Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/1637 E. 2023/5279 K. 25.09.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1637
KARAR NO : 2023/5279
KARAR TARİHİ : 25.09.2023

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/364 Esas, 2021/1413 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/85 E, 2019/488 K.

Taraflar arasındaki TPMK Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı tarafından yapılan “CEPTE KORUMA” ibareli başvurusuna “CEP” ve “CEPTE” kök ibareli 242 adet seri tanınmış markalarına dayalı olarak yaptıkları itirazlarının YİDK tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkilinin yukarıda belirtilen markaları arasında iltibas olduğunu, davalının yurt içinde faaliyet gösterdiği de dikkate alındığında bunun yaratıcı bir marka olmadığını, iltibas yaratma niyeti ile hareket edildiğini, davalı işaretinin tescili halinde davacı markalarının yeni bir versiyonu, serisi gibi algılanacağını, davalı markasının, davacı markasının gücü ve etkileme alanının zayıflamasına neden olacağını, tüketici gözünde ürün veya hizmetin kaynağını belirtme fonksiyonunun giderek zayıflayacağını, somut uyuşmazlık ele alınırken ilgili tüketici kesiminin genel alışveriş alışkanlıkları ve eğilimlerinin göz önünde bulundurulması gerektiğini, dava konusu cep ve cepte markalarının seri marka niteliğini haiz olduğunu, davalının yaptığı marka tescil başvurusunda kötü niyetli olduğunu ileri sürerek YİDK’in 2018/M-10717 sayılı kararının iptalini, dava konusu başvurunun tescili halinde markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı … vekili cevap dilekçesinde; dava konusu oluşturan CEP ve CEPTE ibarelerinin jenerik işaretler olup kimsenin tekeline bırakılamayacağını, taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı markası kapsamında bulunan 36 ve 37. sınıf hizmetlerin davacı markalarının tescilli olduğu emtialar ile aynı/aynı tür olmasına rağmen dava konusu marka işaretleri arasında ayniyet/benzerlik koşulu sağlanmaması nedeni ile kanun maddesi kapsamında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı, tanınmışlık iddiasının ispat edilememesi yanı sıra davacı markalarının tanınmış olmasının da sonuca etkili bulunmadığı, davalının kötü niyetli olduğunun da ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraf markaları arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin 1 nci bendi gereğince benzerlik bulunduğunu, dava konusu markanın esas unsurunun “CEPTE” ibaresi olup “KORUMA ” ibaresinin iltibası önlemediğini, müvekkilinin “cep” ibareli markalarının ayırt ediciliğinin zayıf olduğu iddiasının dayanaksız olduğunu, müvekkilinin markalarının seri marka olmasının yanı sıra kullanım ile de ayırt edici hale geldiğini, müvekkiline ait “cep” ibareli markaların seri marka niteliği taşıyan ve kullanım sonucu ayırt edicilik kazanmış markalar olduğunu, somut olay bakımından anılan kanun maddesinin beşinci bendinde yer alan koşulların da sağlandığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “CEPTE KORUMA” ibareli dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet “CEP” asıl unsurlu markaları arasında 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin 1 inci maddesi anlamında ortalama tüketiciler üzerinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali dahil iltibasa yol açacak düzeyde benzerliğin olmadığı, zira taraf markalarında ortak olarak yer alan “CEP” ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğu ve başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından aynı Kanun maddesinin 5 inci bendi koşullarının da somut olayda bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.