YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2460
KARAR NO : 2023/6490
KARAR TARİHİ : 07.11.2023
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2018/1936 Esas, 2021/791 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Dikili 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2012/60 E., 2018/130 K.
Taraflar arasındaki istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı banka ile dava dışı … Ltd. Şti. arasında genel kredi sözleşmesi akdedildiğini, genel kredi sözleşmesinin teminatı olmak üzere asıl borçlu şirkete ait taşınmaza 10.03.2003 tarihinde 200.000,00 TL limitli ipotek tesis edildiğini, bu taşınmazın sonraki süreçte (11.07.2006 tarihinde) müvekkili adına tescil edildiğini, kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun ödenmemesi üzerine davalı banka tarafından asıl borçlu ve kefillere kat ihtarnamesi gönderildiğini ve aynı borç ve taşınmaza dayalı olarak 3 ayrı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, bu takiplerden, İzmir 18. İcra Müdürlüğünün 2011/1702 E. sayılı dosyası ile başlatılan takibin, asıl borçlu ve müvekkili aleyhine yapıldığını ancak takipten önce müvekkiline değil dava dışı Muhittin Kaya’ya kat ihtarnamesi gönderildiğini bu nedenle takip koşulunun gerçekleşmediğini, bunun yanında, takibin, davalı bankanın Dikili şubesi tarafından başlatıldığını, sözü edilen şubenin tüzel kişiliği bulunmadığından takibin geçersiz olduğunu, müvekkilinin asıl borçlu şirketin yetkilileri ile birlikte ipotekli taşınmaza ve hemen bitişiğinde yer alan 4 parsele inşaat yaptığını, inşaatın tamamlanmasından sonra yapılan paylaşım sonucunda ipotekli taşınmazın müvekkiline isabet ettiğini, müvekkilinin tapu devrinden önce davalı banka yetkilileri ile şifahi bir görüşme yaptığını, bu görüşmede, davalı banka yetkililerinin müvekkiline, asıl borçlu şirketin 26.000,00 TL bakiye borcu bulunduğunun ve ödemelerde aksama bulunmadığının bildirildiğini, müvekkilinin bu samimi açıklamalara güvenerek tapu devrine rıza gösterdiğini ve icra takiplerine itiraz etme gereği duymadığını ancak davalı bankanın sözünde durmadığını ve müvekkilinin kesinleşen takipler nedeniyle davalıya bankaya toplam 127.014,90 TL ödeme yapmak zorunda kaldığını, müvekkilinin, asıl borçlu şirketin 11.07.2006 tarihinden sonra kredi yapılandırılmasından kaynaklı olan borcundan sorumlu olmadığını zira bu hususta müvekkiline bildirimde bulunulmadığını, müvekkilinin temerrüt faizinden ve icra giderleri, tahsil harcı ve vekalet ücreti gibi giderlerden sorumlu tutulamayacağını, davalı banka tarafından müvekkilinden haksız olarak tahsilat yapıldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 15.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin takipten önce davacıya ihtarname gönderdiğini, aksi yöndeki iddianın gerçeği yansıtmadığını, davacıya, asıl borçlu şirketin sadece 26.000,00 TL borcu olduğunu yönünde bir beyanda bulunmadıklarını, ipotek üst limit ipoteği olduğundan davacının limit tutarında faiz ve sair yan giderlerden de sorumlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı tarafça davalı bankaya kredi sözleşmeleri gereği fazla ödeme yapıp yapmadığı noktasında toplandığı, daha sonradan davacı adına tescil edilen taşınmaza üzerine, 10.10.2003 tarihinde, davalı banka tarafından dava dışı …..Ltd. Şti.’ye açılmış ve açılacak kredilerin teminatını teşkil etmek üzere 200.000,00 TL limitle 1. derecede ipotek tesis edildiği, ipoteğin kişisel bir alacağın teminat altına alınması amacını güden ve bir taşınmaz değerinden alacaklının alacağını elde etmesini sağlayan sınırlı bir ayni hak olduğu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 888 inci maddesi uyarınca ipotekli taşınmazın devrinin aksi kararlaştırılmış olmadıkça borçlunun sorumluluğunda ve güvencede bir değişiklik meydana getirmeyeceği, taşınmazın yeni malikinin de borçtan sorumlu olacağı, aynı Kanun 1020 inci maddesi uyarınca tapu sicilindeki bir kaydın bilinmediğinin ileri sürülemeyeceği, davalı banka tarafından Muhittin Kaya’ya keşide edilen 11.03.2010 tarihli ve 01851 yevmiye numaralı ihtarnamede … Mimarlık Ltd. Şti.’ne kullandırılan kredilerin kat edildiği, kullanılan kredilerin teminatı olarak maliki bulunduğu taşınmazın bankaya 1. derecede 200.000,00 TL ipotekli bulunduğu hususlarına yer verilerek 133.954,21 TL alacağın derhal ödenmesi aksi takdirde yasal yollara başvurulacağının ihtar olunduğu, davalı banka tarafından aynı içerikteki 04.11.2011 tarihli ihtarnamenin bu kez davacı şirket usulüne uygun olarak keşide edildiği, her ne kadar davacı vekilince, icra tahsil harçları ve diğer masrafların müvekkilinden alınmasının yasal olmadığı ve temerrüt faizinden sorumlu tutulamayacağı ileri sürülmüşse de, ipoteğin limit ipoteği niteliğinde olduğu, ipotek limiti kadar borçtan sorumlu tutulabileceği, bu nedenle ipotek borçlusunun limit dahilinde işlemiş akdi ve temerrüt faizi ile birlikte diğer borçlardan sorumlu olduğu, bu nedenle davacı vekilinin bu yöndeki iddialarına itibar edilemeyeceği, davacı vekilince davalı Türkiye İş Bankası Dikili Şubesi’nin aktif taraf olma sıfatı bulunmadığından icra takibi yapamayacağı yönündeki iddialarına davalı banka şubesinin kendi işlemlerinden dolayı açılan davada bankayı temsile yetkili olması nedeniyle itibar edilemeyeceği, dosyaya sunulan iki ayrı bilirkişi heyetince tanzim edilen 05.12.2014 ve 15.07.2016 tarihli bilirkişi raporlarının birbirini doğrular şekilde davalı Bankanın dava dışı … Mimarlık Ltd. Şti.’ne kullandırdığı krediler karşılığında toplam 171.845,29 TL tahsilat yapıldığının bildirildiği, davacı tarafından kredi hesaplarına ilişkin olarak fazladan ödeme yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dikili Tapu Müdürlüğünün yeni malikin borcu üstlendiğine ilişkin imzalı bir belgesini bankaya gönderip göndermediğinin, göndermemiş ise yeni malik aleyhine icra takibi yapılıp yapılamayacağının araştırılmadığını ve bilirkişi raporlarında da değerlendirilmediği, taşınmazın 10.10.2003 ipotek tarihindeki gerçek değerinin tespiti taleplerinin değerlendirilmediğini, ipotek sadece arsaya konulduğundan arsa üzerindeki yapı değerinin teminat olarak gösterilemeyeceğini, ipotek sözleşmesi tarihinde oturma veya kullanma izni alınmamış binanın ipoteğe dahil edilemeyeceğini, değerini aşan bir borç için ipotek edilmiş bir taşınmazı karşılıksız eden kimsenin borçtan şahsen sorumlu değilse takdir edilecek bir bedeli ödeyerek taşınmazı ipotekten kurtarabileceğini, banka yetkililerince, taşınmazın gerçek değeri bildirilseydi müvekkilinin 4721 sayılı Kanun’un 885 inci maddesi uyarınca takdir edeceği bir bedeli ödeyerek taşınmazı icra takibinden kurtarabileceğini, cari hesabın süreli olup olmadığı, süreli ise sürenin hangi tarihte dolduğunun araştırılmadığını, cari hesap süreli ise süre geçtikten sonra asıl borçluya verilen kredilerin ipotek ile ilişkilendirilemeyeceğini, talimat mahkemesinin bilirkişi heyetini talimata aykırı oluşturduğunu, ara kararına uygun yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiğini, ipotekli taşınmaz şirket adına kayıtlı olduğu için ihtarnamenin de şirket adına düzenlenmesi gerekirken 3.şahıs durumunda olan Muhittin Kaya adına düzenlenmesinin yasaya aykırı olduğunu, Muhittin Kaya yönüyle ipotek borcunun muaccel hale gelmeyeceğini ve hakkında takip yapılamayacağını, müvekkili ile asıl ipotek borçlusu şirket ve yetkilileriyle yapılan 03.12.2003 tarihli yazlı sözleşme gereği taşınmazın müvekkiline isabet ettiğini, taşınmazın müvekkiline satış yolu ile geçmediğini bu nedenle müvekkilinin ipotek şartlarını kabul etmiş sayılamayacağını, bankanın asıl borçluya kredi kullandırması ve bu kredilerin ödenmemesi halinde ilerideki dönemdeki borçlardan da sorumlu olunacağına ilişkin uyarıda bulunmadığını, kredi borçları sıfırlanmadan asıl borçluya yeni kredi kullandırılıp kullandırılamayacağı hususunun değerlendirilmediğini, davalı bankanın, müvekkilinin sorumluluğunun satış tarihindeki banka alacak miktarı kadar olduğunu kabul ettiği halde fiiliyatta satış tarihinden sonraki ek kredi tutarı için icra takibi yapılmasının bankanın kabul iradesine aykırı olup olmadığının gerekçeli kararda ve bilirkişi raporlarında değerlendirilmediğini, bankanın krediyi yeniden yapılandırdığı konusunda yeni malike bilgi verme yükümlüğü bulunup bulunmadığının araştırılmadığını, bankanın asıl borçluya kredi kullandırdığını yazılı ve imzalı belgeler ile ispatlaması gerektiği hususunun araştırılmadığını, kat ihtarnamelerindeki alacak miktarının icra takip dosyasındaki alacak miktarı ile aynı olması aksi halde ihtarnamenin o icra takibi için geçerli olup olmadığı hususunun tartışılmadığını, tarafı olmayan icra takiplerinin harç ve giderlerinin müvekkile ödetilip ödetilemeyeceğinin araştırılmadığını, gerekçeli kararda, ipotekte gösterilen miktara faiz, takip masraflarının dahil edilip edilemeyeceğinin araştırılmadığını, ipotekte gösterilen miktara faiz, takip masraflarının dahil edilemeyeceğini, müvekkilinin bankaca yapılan ipotek bedelinin 26.000,00 TL olduğu ve bu miktarın da asıl borçlu tarafından ödeneceği beyanına güvenerek taşınmazın tescilini aldığını, bu hususu tanık ile ispatlamalarına olanak verilmediğini, bilirkişi raporunda, 10.03.2009 ila 09.11.2009 tarihleri arasında kredi hesaplarına ödeme yapılıp yapılmadığına dair banka kayıtlarına ihtiyaç duyulduğu belirtilmesine, Mahkemece bu hususta bankaya 2 haftalık süre verilmesine rağmen eksiklikler yerine getirilmediğinden bankanın dayanak bilgi ve belgelerden vazgeçmiş sayılması gerekirken davalı delillerinin dikkate alınarak rapor düzenlendiğini, 97.402,69 TL fazla ödeme yaptıklarının kabulü ile ıslah yapmaları için kendilerine süre verilmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, istirdat istemine ilişkindir .
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Kanun’un 881, 885 ve 888 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.