Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/2978 E. 2023/7292 K. 12.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2978
KARAR NO : 2023/7292
KARAR TARİHİ : 12.12.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/805 Esas, 2022/122 Karar

BİRLEŞEN DAVA : … Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/484 E.

HÜKÜM : Başvuruların esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : … Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2015/189 E., 2018/451 K.

Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali (asıl dava) ve ticaret sicil müdürlüğü kararına itiraz (birleşen dava) davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın ise kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. ASIL VE BİRLEŞEN DAVA
1.Davacı vekili asıl davaya ilişkin dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, davalı şirketin 27.12.2014 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan tüm kararların butlanla malul olduğu gibi kanuna, ana sözleşmeye ve afaki iyi niyet kurallarına aykırılık sebebiyle iptali gerektiğini ileri sürerek 27.12.2014 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan tüm kararların iptaline ve butlanına karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davacı vekili birleşen davaya ilişkin dava dilekçesinde; müvekkilinin ortağı olduğu Makbosan …A.Ş.’nin 2013 yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısının 27.12.2014 tarihinde yapıldığını ve bu toplantıda şirket sermeyesinin 1.500.000,00 TL’den 2.850.000,00 TL’ye artırılmasına karar verildiğini, davalı şirket yönetim kurulunun 13.01.2015 tarihli 3 numaralı kararıyla, artırılan sermayenin 1/4’ünün tescil tarihinden itibaren en geç üç ay içinde kalanının ise üçer aylık dönemler halinde altı eşit taksitle ödenmesine karar verildiğini, sözü edilen yönetim kurulu kararının 20.01.2015 tarihinde tescil edilip 04.02.2015 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, ancak yönetim kurulu kararının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun ( 6102 sayılı Kanun) 344 üncü maddesine aykırı olduğunu zira anılan hükümle, nakden taahhüt edilen sermayenin %25’inin tescilden önce ödenmesi gerektiğinin emredici bir şekilde düzenlendiğini, 800 adet hisse senedinin hamiline yazılı olduğunu, hamiline yazılı senet sahipleri toplantıya davet edilmediği gibi hazirun cetvelinde de gösterilmediklerini, genel kurul ve yönetim kurulu kararlarında, sermaye artırımının nakden yapıldığı belirtilmesine rağmen şirket yönetim kurulu tarafından davalı Kurum’a 6102 sayılı Kanun’un 457 nci maddesine göre tescil için verilen beyanda ve SMMM … … tarafından sermaye artırımına ilişkin olarak hazırlanan 2014/3 sayılı raporda, artırılan sermayenin bir kısmının, ortakların şirketten olan alacaklarına mahsuben yapılacağının başka bir deyişle ayni olarak taahhüt edildiğinin belirtildiğini, bunun yanında, yönetim kurulu beyanıyla, artırılan sermeyenin 759.375,00 TL’sinin ortakların şirketten olan alacağından karşılanacağı belirtilmişken 2014/3 sayılı raporda, 1.096.875,00 TL’sinin ortakların şirketten olan alacağından karşılanacağının belirtildiğini, beyanla rapor arasında çelişki bulunduğu gibi gelinen noktada artırılan sermayenin ne kadarlık tutarının ortakların şirketten olan alacağından karşılanacağının belirsiz olduğunu, şirketin mali müşaviri olan … …’un 6102 sayılı Kanun’un 400 üncü maddesine göre denetçi olamayacak kişilerden olduğunu, adı geçen tarafından hazırlanan raporda, ortaklarının şirketten olan alacağının … bir alacak olup olmadığının da dayanaklarıyla birlikte açıkça gösterilmediğini, şirketin ortaklarına 1.096.875,00 TL tutarında borcu olmayıp bu tutarın da hatalı olduğunu, sermaye artırım kararının ve tescil işleminin açıkça hukuka aykırı olduğunu, davalı Kurum’un 6102 sayılı Kanun’un 32 nci maddesine göre tescili istenen sermaye arttırımı işleminin kanun şartlarına uygun olup olmadığını incelemekle yükümlü olduğunu, ancak bu yükümlülüğe aykırı davrandığını ileri sürerek sermaye artırım kararının ve yönetim kurulunun 13.01.2015 tarihli kararının tescilinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı şirket vekili asıl davaya ilişkin cevap dilekçesinde; genel kurulda alınan tüm kararların gerekli nisaplarla alındığını, alınan kararların butlan veyahut iptal yaptırımına tabi tutulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

2. Davalı Kurum vekili birleşen davaya ilişkin cevap dilekçesinde; yapılan işlemlerde hukuka aykırı bir yön olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava yönünden, 27.12.2014 tarihli genel kurul toplantısında alınan 3, 4, 5, 7 ve 8 numaralı kararlarının butlanını veyahut iptalini gerektirecek bir sebep bulunmadığı, gündemin 6.maddesinin sermaye arttırımına ilişkin olduğu, davalı şirketin sermaye arttırımının … şekline ilişkin 6.maddesinin sermayenin 1/4′ ünün tescil tarihinden itibaren en geç 3 ay içerisinde, kalanının üçer aylık dönemler halinde 6 eşit taksitte ödeneceğinin belirtildiği, 6102 sayılı Kanun’un 459 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereğince sermaye arttırımları bakımından da uygulanan aynı Kanun’un 344 üncü maddesine göre nakdi sermayenin 1/4′ ünün tescilden önce, kalan kısmının ise tescilden itibaren 24 ay içinde ödenmesi gerektiği, Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 73 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde de bu kuralı teyit eden bir hükmün yer almakta olduğu, sermaye arttırımında pay bedellerinin en az 1/4′ ünün kanuna uygun olarak bankaya yatırıldığını gösterir banka dekontunun da ibraz edilmesinin gerekli olduğu, bu halde, davalı şirketin sermayeye ilişkin … şeklini düzenleyen 6.maddesinin hem Kanun hem de Ticaret Sicil Yönetmeliğindeki emredici hükümlere aykırı olduğu, Yönetim kurulunun 6102 sayılı Kanun’un 457 nci maddesi çerçevesinde hazırladığı beyanda, sermaye artışının 759.375,00 TL’ sinin ortakların muhtelif zamanlarda şirkete koydukları paradan karşılanacağının ifade edildiği, … muhasebeci mali müşavir … … tarafından 27.12.2014 tarihinde düzenlenen raporun sonuç bölümünde ise, Makbosan A.Ş.’nin sermayesinin 1.500.000,00 TL’den 2.850.000,00 TL’ye çıkartılacağının, artırılan miktarın 1.096.875,00 TL’lik kısmının ortakların muhtelif zamanlarda şirkete koymuş oldukları paradan karşılanmasının yasal mevzuat açısından hiçbir sakınca doğurmayacağının ve raporun Sanayi ve Ticaret Bakanlığının İç Ticaret 2003/3 sayılı tebliği doğrultusunda yapıldığının belirtildiği, Yönetim kurulunun beyanı ile anılan raporda belirtilen miktarların birbirlerinden farklı olduğu, bahsi geçen tebliğin Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan ve Resmi Gazete’nin 15.11.2012 tarih 28468 sayısında yayınlanan tebliğin 8 … maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı, diğer yandan arttırılan sermayenin bir kısmının ortaklar cari hesabından karşılandığının belirtildiği, yani dava dışı Makbosan A.Ş.’nin ortaklarının şirketten olan alacağının sermaye arttırımında kullanılmış olduğu, bu durumun alacağın şirkete sermaye konulduğu anlamına geldiği, oysa alacağın şirkete nasıl sermaye konulacağı hususunun 6102 sayılı Kanun’un 459 uncu, 342 nci ve 343 üncü maddelerinde gösterildiği, anılan madde hükümlerine göre ayni değerlere şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesince atanacak bilirkişiler tarafından değer biçilmesinin zorunlu olduğu, bu değerleme raporunda uygulanan değerleme yönteminin somut olayın özellikleri bakımından herkes için en … ve uygun seçim olduğu, sermaye olarak konulan alacakların gerçekliğinin, geçerliliğinin ve 342 nci maddeye uygunluğunun belirlendiği, tahsil edilebilirlikleri ile tam değerlerinin gösterilmesinin zorunlu olduğu, oysa olayda, Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından atanan bilirkişiler tarafından değer biçilmemiş olup emredici hükme aykırı şekilde sermaye arttırımı yoluna gidilmiş olduğu, bu itibarla sermaye arttırımına ilişkin genel kurul kararının emredici kanun hükümlerine aykırı olduğu, birleşen davaya gelince, yukarıda 6.gündem maddesi ile ilgili olarak açıklandığı üzere … bir sözleşme değişikliği niteliğinde olan sermaye arttırımının birbirine bağlı birden fazla aşamalardan meydana geldiği, bu aşamalardan birindeki hukuki aykırılığın sermaye arttırımının tamamını sakatlayacağı, somut olayda kabul edilen sözleşme maddesinin kanunun emredici hükümlerine aykırı olduğu, yukarıda ifade edildiği üzere 6102 sayılı Kanun’un 457 nci maddesine göre hazırlanan yönetim kurulu beyanında, 759.375,00 TL’nin, SMMM tarafından hazırlanan raporda ise 1.096.875,00 TL’nin ortakların şirketten olan alacağından konulduğunun belirtildiği, bu anlamda hangi miktarlık sermayenin hangi kalemden konulduğunun dahi belirsizlik taşıdığı, ikinci olarak; ortağın şirketten olan alacağının sermaye olarak konulması ayni sermaye niteliğinde olup ayni sermayenin nasıl konulacağının aynı Kanun’un 342 ve 343 üncü maddelerinde ayrıntılı olarak belirtildiği, yine Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 69 uncu maddesinde, konulan ayni sermayeye ilişkin olarak mahkeme tarafından atanmış bilirkişiler tarafından değerleme raporunun sunulması gerektiğinin belirtildiği, hem Kanun hem de Yönetmelik’te alacağın şirketten olması veya üçüncü kişiden olması gibi bir farlılık yaratılmadığı, üstelik ortağın şirketten olan alacağının gerçekte var olup olmadığının incelenmesinin kanunun amacına da uygun olduğu, kanun koyucunun para dışında getirilen değerlerin sermaye olarak konulmasında sıkı şartlar aramasının altında yatan sebebin de bu olduğu, kanunun lafzı ve ruhunun da şirketten bağımsız olarak hareket eden bir makamın değerlemeyi yapmasını amaçlamış olduğu, bu itibarla, emredici hükümlere aykırı olan sermaye arttırımına ilişkin genel kurul kararının iptali gibi, bu kararın … nezdinde tescili işleminin de açıklanan nedenlerle iptalinin gerektiği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 27.12.2014 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan sermayenin artırılmasına ilişkin 6 numaralı kararın geçersiz olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine, birleşen davanın kabulü ile Makbosan..A.Ş.’nin 27.12.2014 tarihinde gerçekleştirdiği genel kurul toplantısında 6.gündem maddesi ile alınan sermaye arttırım kararının … nezdinde yapılan tescil işleminin iptaline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl davanın tamamıyla kabulüne karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

2. Asıl dosya davalısı Makbosan… A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 27.12.2014 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında yapılan sermaye artırım kararının hukuka uygun olduğunu, aksi yöndeki gerekçede isabet bulunmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

3. Birleşen dosya davalısı … vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporuna yönelik ciddi mahiyetteki itirazların karşılanmadığını, müvekkili Kurum’un Ticaret Bakanlığı tarafından tüm ticaret sicil müdürlüklerine gönderilen 27.09.2013 tarihli ‘Alacağın Ayni Sermaye Olarak Şirkete Konulması’ konulu Genelge’ye göre işlem tesis ettiğini, müvekkili Kurum’un, bu Genelge yürürlükte kaldığı sürece Genelge doğrultusunda işlem yapmakla mükellef olduğunu, söz konusu Genelge’de, şirket ortağının, şirketten olan alacağını sermaye artırımında kullanmak istemesi halinde 6102 sayılı Kanun’un 342 nci ve 343 üncü maddelerine göre, alacağa şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından atanacak bilirkişiler tarafından değer biçilmesine gerek bulunmadığının belirtildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, söz konusu Genelge’nin dikkate alınmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili, birleşen davada ise davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Asıl ve birleşen davalarda davacı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiş, 03.11.2022 tarihli dilekçesiyle ise, davacı …’nun vefat ettiğini ve mirasçıları tarafından kendisine verilmiş vekaletnameyi dosyaya ibraz ettiğini belirttikten sonra … mirasçıları ile davalı şirket arasında asıl dava bakımıından 25.10.2022 tarihinde sulh sözleşmesi imzalandığını, sulh sözleşmesi doğrultusunda asıl dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep etmiştir.

2.Asıl dava davalısı Makbosan …A.Ş. vekili, katılma yoluyla ileri sürdüğü temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiş, 08.11.2022 tarihli dilekçesiyle, asıl davanın tarafları arasında 25.10.2022 tarihinde sulh sözleşmesi imzalandığını, sulh sözleşmesi gereğince asıl dava bakımından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep etmiştir.

3.Birleşen dosya davalısı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl dava bakımından genel kurul kararının iptali, birleşen dava bakımından ise Ticaret Sicil Müdürlüğü kararının iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 … maddeleri ile aynı Kanun’un 315 … maddesinin birinci fıkrası, 6102 sayılı Kanun’un 32 nci ve 445 … maddeleri

3. Değerlendirme
Asıl dava, davalı şirketin 27.12.2014 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan tüm kararların iptali, birleşen dava ise aynı genel kurul toplantısında alınan sermeye artırım kararının, davalı … Müdürlüğünce ticaret siciline tescil ve ilanına dair işlemin iptali istemine ilişkindir. Asıl davanın tarafları arasında, temyiz aşamasında 25.10.2022 tarihinde sulh sözleşmesi imzalandığı ve taraf vekillerinin ayrı ayrı sundukları dilekçelerle, sulh sözleşmesi gereğince karar verilmesini talep ettikleri anlaşılmaktadır. Bu hale göre, Mahkemece, sulh sözleşmesinin geçerli olup olmadığı değerlendirilip asıl davadaki sulhun aynı genel kurul toplantısında alınan sermaye artırım kararının tescil ve ilanının iptali istemine ilişkin birleşen davanın sonucunu etkileyebileceği de gözetilerek asıl ve birleşen dava hakkında bir karar verilmesi gerektiğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Bozma sebebine göre taraf vekillerin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz karar harçlarının istekleri halinde ilgililere iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.