Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/1458 E. 2023/4922 K. 13.09.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1458
KARAR NO : 2023/4922
KARAR TARİHİ : 13.09.2023

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/398 Esas, 2021/1888 Karar
HÜKÜM : Kısmen kabul
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Malatya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2016/251 E., 2019/470 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;

Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen ret kararına konu olan miktar 1.606,09 TL olup, karar tarihi itibariyle bu meblağın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesinde belirtilen temyiz kesinlik sınırının altında olduğu anlaşılmakla; davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.

Davalı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 06.12.2014 tarihli fatura ile 107.380,00 TL ve 20.02.2015 tarihli fatura ile 109.740,00 TL davalıdan alacaklı olduğunu, fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine faiz ile birlikte toplam 232.944,67 TL’nin tahsili için davalı aleyhine Malatya İcra Dairesinin 2015/83066 E. sayılı dosyasında yapılan takibe haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptalini, %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu fatura tutarlarının müvekkilince davacı tarafa ödenmiş olduğunu, bu hususun ticari defterlerin incelenmesinde görüleceğini, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, bu ilişki sebebiyle davacı tarafından davalıya iki adet fatura düzenlendiği, davacı tarafın 2014 yılı defter kayıtlarının onaylı olduğundan bahisle buna yönelik noter makbuzları sunulmuş ise de, defter kayıtlarında onay görülmediğinden 2014 yılına ilişkin 107.380,00 TL tutarındaki alacak bakımndan davanın reddine karar verildiği, 2015 yılı defterlerinde ise davacı ve davalı tarafın defterinde bu kayıtların olduğu, davalı tarafın peşin ödeme olarak kaydını kapattığı fakat ödemeyi ispat edemediği, ödemeyi çek vererek yaptığı hususunu da ispat edemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile itirazın 109.740,00 TL asıl alacak 6.169,49 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 115.909,49 TL üzerinden iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, alacağın miktarının belirlenmesi yargılama gerektiğinden icra tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece yargılama sırasında 2014 yılı defterlerinin açılış ve kapanışlarına ilişkin makbuzları temin etmek için taraflarına süre verildiğini, bunun üzerine noterden alınan 2014 yılı defterinin açılış ve kapanış makbuzlarının dosyaya sunulduğunu, bu suretle 2014 defterinin açılış ve kapanışının yapıldığının noter belgeleriyle sabit olduğunu, bütün bunlara rağmen yerel mahkemece 2014 yılına ait alacaklarının kabul edilmediğini, bilirkişi raporlarının da birbirini teyit ettiğini, 2014 yılı defterlerinin açılış ve kapanışlarının yapıldığının noter evraklarıyla kanıtlandığını, ayrıca davalının itirazında haksız olduğu ortaya çıkmasına rağmen davalı taraf için %20 oranında kötü niyet tazminatına karar verilmediğini, dava dilekçelerinde bu taleplerinin mevcut olduğunu ancak yerel mahkemenin karar verirken bu taleplerini göz ardı ettiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın tümden kabulünü istemiştir.

2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece verilen kısmen kabul kararının eksik incelemeye dayalı, hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, söz konusu davada davacının delil olarak sunduğu 2015 yılı defterlerinin de usulüne uygun tutulmamış ve onaylarının eksik olduğunu, ticari defterlerin sahibi lehine delil olması için eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerektiğini, davacı defterlerinin muhasebe kayıtlarına uygun olarak da tutulmadığını, içerdiği kayıtlar açık ve net olmayan, birbirini tutmayan defterlerin sahibi lehine delil olabilmesinin de mümkün olmadığını, mahkemece bu itirazlarının hiç dikkate alınmadığını, bilirkişi raporlarında bu hususun değerlendirilmediğini, müvekkilinin davacıya verdiği 04.12.2014 tarihli 20.000,00 TL ve 07.01.2015 tarihli 7.000,00 TL meblağlı çek ödemelerinin de mahkemece dikkate alınmadığını belirterek yerel mahkemenin kısmen kabul kararının kaldırılmasını, davanın tümden reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile faturaya süresinde itiraz etmeyen ve ticari defterine kaydeden davalının artık faturaya konu malı teslim aldığının kabulü gerektiği, davalının fatura bedelini ödediğini ispat yükü altında olduğu, kaldı ki davalı vekilinin cevap dilekçesinde bahse konu fatura tutarlarının davacı tarafa ödendiğini belirttiği, ancak ödeme savunmasına ve faturaların davalı defterlerinde peşin satış olarak kayıtlı bulunmasına karşın davalı tarafından ödeme iddiasını ispata yarar delil sunulmadığı, davalı tarafından sunulan toplam bedeli 27.000,00 TL olan çeklerin ise davacı defterlerinde kayıtlı bulunmadığı, söz konusu çeklerin takip dayanağı faturalara mahsuben verildiğini ispata elverişli delil bulunmadığı, davalının ticari defterlerindeki fatura karşılıklarının kasa hesabından nakit ödendiği biçimindeki kayıt nedeniyle de davalının bu çekleri faturalardan mahsup etme imkanı bulunmayacağı, dolayısıyla davacının her iki fatura tutarı toplamı 217.120,00 TL asıl alacak bakımından takip yapmakta haklı olduğu, takip faturaya dayalı, alacak miktarı belirli ve likit olduğundan davacı taraf lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne itirazın 217.120,00 TL asıl alacak ve 14.218,58 TL işlemiş faiz yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, davacının takip tarihine kadar işlemiş faiz yönünden fazlaya ilişkin isteminin reddine, hükmedilen 231.338,58 TL alacak üzerinden %20 oranında belirlenen 46.267,71 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin müvekkilinin ticari defterinde alacağın kapatılmış olduğundan bahisle red kararı verildiğini, ancak müvekkilinin defterinde alacak kalemlerinin kapatılmış olmadığını, bu husus istinaf mahkemesinde de ileri sürülerek kararın kaldırılması talep edilmişse de istinaf mahkemesinin de istinaf talebini reddettiğini, müvekkilinin muhasebecisinden alınan belgelerin sunulduğunu, müvekkilin defterlerinde alacak kalemi kapatılmış olmadığından verilen kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının işbu davada delil olarak sunduğu 2014 yılı ve 2015 yılı defter kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığını, noter onaylarının bulunmadığını, bu nedenle hukuken delil olarak kullanılamayacağını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67 nci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,

2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacıya iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.