YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1018
KARAR NO : 2023/4025
KARAR TARİHİ : 22.06.2023
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/250 E., 2021/1374 K.
HÜKÜM : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/170 E., 2019/476 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket tarafından gerçekleştirilen 2017/38372 sayılı “nFİT” ibareli marka tescil başvurusuna yaptıkları itirazın, önce Markalar Dairesi Başkanlığı, sonrasında ise YİDK tarafından reddedildiğini, itirazlarının reddine dair YİDK kararının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin “Fit” ibaresini ilk olarak 2000 yılında tescil ettirdiğini, “Fit” ibaresinin YİDK kararının aksine ayırt ediciliğinin düşük olmadığını, söz konusu ibarenin, YİDK kararında belirtildiği gibi “zinde, formda, sağlıklı” gibi bir anlamının bulunmadığını, Türk Dil Kurumu web sitesinde İngilizce kökenli olarak argoda “razı olma, ödeşme” şeklinde tanımladığını, davalının marka tescil başvurusunu, “fit” ibaresine ayırt ediciliği bulunmayan “n” harfini eklemek suretiyle oluşturduğunu, dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında iltibas tehlikesinin bulunduğunu, başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek TPMK YİDK’in 2018-M-2168 sayılı kararının iptaline, 2017/38372 sayılı ‘nfit’ ibareli markanın 29, 30, 32. sınıflarda bulunan tüm emtialar yer alan emtialar, 35. sınıfta bulunan emtialardan 29, 30, 32 sınıflarda yer alan emtialar ile 43. sınıfta bulunan “yiyecek ve içecek sağlanması” emtiaları yönünden iptaline, tescili halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) vekili cevap dilekçesinde; kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı … vekili cevap dilekçesinde; “fit” ibaresinin ayırt edici gücü oldukça düşük olmakla beraber, müvekkilinin davaya konu markası olan “nfit” markası başlı başına farklı bir marka olarak tescil edildiğini, müvekkiline ait marka olan “NFİT” gerek şekil ögeleriyle gerek anlam olarak gerekse de bütünsellik olarak, davaya mesnet gösterilen diğer “fit” ibareli markalardan oldukça farklı bir marka olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu 2017/38372 sayılı davalı markasının tesciline karar verilen mal/hizmetler bakımından davacının dayanak markaları ile aralarında 6769 sayılı Sınaî Mülkiyet Kanunu (6769 sayılı Kanun) anlamında iltibas ihtimali bulunmadığı, işaret benzerliğine ilişkin ön koşulun gerçekleşmemiş olması nedeniyle, tanınmışlıktan kaynaklı bir tescil engelinin söz konusu olmayacağı, 2017/38372 sayılı davalı markasının hükümsüzlük ve terkin şartlarının oluşmadığı, YİDK kararının yerinde olduğu, TPMK YİDK’nın 16.03.2018 tarih ve 2018/M-2168 sayılı kararının iptali şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin gerekçeli kararında bilirkişi raporunun kopyala ,yapıştır şeklinde karara alınıp hüküm kurulmasının anayasaya ve yasalara aykırı olduğunu, mahkeme tarafından marka işaretlerinin aynı olmaması sebebiyle markalar arasında iltibas bulunmadığına karar verilmesininin hukuka aykırı olduğunu,taraflarınca dosyaya sunulan ve dilekçelerinde bahsedilen emsal kararların aksine müvekkiline ait FİT markasının zayıf marka olduğunun belirtilmesinin ve buna dayanılarak markalar arasında iltibas bulunmadığına karar verilmiş olmasının hukuka aykırılık taşıdığını, mahkeme tarafından ortlama tüketici kitlesinin sıradan özen ve dikkate sahip kişilerden oluştuğunun tespit edilmiş olmasına rağmen iltibas incelemesinde bu hususu dikkete almadığını, düzenli olarak farklı emtialar için marka başvurusu yapan davalının bu dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olup olmadığına dair hüküm oluşturulmamasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu başvurunun “nFİT+şekil ibareli olduğu, başvuru, yeşil renkte yazılan küçük “n” harfi ile büyük “F” ve “T” harflerinden oluşturulduğu, “F” ve “T” harflerinin arasında ise eflatun renkli bir insan figürüne yer verildiği, her ne kadar “F” ve “T” harflerinin arasında bir insan figürüne yer verilmiş ise de ilk bakışta ve bir bütün olarak bu ibarenin, başvuru kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin ortalama tüketicilerince “FİT” olarak algılanması ihtimali bulunduğu, öte yandan, başvuruya konu ibarenin başında standart küçük karakterle yazılmış “n” harfine yer verilmiş ise de “FİT” ibaresi daha büyük olarak yazıldığından, ilk bakışta dikkati çeken unsur “FİT” ibaresi olup, işaretin başına eklenen “n” harfi başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlayacak nitelikte olmadığı, dava konusu başvuruda da vurgu “FİT” ibaresinin üzerinde toplandığı, davacının itirazına mesnet markaların asli unsuru da “FİT” ibaresinden oluştuğundan, asli unsurları itibariyle dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca benzerlik ve karıştırma tehlikesi bulunduğu, başvuruya eklenen “n” harfi ve şekil unsuru, “FİT” ibaresine göre geri planda kaldığından, bu farklılıklar markalar arasındaki ilişkilendirilme ihtimalini ortadan kaldıracak düzeyde başvuruya ayırt edicilik katmadığı, taraf markaları arasında ilişkilendirme ihtimalini de kapsayacak şekilde iltibas tehlikesine yol açacak derecede benzerlik mevcut olduğu, İlk Derece Mahkemesince “FİT” ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu kabul edilmiş ise de Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 25.09.2019 tarih, 2018/4202 E. ve 2019/5804 K. sayılı kararında, “”fit” ibaresinin her iki tarafa ait markalarda da markanın asıl unsurları arasında yer almış olması nedeniyle örtüşen mal ve hizmet sınıfları yönünden karıştırma ihtimalini de içerecek şekilde benzer olduğunun kabulü gerektiği” belirtildiği, yine Yüksek Dairenin 2019/3833 E.- 2020/2305 K. sayılı kararında “Fitküvi” ibareli, 2020/6329 E-2021/5023 K. sayılı kararında “timfit” ibareli, 2020/1488 E.-2021/596 K. sayılı kararında “profit” ibareli marka tescil başvuruları, davacının “Fit” esas unsurlu markaları ile benzer bulunduğundan, istikrar kazanan bu kararlar karşısında ilk derece mahkemesinin “FİT” ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu yönündeki kabulüne itibar edilmediği, marka kapsamlarındaki mal ve hizmetlerin karşılaştırılmasında; dava konusu başvurunun 5, 9, 29, 30, 32, 33, 35 ve 43. sınıf mal ve hizmetleri kapsadığı, davacının itirazına mesnet markaları ise 29.,30.,32.35. sınıf mal ve hizmetlerde tescilli olduğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin yerleşik kararlarında açıklandığı üzere mal ve hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı değerlendirilirken her iki grup mal ve hizmetlerin aynı tüketici kitlesine hitap edip etmediği, birbirine alternatif olup olmadıkları, aynı dağıtım veya dolaşım yollarına sahip olup olmadığı, hammadde-mamül ilişkisinin bulunup bulunmadığı, birbirlerini bütünleyici/ tamamlayıcı olup olmadıkları gibi hususlarının dikkate alınması gerektiği, buna göre, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 29,30,32. sınıfta yer alan mallarla 35.sınıfta yer alan “Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme ( başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal reaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri. Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez. İşlenmemiş tarım ve bahçecilik ürünleri, tohumlar. Ormancılık ürünleri. Canlı hayvanlar (kuluçkalık yumurtalar, döllenmiş yumurtalar dahil). Canlı ve kurutulmuş bitkiler ve otlar. Hayvan yemleri. Malt (insan tüketimi için olmayan). Biralar; bira yapımında kullanılan preparatlar. Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetleri, davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarında yer alan mal ve hizmetlerle benzer olduğu, zira, başvuru kapsamındaki 29, 30 ve 32. sınıflarda yer alan mallar, redde mesnet markanın kapsamında da yer aldığı, anılan malların satışına özgü mağazacılık hizmetleri yönünden de aynı durum geçerli olduğu, bunun dışında başvuru kapsamındaki 35/01-04. sınıf hizmetler ile 05, 29, 30, 31, 32. sınıf malların satışına özgülenmiş 35. sınıf mağazacılık hizmetleri de itiraza mesnet markaların kapsamında yer alan mal ve hizmetlerle aynı/benzer bulunduğu, yine, başvuru kapsamında yer alan 43/1. sınıftaki “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” ile itiraza mesnet markaların kapsamında bulunan 29,30,32 sınıftaki yiyecek ve içecek malları arasında yakın ilişki ve benzerlik olduğu , Yargıtay 11. H.D.’nin 04.11.2015 tarih ve 2015/4408 E.- 2015/11546 K., 21/12/2015 tarih ve 2015/6254 E.- 2015/13732 K. sayılı ilamlarının da aynı yönde olduğu, o halde başvuru kapsamında yer alıp, yukarıda sayılan mal ve hizmetler yönünden dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali dahil iltibas tehlikesi bulunmakta olup, bunun dışında kalan hizmetler yönünden ise böyle bir benzerlik olmadığı, davacı tarafça, başvurunun tümden reddi istemi ile başvuruya itiraz edildiği, itirazın reddine ilişkin YİDK kararının iptali istemi ile eldeki davanın açıldığı, davada marka hükümsüzlüğü talebinin belli mal ve hizmetler yönünden sınırlandırılmasına rağmen herhangi bir mal ve hizmetle sınırlandırılmaksızın YİDK kararının iptali talep edildiğinden ve başvuru kapsamındaki bir kısım hizmetler yönünden markalar arasında iltibas tehlikesi bulunmadığından, bu yönden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği, marka hükümsüzlüğü talebi yönünden ise dava konusu marka henüz tescil edilmediğinden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği,davacı tarafça dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğu hususuna da dayanıldığı, ilk derece mahkemesince ise bu yönden olumlu olumsuz bir değerlendirme yapılmadığı, davacı tarafça, dava dilekçesinde davalı gerçek kişinin tamamen kötü niyetli bir şekilde, “FİT” markalarının vurgu ve esas unsurunun birebir aynısını haksız ve hukuka aykırı bir şekilde kullanarak, kendisinin tüketiciler nezdinde yarattığı güven ve haklı ünden faydalanma kastı ile başvuruda bulunmasının kötü niyeti gösterdiğini ileri sürdüğü, cevaba cevap dilekçesinde ise davalının marka yedekleme ve marka ticareti yapma amacı ile her sene marka başvurusu yapmasının kötü niyetli olduğunu ileri sürdüğü, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 141 inci maddesi uyarınca cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe iddia veya savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi mümkün olduğundan, davacı tarafın dayandığı bu hususlar üzerinde durulması gerektiği, öncelikle belirtmek gerekir ki, tescilli ve tanınmış bir marka ile benzer marka başvurusunda bulunulması, tek başına kötü niyetin kabulü için yeterli olmadığı, davalı, davacı markalarının aynısını başvurusuna konu etmediği, yine davacı markalarından faydalanmaya yönelik herhangi bir girişimi de olmadığı, bunun dışında, davalının birden fazla marka başvurusu yapmasının da kötü niyeti göstemeyeceği gerçekten de davalının önceki marka başvurularının tescil edildiği, davalının tescil edilen markalarının asli unsurunu koruyarak kapsamını genişletmek için yeni başvurular yaptığı gözetildiğinde davacının kötü niyet iddiası yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ikame edilen dava kapsamında birden fazla talebin mevcut olup talep sonucu her iki isteme de ilişkin olarak ileri sürüldüğünü, kurum kararının iptali istemi ile hükümsüzlük istemi arasında aslilik -ferilik ilişkisi mevcut olmasa da her iki talep de birbiri ile bağlantılı nitelikte olduğunu, dava dilekçesinde kurum kararı bakımından talep sonucunda sınıf/emtia belirtilmemiş olsa da hükümsüzlük istemi bakımından yer verilen açıklamalar, hükümsüzlük istemine özgü olarak değil her iki talebi de kapsayacak şekilde aktarıldığını, ancak istinaf mahkemesince sanki, kurum kararının iptali bakımından verilen ret kararının tüm sınıflar yönünden iptali, ancak hükümsüzlük bakımından yalnızca belli sınıflar yönünden bir istemin mevcut olduğu şeklinde bir yorum yapıldığını, kurum kararının iptali ve hükümsüzlük istemlerinin bir arada yöneltildiği davalarda, hükümsüzlük bakımından yöneltilen talep, istemin esasını oluşturduğundan bu husus gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken anılan sebeple kısmen kabulüne karar verilmesi usule ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya konu edilen “nfit” ibaresi ile davacının davaya mesnet gösterdiği “fit” ibareli markalar arasında görsel, anlamsal ve işitsel açıdan benzerlik bulunmadığını, söz konusu ibare,nin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, müvekkilinin NFIT ibareli başvurusu, bütünü itibari ile özgün ve ayırt edici olduğunu, anılan marka başvurusu, tüketicilere bu ibare ile sunulacak, tüketiciler tarafından ise unsurlarına ayrılmadan bütünüyle tanınacağını ve değerlendirileceğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
3.Davalı TPMK vekili temyiz dilekçesinde özetle; başvuruya konu işaret ile iddialara mesnet markalar arasında ayniyet veya ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunması gerektiğine ilişkin koşulun sağlanamadığını, davaya konu edilen “nfit” ibaresi ile davacının davaya mesnet gösterdiği “fit” ibareli markalar arasında görsel, anlamsal ve işitsel açıdan benzerlik bulunmadığını, davalı markasında “fit” ibaresi tek başına öne çıkmamakta, ibare insan figürü ile birlikte bir bütün olarak algılandığını, bu bütünlük içinden “fit” ibaresini ayırarak yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu, “fit” ibaresi tüketici, tarafından “sağlıklı, zinde” olarak algılanmakta ve bu haliyle herkesçe kullanılan ayırt ediciliği düşük bir ibare olarak kabul gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali ve tescil edilmiş ise markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalılar vekillerinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir
2. İlk derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, davacının istinaf kanun yolu başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Marka başvurusu tarihinde yürürlükte olan ve uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir” hükmünü havidir. Bu hüküm uyarınca benzerlik karşılaştırılması yapılırken davacının itiraza mesnet ‘‘ Fit’’, ‘‘ Fit X’’,‘‘Fit Index’’, ‘‘Fit İndeks’’ markaları ile davalının ‘‘nfit ’’ ibareli başvuru markasının bütünsel olarak karşılaştırılması gerekmekte olup,fonetik ve görsel olarak bir bütün halinde değerlendirildiğinde 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kabul edilerek değerlendirme yapılması gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilinin tüm, davalılar vekillerinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalılara iadesine,Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.06.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
Dairenin yerleşmiş uygulamaları göz önünde bulundurulduğunda, (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 19.12.2022 tarihli, 2021/5253 E., 2022/9184 K., 19.10.2022 tarihli, 2021/3287 E., 2022/7164 K., 10.10.2022 tarihli, 2021/2673 E., 2022/6801 K., 02.12.2019 tarihli, 2019/1049 E., 2019/7730 K., 04.12.2017 tarih, 2016/5288 E., 2017/6808 K., 25.09.2019 tarihli, 2018/4202 E., 2019/5804 K., 03.03.2020 tarihli, 2019/3833 E., 2020/2305 K., ve 14.06.2021 tarihli, 2020/6329 E., 2021/5023 K. örnek kararlarda olduğu gibi) usul ve Yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar hükmetmek gerekirken aksi yöndeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.