Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/1640 E. 2023/5344 K. 26.09.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1640
KARAR NO : 2023/5344
KARAR TARİHİ : 26.09.2023

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/520 Esas, 2021/1515 Karar
HÜKÜM : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/208 E., 2020/695 K.

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurunun esastan reddi, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında 22.08.2017 tarihinde işyeri devir sözleşmesi’ imzalandığını, anılan iş yerinin maliki olan davalının annesi … ile bir de kira sözleşmesinin imzalandığını, davalıya ait adreste faaliyet gösteren ”Zafer Market” adlı işletmenin 18.000,00 TL bedel karşılığında müvekkiline devredildiğini ve işletmenin açıldığını, imzalanan devir sözleşmesi uyarınca bir ‘rekabet yasağının’ hükme bağlanarak, davalının “bu marketin sokağında veya beş yüz metre yakınında market türü açamaz, ortak olamaz, çalışamaz, işletemez” şeklinde taahhütte bulunduğunu, ancak 2 ay geçmeden müvekkilinin beş bina yakınına ”Yalçın Mini Market” adıyla bir market daha açarak rekabet yasağını ihlal ettiğini, davalının 01.02.2018 tarihli ihbarı ile tahliye ihbarında bulunduğunu ileri sürerek davalının fiilinin haksız rekabet ve rekabet yasağının ihlali olduğunun tespitine ve önlenmesine, davalıya ait ”Yalçın Mini Market” işletmesinin kapatılarak faaliyetten men edilmesine, ihtarname tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faiziyle birlikte 1.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, müvekkilinin kiracılık hakkının devam ettiğinin ve 01.02.2018 tarihli ihtarnamenin hükümsüz olduğunun ve bu haliyle mecurun tahliye olunamayacağının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; sözleşmede böyle bir maddenin olmadığını, tutanağa ilgili maddenin sonradan eklendiğini, haksız rekabet teşkil edecek davranışlarda bulunmadığı savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının davacının güven ve itibarını sarsacak söz ve davranışlarda bulunduğu iddiası konusunda yargılama aşamasında dosyaya herhangi bir delilin sunulmadığı, taraflar arasındaki sözleşme maddesinin bir haksız rekabet ya da rekabet yasağına ilişkin olmadığından çözümün sözleşmeye aykırılık olarak değerlendirilmesi gerektiği, söz konusu maddenin sözleşme imzalandıktan sonra davalının haberi olmadan eklendiği iddiası konusunda mahkemece dinlenen tanık beyanlarından, davalı tarafın sözleşme anında söz konusu maddenin eklendiğini bizzat bildiğinin anlaşıldığından davalının savunmasına itibar edilmediği, söz konusu şarta davalı tarafından uyulmadığının sabit olduğu, davalının söz konusu maddeye uymaması nedeniyle sözleşmeye aykırı davrandığı, davalının dükkanının açmasından sonra davacının işlerinin düştüğü, ancak düşen bu işlerin tamamının sorumlusunun davalı olamayacağı, davacının ve davalının vermiş olduğu hizmet kaliteleri, söz konusu dükkanların etrafında olan büyük marketlerin indirim uygulamaları gibi hususların da davacının gelirlerini etkileyeceği, bundan dolayı davacının zararının bilirkişi tarafından her ne kadar 26.912,06 TL olarak belirlenmiş ise de, söz konusu belirlemenin haksız rekabete göre yapıldığı, yukarıda belirtilen sebepler göz önüne alındığında, davacının zararının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 50 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca sözleşmeye aykırılıktan dolayı 10.000,00 TL olacağı yönünde kanaatin oluştuğu, yine davacı tarafından manevi tazminat talebinde bulunulmuş ise de mevcut olayda sözleşmeye aykırılığın bulunduğu, davacının kişilik haklarına yönelik herhangi bir saldırının olmadığından manevi tazminat talebinin reddinin gerektiği gerekçesiyle davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 10.000,00 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin tüm taleplerin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşmenin kabul edildiği yerde, bunun en doğal/yasal hüküm ve sonuçları arasında yer alan rekabet yasağının varlığının kabul edilmemesinin büyük bir çelişki olduğunu, Yargıtay içtihatlarında da görüleceği üzere ticari işletme devrinin, işletme içinde yerine göre en önemli unsuru teşkil eden müşteri çevresinin de alıcıya geçmesine neden olacağından taraflar, devir sözleşmesinden devreden bakımından bir rekabet yasağı öngörmemiş olsalar bile devredenin, devrettiği işletme ile rekabet etmeme borcu altına gireceğini, bu durumun hem de bir kötüniyet/kasıt ile zarar doğuracak surette kurulan bir illiyet bağına da konu olmasına, yani tam bir haksız fiil rekabet oluşturmasına rağmen, aksi yönde karar verilmesinin hukuka aykırı bulunduğunu, dolayısıyla haksız rekabetin tespiti, men’i ve maddi tazminat bakımından bu doğrultuda karar verilmesinin zaruri olduğunu, devrin hüküm ve sonuçları arasında yer alan kiracılık hakkının devamının tespitine de karar verilmesinin gerektiğini, nitekim somut olayda kendilerine ait dükkanın kirasının devamı yönünde tarafların baştan rızasının ve muvafakatinin de bulunduğunu, manevi tazminat bakımından ise davalının en başından beri kötüniyet sergilediğini, dahası bunu bir rekabet hakkı olarak gördüğünü, müvekkilinin ve ailesinin güvenlerinin boşa çıkarılarak şehir değişikliği dahil, tüm fedakarlıklarının ve beklentilerinin boşa gittiğini berliterek kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının sözleşmeye aykırılığa ilişkin bir talebinin olmadığından ve davanın da sözleşmeye aykırılıktan değil, haksız rekabete dayalı olarak açıldığından, hukuki olarak dinlenilmesi bile sakıncılı iken, buna dayanarak 10.000,00 TL tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu, tartışmalı hükmün sözleşmeye haberleri olmadan eklendiğini, kelepçeleme sözleşmesi niteliğinde olduğunu, davacı tarafından eklenen bu hükmün ekonomik özgürlüğü sınırlayan, 6098 sayılı Kanun’un 27 nci maddesine, kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olduğundan kesin olarak hükümsüz bulunduğunu, tarafların marketlerinin olduğu yerde 5-6 adet marketin ve birçok ekmek satan bayiinin bulunduğunu, davacının sürekli zarar etmesinin mümkün olmadığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını belirterek kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 54 vd. maddelerine dayalı, davalının fiilinin haksız rekabet ve rekabet yasağının ihlali olduğunun tespiti ve önlenmesi ile manevi tazminat taleplerinin de kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesi ile davalı vekilinin tüm ve davacı vekilinin yerinde görülmeyen diğer istinaf itirazlarının esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile kararın kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulü ile davalının Aşağı Eğlence Mah. Mercimek Sok. No: 42/D Keçiören/Ankara adresinde, davacıya devrettiği işletme ile aynı iş kolunda, marketçilik faaliyetinde bulunması fiilinin, haksız rekabet ve rekabet yasağının ihlali olduğunun tespitine ve önlenmesine, davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 10.000,00 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 7.000,00 TL’nin, 27.04.2018 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.

V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerine ek olarak Bölge Adliye Mahkemesince davacının talebinin yanlış değerlendirildiğini, davalının iş yeri faaliyetinin durdurulmasına karar verilmesinin ekonomik serbesti ilkesi ile çeliştiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun’un 54 üncü ve devamındaki maddelerine dayalı, davalının fiilinin haksız rekabet ve rekabet yasağının ihlali olduğunun tespiti ve önlenmesi, davalıya ait işletmenin kapatılarak faaliyetten men edilmesi, davacının kiracılık hakkının devam ettiğinin tespiti ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6102 sayılı Kanun’ un 54 üncü ve devamındaki maddeleri.

2.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’ nun 58 inci maddesi.

3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Davacı, davasında 22.08.2017 tarihli iş yeri devir sözleşmesine dayanmış ve anılan sözleşmede davalı devredenin devir konusu işletmenin bulunduğu sokakta ve 500 metre mesafe içinde aynı işletme ile iştigal konusuyla ilgili başka bir işletme açamayacağı hükmüne aykırılık oluşturduğunu iddia ederek maddi zararlarının yanında manevi tazminat adı altında tazminat isteminde bulunmuştur. Taraflar arasındaki sözleşmenin açık hükmü karşısında davanın rekabet yasağı veya haksız rekabet hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi mümkün değil iken Bölge Adliye Mahkemesinin bu hususa ilişkin gerekçesi yerinde görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

3.Davacı, manevi tazminat isteminin dayanağı olarak yine sözleşmenin anılan hükmünü göstermiş ise de 6098 sayılı Kanun’un 58 inci maddesi gereğince manevi tazminat koşullarının varlığına ilişkin hiçbir somut kanıt göstermemiştir. Bu durumda manevi tazminat talebinin de reddedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.