Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/4122 E. 2024/60 K. 08.01.2024 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4122
KARAR NO : 2024/60
KARAR TARİHİ : 08.01.2024

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2018/2004 Esas, 2021/1552 Karar
vekili Avukat …
vekili Avukat … …
DAVA TARİHİ :
BİRLEŞEN DAVA : 2009/243 E. 2010/106 K.
vekili Avukat …
vekili Avukat … …
DAVA TARİHİ :
HÜKÜM : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2014/676 E., 2018/347 K.

Taraflar arasındaki asıl ve birleşen itirazın iptali davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın asıl ve birleşen dosyalar davacısı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen dosyalar davacısı vekili tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:

1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Davacı vekilinin, kur farkına ilişkin asıl davada talep ettiği miktar 41.091,04 TL olup, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin davacı vekilinin istinaf başvurusu reddine dair kararı 11.10.2021 tarihli olup, asıl davada temyiz edilen miktar 2021 yılı kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin altında kalmaktadır.

2.Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan birleşen davaya ilişkin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1.Davacı vekili asıl davaya ilişkin dilekçesinde; davalı şirket ile aralarındaki alım satım ilişkisinden kaynaklanan kur farkı alacaklarının keşide edilen ihtarnameye rağmen ödenmemesi üzerine davalı aleyhine başlatılan takibe itirazın iptali ile %40’dan … olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davacı vekili birleşen davaya ilişkin dilekçesinde; müvekkili şirket tarafından davalı şirkete satılan iplik ve kumaşlardan kaynaklanan şirket alacağının ihtarnameye rağmen ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine davalının itirazının iptali ile %40’dan … olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı vekili asıl davaya ilişkin cevap dilekçesinde; talep edilen kur farkı alacağının sebebinin belirtilmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı vekili birleşen davaya ilişkin cevap dilekçesinde, talep edilen alacağın bir kısmının çeklerle nakden ve taksitler halinde ödendiğini, müvekkili şirketin davacı şirkete sadece 100.167,50 TL borcu kaldığını savunarak davanın reddine ve %40 kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, davalı tarafça çekle ödeme yapıldığı savunması ile ilgli olarak taraflar arasındaki uyuşmazlıkla ilgili ceza davası sonunda sanık hakkında beraat kararı verilerek kesinleştiği, beraat gerekçesinde üzerinde iptal yazısı bulunan çek bedellerinin elden ödeme yapıldığı ihtimalinin bulunduğunun belirtildiği, davalının ödeme savunmasına konu 3 adet çekin karşılığının ödenmeden davalı tarafça davacıdan zorla alındığı ve daha sonra davalı tarafça haksız olarak üzerine iptal şerhi düşüldüğü, yani iptal yazısı yazıldığına ve dolayısıyla karşılığı-bedeli ödenmeden davalı tarafça zorla ele geçirildiğine dair davacı tarafın iddialarının kesin mahkeme ilamı ve yargı kararıyla ispat olunamadığı, bu çek asıllarının üzerinde iptal şerhinin yazılı olduğu, bu çek asıllarının karşılığı ödenmeden borçluya iade edilmesinin hayatın olağan akışına da uygun olmadığı, davacının bunun aksi yani davalı borçlunun zorla aldığına ve hile ile üzerine iptal şerhi yazdığına dair iddiasının kesin delillerle ispat edilemediği, bu çek asıllarının en son tarih itibari ile yani halen davacının elinde olmasının bu çeklerin ödenmemiş olduğuna dair iddiasını … başına kesin olarak ispata yeterli olmadığı, çünkü üzerlerinde iptal şerhinin açıkça yazılı olduğu, bu konudaki iddiaların ispat yükünün de davacıda olduğu, bu çeklere ilişkin bedelin ödenmiş sayılması gerektiği, ceza dosyasında davacı şirket adına katılan … …’ın mahkemeye sunulan beyanlarında da suça konu bu çeklerin kumaş alışverişi nedeniyle davalıdan teslim alındığı bu çeklerin bedeli olarak para yerine kumaş verilmesinin karşı tarafça teklif edildiği ve bu çeklerin asıllarının kendileri tarafından geçici olarak karşı tarafa teslim edildiğinin açıkça beyan edilmiş olması da gözetildiğinde bu çeklerin davacı tarafça kendi iradesi ve rızasıyla davalı tarafa iade edildiği, yani davalı tarafın bu çek asıllarını davacı taraftan zorla almadığının bizzat davacı tarafın ceza dosyasındaki beyanlarıyla da anlaşıldığı, davacının asıl davada kur farkından dolayı iddia ettiği alacağın birleşen davada talep edilen alacağın içinde yer aldığı, ayrı bir alacak niteliğinde olmadığı, dolayısıyla bu yönden davacının davalıdan bir alacağının bulunmadığı, birleşen davada, davalı tarafın cevap dilekçesinde davalı şirketin davacı şirketle aralarındaki ticari ilişki nedeniyle 100.167,50 TL’lik borcunun kaldığını ikrar ettiği, taraflar arasındaki ticari alım satımlardan kaynaklı olarak yukarıda belirtilen 3 adet çekin davalının davacıya ödemesi sayıldığında davalının icra takip tarihi itibari ile 136.016,66 TL bakiye asıl alacağının kaldığı, takip tarihi itibari ile davacının davalıdan 6.942,43 TL de işlemiş faiz alacağının da bulunduğu, 81,72 TL noterlik ihtar masrafının da alacağa dahil edilmesi gerektiği, icra takibinden sonra davalının yaptığı 1.500,00 TL ödemenin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) Borçlar Kanunu’nun 84 üncü maddesi gözetilerek takibin infazı sırasında icra müdürlüğünce borçtan mahsubu gerektiği, takip ve davaya konu edilen alacağın miktarı belli, hesaplanabilir, likit sayılan alacaklardan olması ve davalının takibe-borca yaptığı itirazında haksız olması nedeniyle icra takip tarihi de gözetilerek takibin devamına karar verilen asıl alacağın %40’ı oranındaki icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne, Kayseri 1. İcra Müdürlüğünün 2009/3778 sayılı icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin 136.016,66 TL’si asıl alacak, 6.942,43 TL’si işlemiş faiz, 81,72 TL’si de noterlik ihtar masrafı olmak üzere toplam 143.040,81 TL üzerinden devamına, davalının iş bu icra takibinden sonra davacıya ödediği 19.03.2009 tarihli 1.500,00 TL miktarındaki ödemesinin 6098 sayılı Kanun’un 84 üncü maddesi gözetilerek takibin infazı sırasında icra müdürlüğünce borçtan mahsubunda nazara alınmasına, takibin devamına karar verilen 136.016,66 TL miktarındaki asıl alacağın %40’ı oranındaki icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen dosyalarda davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Asıl ve birleşen dosyalarda davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, asıl davaya konu kur farkı alacağının birleşen davaya konu alacaktan farklı bir alacak olduğunu, 26.10.2009 tarihli bilirkişi raporunda müvekkilince talep edilen bu alacağın yerinde olduğu tespitine yer verildiğini, itiraz üzerine alınan raporda da kur farkı alacaklarının olduğunun anlaşıldığını, davalı şirket yetkilisinin ceza mahkemesinde verdiği ifadesinde de kur farkı borçlarının olduğunu kabul ettiğini, birleşen dosyada ceza davasına konu 3 adet çekin davalı tarafından ödendiği ispatlanmadığı halde alacaklarından bu çeklere ilişkin bedellerin mahsubunun doğru olmadığını, ceza davasında verilen bozma kararında “sanığın ödediğini iddia ettiği miktarın yüksekliği gözetilerek bu savunmanın hayatın olağan akışına uygun olup olmadığının tartışılması gerektiği” hususuna yer verildiğini, yine emsal kararlara göre çekin ön yüzüne yazılan iptal yazısının, çek karşılığının haricen ödendiğine delil teşkil etmeyeceği, ödeme iddiasının ayrıca araştırılması gerektiği, davalı hakkında delil yetersizliği sebebiyle verilen verilen beraat kararının hukuk hakimini bağlamayacağını, davalı defterlerinin incelenmesi gerektiğini, davalıya ödeme iddiası için delillerini sunması için süre verilerek buna göre karar verilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, taraflar arasında düzenlenen 03.06.2008, 04.06.2008, 12.06.2008, 18.06.2008, 16.05.2008 tarihli sözleşmelerde açıklama kısmında dövizle satılan malların dövizle tahsil edileceği, TL ile tahsil edilirse kur farkı alınacağının belirtildiği, taraflar arasındaki satıma konu bedel, takip bedeli ve ödemede kullanılan çeklerin bedelinin yabancı para cinsinden düzenlenip talep edilmesine, kur farkı oluşmadığının anlaşılmasına göre ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davalarda davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili temyiz dilekçesinde, istinaf aşamasındaki itirazlarını yinelemiş, ayrıca gerek davalıya gönderilen ihtarnamede gerekse takip taleplerinde talebin TL üzerinden yapıldığını, yabancı para yönünde talepte bulunulduğuna dair istinaf mahkemesi gerekçesinin hatalı olduğunu, birleşen dosya ile ilgili olarak istinaf taleplerinin değerlendirilmediğini belirterek istinaf mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl ve birleşen davalar taraflar arasındaki satım sözleşmesinden kaynaklandığı ileri sürülen kur farkı ve mal alım satımı nedeniyle başlatılan icra takiplerine vaki itirazın iptali istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 … maddeleri.

2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67 nci maddesi.

3. 6098 sayılı Kanun’un 84 üncü maddesi.

VI. KARAR
Yukarıda açıklanan sebeplerle;
A. Asıl davaya ilişkin davacı temyizi yönünden;
1.Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktar yönünden REDDİNE,

B. Birleşen davaya ilişkin davacı temyizi yönünden;
2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 … maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

08.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.