Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/3749 E. 2023/7646 K. 25.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3749
KARAR NO : 2023/7646
KARAR TARİHİ : 25.12.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/2114 Esas, 2022/498 Karar
DAVALILAR : 1…. vekili Avukat …
2.Batı Ataşehir İnş. Gayrimenkul Turizm Yatırımları A.Ş.
vekili Avukat …
3…. vekili …
DAVA TARİHİ
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/898 E., 2019/880 K.

Taraflar arasındaki şirket pay devrinin muvazaa nedeni ile iptali ve davacı adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılardan …’un borcuna karşılık Batı Ataşehir İnş. Gayrimenkul Turizm Yat. A.Ş.’deki hisselerini, 18.04.2016 tarihinde düzenlenen “Anonim şirket pay devir sözleşmesi” ile müvekkiline devrettiğini, ardından devrin pay defterine işlenmesi için 31.05.2016 tarihli ihtarnameyi adı geçen şirkete gönderdiğini, davalı şirket tarafından ihtarnameye verilen cevapta, davalının bu hisselerini 03.03.2016’da …’ya devrettiğini, başvuru ile de bu devrin şirket pay defterine işlendiğini belirterek talebi reddettiğini, ancak davalıların geçmişe yönelik belgeler düzenleyerek hisseleri daha önce … gibi gösterdiklerini, şirket yetkilileri ile müvekkili arasındaki yazışmalardan böyle bir devrin yapılmadığının anlaşıldığını, davalının daha önce aynı hisseleri dava dışı … …’ya da devretmeyi teklif ettiğini, bu süreçte davalı şirket yönetim kurulu başkanının da durumdan haberdar olduğunu, sözleşme tarihi itibari ile payların hiç kimseye devredilmemiş olduğunu, ayrıca davalıların devir işlemine kılıf uydurmak için geçmişe yönelik 23.03.2016 tarihli genel kurul toplantı tutanağı düzenlediklerini, ancak genel kurul kararlarının bir yıldan fazla bir süre sonra 09.05.2017 tarihinde tescil edildiğini, bunun ise delil üretmek için yapıldığını ileri sürerek, … ile … arasındaki şirket hisse devir işleminin geçersizliğinin tespiti ve iptaline, söz konusu 12.500 adet hissenin davacı adına davalı şirket pay defterine işlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı … vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 03.03.2016 tarihli devri sözleşmesi ile paylarının tamamını aynı zamanda ortaklık sıfatı bulunan davalı …’ya devrederek şirket ortaklığından ayrıldığını, ekonomik sıkıntıya girince de aynı hisseleri daha iyi teklif sunan davacıya sattığını, rica etmesi halinde …’nın sözleşmeden döneceğini düşündüğünü, ancak adı geçen davalı tarafından dönme talebi kabul edilmediğinden dolayı davacıya hissesini devretmesinin mümkün olmadığını, olayda muvazaalı bir işlem veya geçmişe yönelik belge düzenlenmesinin söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

2.Davalı … vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin, 03.03.2016 tarihli sözleşme ile şirket tarafından hisse senedi yerine geçmek üzere bastırılan ilmuhaberlerin ciro yolu ile teslim alınması suretiyle davalı …’un hisselerini devraldığını, hisse devir işleminin aynı … şirket tarafından onaylanarak şirket yönetim kurulu kararı ile pay defterine işlendiğini, devir işlemi sonrasında müvekkilinin şirketin genel kurul toplantısında da yer aldığını, davacının kanunda öngörülen şekilde şirket paylarına ilişkin ilmuhaberleri satıcıdan ciro ve teslim yoluyla devir ve teslim almadığını, geçmişe yönelik belge düzenlendiği yönündeki iddianın … dışı olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.

3.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; şirketin eski ortağı …’un hisselerini 03.03.2016 tarihli devir sözleşmesi ile …’ya devrettiğini, bu devrin şirkete bildirilmesi sonucunda aynı günlü yönetim kurulu kararı ile ortaklar pay defterine işlendiğini, 23.03.2016 tarihli genel kurulda davalı …’nın hissedar olarak yer aldığını, davacının daha sonradan gerçekleştirilen hisse devrine dayanamayacağını, bu devrin işlenmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin yasal mevzuat ve iç hükümlere uygun hareket ettiğini, davacının, hisse senedi ilmuhaberini devir ve temlik aldığına dair belge sunmadığını, devreden tarafından ciro edilmiş ilmuhaberin sunulduğunu, 07.07.2015 günlü hissedarlar sözleşmesinin 6 ncı maddesinde hisse senetlerinin yönetim kurulunun bilgisi dışında devri halinde yönetim kurulunun hisse devrini pay defterine işlemekten imtina edebileceğinin belirtildiğini, bu nedenle yönetim kurulunun devrin pay defterine işlenmesi istemini reddetme hakkı bulunduğunu, şirket hisselerinin ortaklardan birisi tarafından devredilmek istenmesi halinde diğer ortakların ön alım hakkının bulunduğunu, 03.03.2016 tarihli devir işleminin geçerli olduğunu savunarak davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının, davalı …’un hissesini noter devir senedi ile 18.04.2016 tarihinde aldığının … olduğu, uyuşmazlığın aynı hisselerin sonraki tarihte devredilmiş olmasına rağmen 03.03.2016 günü devredilmiş gibi muvazaalı işlem yapılıp yapılmadığı noktasında toplandığı, davalı şirketin hisseleri nama yazılı olup, bunların ciro yolu ile devri ve teslimi yeterli olduğundan, davalı … ile … arasındaki devir işlemlerinin bu şekilde yapıldığının davalılarca savunulduğu, tanık beyanlarından işlemin muvazaalı olduğuna dair bir kanaat oluşmadığı, tam aksine davalı …’nın davacı tarafından bu hisselerin alındığından haberi olmaksızın devir işleminin tarafı olduğu, davalı şirketin de taraflar arasındaki ilişkiyi bilmediği hususunda kanaat oluştuğu, davacının, sadece …’ya bu hisseleri devreden … aleyhine ödediği paranın iadesi ve bu işlemden gördüğü tüm zararlarının tazmin edilmesi için dava açabileceği, ancak eldeki davada böyle bir talebinin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalılar arasındaki muvazaalı işlemlerin ispat edildiğini, davalı …’un tanık …’e olan borçlarına karşılık davalı şirket paylarını devretmeyi daha önce teklif ettiğini, tanığın bu teklifi kabul etmediğini, tanık beyanları ve davalı şirketin yönetim kurulu başkanının inkar edilmeyen mail yazışmalarındaki ikrar içerikli beyanlarından da bu durumun anlaşıldığını, dolayısıyla davalıların ve şirket yönetim kurulu üyelerinin muvazaalı işlemlerle ve geçmişe etkili olacak şekilde müvekkilinin hakkını elde etmesini engellemeye çalıştıklarını, davalıların ayrıca elbirliği ile 03.03.2016 tarihli devir işlemini göstermek için davalı şirkete ait 2015 yılı olağan genel kurulunu 23.03.2016 tarihinde yapmış gibi geçmiş tarihli genel kurul toplantı tutanağı düzenlediklerini, ancak bu genel kurul kararlarını bir yıldan fazla süre beklettikten sonra ticaret sicil gazetesinde ilan ettirdiklerini, bunun ise davalılarca kendilerine delil üretmek için yapıldığını, mahkemece dosyaya sundukları mail yazışmalarının dikkate alınmadığını, bahse konu yazışmaların davalılar arasındaki muvazaayı kanıtladığını, 18.03.2016 ile 04.04.2016 tarihleri arasında davalı … tarafından kimseye bir pay devrinin yapılmadığını, davalı şirket yönetim kurulu üyelerinin tanık olarak dinlenip, beyanlarına itibar edilerek hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, bu kişilerin tanık olarak dinlenebilmelerinin mümkün olmadığını, 23.03.2016 tarihli genel kurul kararının 09.05.2017 tarihinde ilan edilmesine rağmen, ilanda herhangi bir hisse devrinin yer almadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ispat yükü üzerinde olan davacı yanca muvazaanın ispatlanamadığı, tanık beyanlarının muvazaanın kabulüne yeterli olmadığı, davalı şirketin tüm hisselerinin temsil edildiği 23.03.2016 tarihli çağrısız genel kurul toplantı tutanağının sonrasında ilan edilmesinin bu toplantı tutanağının geçmiş tarihli olarak düzenlendiğini … başına göstermeyeceğini, diğer yandan davacı tarafça delil olarak sunulan e-posta yazışmalarında ise davalı şirket yönetim kurulu başkanının muvazaa iddiasını doğrulayan bir beyanın da bulunmadığı, bu yazışmalarda davalı …’un daha önce hisselerini devrettiğinden bahsedilmemesinin de sonuca etkili olmadığı, dolayısıyla davalıların işbirliği içerinde hareket ederek davacının hisse elde etmesini engelledikleri ve davalılar arasındaki hisse devri sözleşmesinin muvazaalı olduğu yönündeki iddiaların kanıtlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen sebep ve gerekçelerle kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, anonim şirket pay devri sözleşmesinin muvazaa nedeniyle geçersizliğinin tespiti ile söz konusu hisselerin davacı adına davalı şirket pay defterine kaydı istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 … maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 … maddesinde yer … sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 … maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.