YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8699
KARAR NO : 2021/7381
KARAR TARİHİ : 27.12.2021
MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 30.06.2021 tarih ve 2021/116 E- 2021/265 K. sayılı ek kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 21.10.2021 tarih ve 2021/1880 E- 2021/1553 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Dava, TTK’nın 437/5. maddesi uyarınca bilgi alma ve inceleme hakkı tanınması istemine ilişkindir. Davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine ilk derece mahkemesince kararın kesin olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş, ek kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusu yapılan ek kararın yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, bu kez temyiz isteminde bulunmuştur.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, davacıdan temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 27/12/2021 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Uyuşmazlık, anonim şirketlerde pay sahibinin, bilgi alma ve inceleme hakkının kullanılmasına mahkemece izin verilmesi istemine ilişkindir.
Anonim şirketlerde konuya ilişkin TTK 437/5 maddesi “Bilgi alma veya inceleme istemleri cevapsız bırakılan, haksız olarak reddedilen, ertelenen ve bu fıkra anlamında bilgi almayan pay sahibi, reddi izleyen on gün içinde, diğer hallerde de makul bir süre sonra şirketin merkezinin bulunduğu asliye ticaret mahkemesine başvurabilir. Başvuru basit yargılama usulüne göre incelenir. Mahkeme kararı, bilginin genel kurul dışında verilmesi talimatını ve bunun şeklini de içerebilir. Mahkeme kararı kesindir.” hükmünü taşımaktadır.
Yasal düzenlemede öngörülen mahkeme kararının kesin olması durumu, bilgi alma ve inceleme hakkının kullanılmasına mahkemece izin verilmesi, davanın kabulü için sözkonusudur.
Sayın çoğunluk görüşünün aksine, mahkemece bu konudaki talebin reddi, için mahkeme kararının kesinliğinden söz edilmesi mümkün değildir.
Zira;
1-TTK 437/5 maddesinin lafzı, sadece kabul kararının kesin olduğuna işaret etmektedir. Eğer hükümdeki mahkeme kararı ile kabul veya red yönündeki her türlü karar kastedilseydi, mahkeme kararının kesin olduğuna yönelik ifade, kabul halinde içerik ve şekilden bahseden ibarenin hemen ardından gelmezdi. Başka bir deyişle, kararın kesin olduğuna ilişkin ibare ya ayrı bir fıkra olarak düzenlenir veya açıkça red veya kabul kararı kesindir şeklinde ifade edilirdi.
Açıklanan nedenle, talebin reddine ilişkin mahkeme kararı kesin olmayıp, kanun yolu açık olan bir karardır.
2-Kanunun yorum yöntemlerinden biri de tarihsel yorum yöntemi olup bu yönteme göre, kanunun hazırlık çalışmaları, komisyon ve meclis konuşmaları, tartışmalar ve kanunun gerekçesinden de yararlanılması gerekmektedir. TTK 437 madde gerekçesinde açıkça temyizden bahsedilmiş olmasına göre temyiz yolunun açık olduğunun kabulü gerekir ki, temyiz yolu açık olan karar davanın reddine ilişkin karardır. Zira davanın kabulü ile bilgi alma ve inceleme yapıldıktan sonra şirketin kanun yoluna başvurmasında hukuki yarar bulunmamaktadır.
Tarihsel yorum yöntemine göre de, davanın reddine ilişkin mahkeme kararı kesin olmayıp, kanun yolu açık olan bir karardır.
3-Sayın çoğunluk görüşü, Anayasaya uygun yorum ilkesine de aykırıdır. Anayasaya uygun yorum, bir kanunun ilgili hükmünün iptal edilmeden, ona Anayasa’ya uygun bir anlam vererek hükmün uygulamada kalmasının sağlanmasıdır. Bu yöntemde bir hükme, birden fazla anlam verilebiliyorsa bu anlamlardan en azından birisi ile Anayasaya uygun şekilde yorumlanması gereklidir. Red kararlarının kesin olduğunun kabulü Anayasa’daki adil yargılanma ve hak arama özgürlüğüne aykırı bir yorumdur. Kişinin kanun yollarına başvurma imkanlarını engelleyen her kural hak arama özgürlüğünün karşısında adaleti yaralayan bir engel oluşturmaktadır. (Ünal Tekinalp, Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku. S.380, Doç Dr. Ozan Can, Anonim şirketlerde Pay sahibinin Bilgi Alma Talebinin reddine ilişkin Yerel mahkemece verilen kararın kesin olduğu yönündeki Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin kararlarına yönelik eleştiriler)
Anayasaya uygun yorum ilkesine göre de, davanın reddine ilişkin karar kesin olmayıp, kanun yolu açık olan bir karardır.
Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde temyiz isteminin reddi ile kararın onanmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.