rota İnşaat Tur ve Tic A.Ş. arasında Genel Kredi sözleşmesi imzalandığını, davalı …’nın bu sözleşmeyi borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladığını, kredinin geri ödemelerindeki vaki düzensizlikler nedeniyle kredi hesabının kat edildiğini ve borçluya …15. Noterliğinin 01.09.2010 tarih ve 26523 Yevmiye numaralı ihtarnamenin tebliğ edildiğini, ihtarnameye rağmen kredi borcunun ödenmemesi üzerine borçlu hakkında ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının icra dairesinin yetkisine ve icra takibine itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek davalının icra dairesinin yetkisine itirazının iptali ile davalının borca, faize ve tüm fer’ilerine ilişkin itirazlarının iptaline, davalı borçlunun alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafından kendisine gönderilen …15. Noterliği’nin 01.09.2010 tarih ve 26523 yevmiye numaralı hesap kat ihtarnamesinin usulüne uygun tebliğ edilmediğini, dava konusu borcun esas borçlusunun müflis Rota A.Ş. olduğunu, kendisinin ise borcun müşterek borçlusu ve müteselsil kefili olduğunu, davacının kendisine gönderdiği hesap kat ihtarnamesinin aynısını esas borçlu müflis şirkete de aynı yevmiye numarası ile gönderdiğini, davacı tarafından esas borçlu müflis şirkete gönderilen hesap kat ihtarnamesinin de müflis şirkete usulüne uygun tebliğ edilmediğini, davacının usulsüz kat ihtarlarına rağmen borcun muaccel olduğu gerekçesi ile İstanbul 10. İcra Müdürlüğü 2010/4904 E. sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile de takip başlattığını ve müflis şirkete tebligat gönderdiğini, icra takip emrinin de aynı hesap kat ihtarnameleri gibi tebligatın şirket yetkilisine ya da görevlendirilen kişiye teslim edilmediğini hatta müflis şirket çalışanı dahi olmayan …imzasına tebliğ edildiğini, esas borçlu şirketin 06.11.2013 tarihinde iflas ettiğini, iflas tasfiye işlemlerinin Anadolu 3. İcra ve İflas Müdürlüğü 2013/77 İflas sayılı dosyasından devam ettiğini, davacının esas borçlu müflis şirketin iflas masasına İstanbul 10. İcra Müdürlüğü 2010/4904 esas sayılı dosyası üzerinden yapmış olduğu dava konusu borca yönelik rüçhanlı alacak kayıt talebinin tamamının Anadolu 3. İcra ve İflas Müdürlüğü 2013/77 iflas sayılı dosyasınca reddedildiğini, ret kararı üzerine davacı tarafından İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/581 esas sayılı dosyası ile açılan kayıt kabul davasında banka alacağının rüçhanlı olmadan kayıt ve kabulüne karar verildiğini, kararın davacı tarafından istinaf edildiğini, kesinleşmediğini, kayıt kabul davası derdest iken davacının İstanbul 10. İcra Müdürlüğü 2010/4904 E. sayılı dosyasına sunduğu 05.05.2016 tarihli dilekçesi üzerine yazdığı notla diğer takip borçlusu Rofalt A.Ş.’nin takibinden feragat talebinde bulunduğunu, bu talebin feragat harcı tahsil edilmeden İstanbul 10. İcra Müdürlüğü tarafından kabul edildiğini, ancak tahsil harcının ve feragat harcının yatırılmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, kefalet sözleşmesinin imzalandığı 21.08.2009 tarihi itibariyle 6098 sayılı Kanun yürürlükte değil ise de; 6101 sayılı Kanun’un 1.maddesi uyarınca, Türk Borçlar Kanun’un yürürlüğe girmesinden önceki fiil ve işlemlerin sona ermesinde Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanacağı, 818 sayılı Borçlar Kanununda yer almayıp, 6098 sayılı Kanun’un 598/3. fıkrasında öngörülen, kefalet sözleşmesinden doğan alacağa ilişkin hak düşürücü süre, kanunun yürürlüğe girmesinden önceki sözleşmelere de uygulanacağı, on yıllık hak düşürücü sürenin yasanın açık hükmü karşısında kefalet sözleşmesinin yapıldığı 21.08.2009 tarihinde işlemeye başlayacağı ve 21.08.2019 tarihini takip eden 22.08.2019 tarihinde dolacağı, takip tarihinin 18.09.2019 olduğu, takip tarihinde 21.08.2009 tarihli kefalet sözleşmesi yönünden hak düşürücü süre dolduğundan kefaletinde sona erdiği, davacının bu kefalet sözleşmesine dayalı olarak davalıya başvuru hakkı takip tarihinde ortadan kalktığı gerekçesiyle davanın TBK nın 598/3 fıkrası uyarınca hak düşürücü sürenin dolmuş olması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili ile davalı tarafından ayrı ayrı istinaf edilmiştir.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, kefalet sözleşmesi 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde yapılmış olsa da, 6101 sayılı 1. maddesine göre kefalet sözleşmesinin sona ermesine ilişkin TBK hükümleri uygulanacağı, Kefalet sözleşmesinin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nda kefaletin süresine ilişkin bir sınırlama hükmü bulunmamakta ise de 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren TBK’nın 598/3. maddesinde gerçek kişiler tarafından verilen her türlü kefaletlerde 10 yıllık geçerlilik süresinin düzenlendiği, kefalet sözleşmesinin kurulmasından başlayarak on yıl geçmesi ile kefaletin kendiliğinden ortadan kalkacağı, kefalete konu borcun muacceliyeti maddede öngörülen hak düşürücü sürenin başlamasına etkili olmadığı, bu nedenle davacının istinaf istemlerinin yerinde görülmediği, hak düşürücü sürenin dolmuş olması nedeniyle mahkemece resen reddedildiğinden ve davaya konu takipte alacaklı davacının kötü niyetli olduğu davalı tarafça ispatlanamadığından kötü niyet tazminatı şartları oluşmadığından davalının tazminat talebinin reddi gerektiği, ancak ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş olmasına rağmen davalının kötü niyet tazminatı talebi yönünden her hangi bir karar verilmediği, davalının kötü niyet tazminatı konusunda dairece karar verilebileceği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile, İlk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın TBK’nın 598/3. fıkrası uyarınca hak düşürücü sürenin dolmuş olması nedeniyle reddine, davalının kötü niyet talebinin koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili ile davalı tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesi’nce verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi’nce esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekili ile davalı tarafından ayrı ayrı temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi’nce verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesi’ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacı ve davalıdan ayrı ayrı alınmasına, 27.12.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
…Y.