Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/3753 E. 2023/7735 K. 27.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3753
KARAR NO : 2023/7735
KARAR TARİHİ : 27.12.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/640 Esas, 2022/537 Karar
vekili Avukat …
vekili Avukat …
DAVA TARİHİ
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/51 E., 2020/549 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili firmanın akaryakıt işi ile iştigal ettiğini, müvekkilinin 2017 ve 2018 yılları içinde davalı şirkete 93 adet e-fatura ile 12.011.155,29 TL tutarında mal sattığını, davalı şirketin 11.009.102,87 TL’sini ödediğini, ancak borcun 1.002.052,42 TL’nin halen ödenmediğini, davalı şirketi BA Formları ile müvekkilinden aldığı faturaları bildirdiğini, aynı alacak için davalı hakkında icra takibi başlatıldığını ancak davacının itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek müvekkilinin alacağı olan 1.002.052,42 TL’nin 24.12.2018 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının faturalarda belirtilen akaryakıt satışına ilişkin yaptığı bir sözleşme olup olmadığını, faturalara konu akaryakıtın teslim edildiğini ispat etmesi gerektiğini, irsaliye, teslim tutanağı gibi belge sunulmadığını, EPDK kapsamında bir akaryakıt bayiinin başka bir dağıtıcıya satış yapabilmesinin ayrı bir lisans ve izne tabi olduğunu, bu kapsamda akaryakıt işi ile ilgilendiğini belirten davacının EPDK kapsamında başka bir dağıtıcıya akaryakıt satışına ilişkin lisansının bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, davacının iddia edilen tutarda akaryakıtı müvekkili şirkete teslim ettiğine ilişkin belge ve kaydın dosyada bulunmadığını, davacı ile müvekkili şirket arasında yapılan sözlü/yazılı bir sözleşme var ise bu sözleşmenin müvekkili şirketi temsil ve iltizam eden kişiler ile yapılmadığını, basiretli bir tacirin yaklaşık 12.000.000TL tutarındaki ticareti herhangi bir yazılı belge olmadan, bir yetkili ile mutabakat, protokol yapmadan herhangi bir teslim tesellüm belgesi ile yapmasının mümkün olmadığını, davacının Turhal İcra Dairesinden müvekkili şirkete gönderilen ödeme emrinin tebliğ tarihi olan 24.12.2018 tarihinden itibaren faiz yürütülmesini talep ettiğini, icra takibine konu edilen alacak ile işbu davada iddia edilen alacağın aynı alacak olup olmadığının bilinmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında 15.03.2017 tarihinde ticari ilişkinin başladığı ve 20.12.2018 tarihinde sonlandırıldığı, bu süreç içerisinde davacı tarafından 93 adet fatura kapsamında davalıya 12.011.155,29 TL tutarında akaryakıt satıldığı, düzenlenen fatura karşılığında davalıdan 11.009.102,87 TL tahsilat yapıldığı, davacının bakiye davadan 1.002.052,42 TL alacaklı olduğu, alacağa dayanak faturaların ve faturalar karşılığında davalının yaptığı ödemelerin her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu, yine taraflarca alacağı oluşturan faturaların BA-BS formları ile bağlı bulundukları vergi dairelerine tamamen birbirine uyumlu bir şekilde bildirildiği, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin muhtelif kararlarında da belirtildiği gibi davalı tarafın dava konusu faturaları ilgili vergi dairesine bildirmesi halinde bu bildirimin fatura kapsamındaki malların teslim alınmış olduğunu gösterdiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 1.002.054,42 TL alacağın 11.03.2019 dava tarihinden itibaren işleyecek değişir oranlı avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında yaklaşık 12 milyon TL tutarında bir ticaretten söz edildiğini, herhangi bir yazılı belge olmadan müvekkili şirket yetkilisiyle sözleşme, protokol vs. yapılmadan bu ticaretin yapıldığını ve fatura konusu akaryakıt teslim edilmişse bunu ispat yükünün davacıda olduğunu, faturalarda belirtilen malların müvekkili şirkete teslim edildiğine ilişkin herhangi bir belge bulunmamasına karşın salt faturaların ticari defterlere işlenmiş olmasının malların teslim edildiğini göstermeyeceğini, taraflar arasında yazılı bir sözleşme yoksa fatura münderecatına sekiz … içerisinde itiraz edilmemiş olmasının sözleşme ilişkisinin varlığını göstermediğini, eğer faturayı alıp da süresi içinde itiraz etmeyen tarafın sözleşme ilişkisini inkâr ederse faturanın dayandığı geçerli bir sözleşme ilişkinin bulunduğunun ispat yükünü faturayı düzenleyip gönderen tarafın üzerinde olduğunu, akaryakıt hususunda iddia edilen meblağda akaryakıtın müvekkili şirkete teslim edildiğine ilişkin belge ve kaydın dosya kapsamında bulunmadığını belirterek kararın kaldırılması ile davanın reddini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alacağa dayanak faturaların ve davalının yaptığı ödemelerin her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu, kayıtların mutabık olduğu, davalının davacıya 1.002.054,42 TL borçlu bulunduğunun kabulü ile davalıdan tahsiline ve aleyhe istinaf olmadığından dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, akaryakıt satımından kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 … maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 … maddesinde yer … sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 … maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.