Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/42 E. 2023/3496 K. 05.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/42
KARAR NO : 2023/3496
KARAR TARİHİ : 05.06.2023

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/165 Esas, 2021/1889 Karar
HÜKÜM : Esastan ret, davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/362 E., 2020/384 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirket ile davalı şirket arasında ticari iş ilişkisinin mevcut olduğunu, davalı tarafın anlaşma gereği davacı şirketten ürünleri teslim aldığını, ancak 6 adet irsaliyeli fatura bedeli olan 322.721,95 TL’nin 21.876,46 TL’sinin ödendiğini, geri kalan 300.842,49 TL’nin ödenmediğini, bakiye borç için çek verildiği ileri sürüldüğünü, ancak çek çıkış bordrosundaki imzaların kesinlikle davacı şirket yetkilisine ait olmadığını, davalının bakiye borcu ödememesi üzerine takip başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek davalının haksız itirazının iptali ve takibin devamına, haksız itiraz nedeni ile alacak miktarının %20’sinden az olmamak üzere davalı şirket aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; takip konusu alacağa dayanak olarak gösterilen borç davalı şirket tarafından alacaklı firmaya 300.842,49 TL bedelli çek ile ödendiğini, bu çekin alacaklı tarafa teslim edildiğini, söz konusu çekin daha önce alacaklı firma adına çekleri teslim alan …’a imza karşılığında teslim edildiğini, davacının açmış olduğu davanın haksız ve yersiz olduğunu savunarak davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğu, ticari defterlerin incelenmesinde davacının davalıdan kalan alacak bakiyesinin 300.842,49 TL olduğu, davalının ticari defterlerinde ise davalının devreden borç bakiyesinin 300.842,49 TL olduğu, 2016 yılında İş Bankası Yarımca Şubesi 300.842,49 TL bedelli çek ile ödeme yapıldığının tespit edildiği, ancak bu ödemenin davacı defterlerinde kayıtlı olmadığı, davalının çeki çek teslim bordrosu ile daha önce alacaklı firma adına çekleri teslim alan kişiye imza karşılığında teslim edildiğine yönelik beyanda bulunduğu, çekin teslim edildiği iddia edilen …’ın 2017 yılında davacının çalışanı olmadığı, davacının çeki üçüncü kişiye ciroladığı görülmekle davacının cirodaki imzanın kendilerine ait olmadığını iddia etmesi üzerine imza incelemesinin yapıldığı, Adli Tıp Kurumundan (ATK) alınan raporda birinci ciro imzasının kalem ile atılmış ıslak imza olmadığı, kaşe ile oluşturulmuş bir imza olduğunun belirtildiği, dava konusu çekin arka yüzünde bulunan ciro üzerindeki imzanın davacıya ait çıkmadığı, bu nedenle dava dışı şirketler yönünden inceleme yapmanın hukuki yararı bulunmadığı, davalıya yemin teklifinin hatırlatıldığı, davacı şirket yetkilisinin belirtilen çekin teslim alınmadığına dair yemin ettiği, bu nedenle davalının borcunu ödediğini ispatlayamadığı, alacak likit olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının takibe yaptığı itirazın iptali ile takibin 300.842,49 TL üzerinden devamına, asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu çekin daha önce de alacaklı firma adına 21.876,46 TL bedelli çeki teslim alan üçüncü kişi …’a teslim edildiğini, davacı ile gerçekleşen ticari ilişki boyunca ödemelerin çeklerle yapıldığını ve çeklerin … tarafından teslim alındığını, 6 adet fatura bedelinin 21.876,46 TL bedelli kısmının da …’a teslim edilen aynı bedelli çek ile ödendiğinin tarafların kabulünde olduğunu, çekin teslim edilmesinden sonra davacı tarafından yapılan cirodan davalının sorumluluğunun bulunmadığını, davacı şirketin ticari defter ve belgelerine kayıt etmediği işbu çeki başka şirketlere sahte imza veya yetkisiz temsilci ile ciro edip çek bedelini de bankadan tahsil etmiş olabileceğini, faize ilişkin itirazların yerel Mahkemece değerlendirilmediğini, alacağın likit olmadığını, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka uygun olmadığını, yerel Mahkeme tarafından uyuşmazlığın çözümü için sorulması gereken sorularının yemin eda ettirilirken davacı tarafa sorulmadan eksik yemin eda ettirilerek uyuşmazlığa ilişkin hüküm verildiğini savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında satım ilişkisine konu ürünlerin teslim edildiği ve ürün bedeli üzerinde çekişme bulunmadığı, uyuşmazlığın takibe konu edilen bakiye miktarın davalı tarafından ileri sürülen çek ile ödenip ödenmediği, dava dışı kişiye teslim edilen ve ödenen çekin ödeme olarak kabul edilip edilemeyeceği üzerine olduğu, davalı bakiye borç miktarı olan 300.842,49 TL’nin İş Bankası’nın 300.842,49 TL bedelli çeki ile ödendiğini, söz konusu çekin …’a teslim edildiğini ileri sürdüğü, dava dışı üçüncü kişinin, davacı şirket ortağı ya da çalışanı olmadığının sabit olduğu, bu halde, ödemenin geçerli kabul edilebilmesi için çekin teslim edildiği …’ın davacı şirket adına çek teslim almaya yetkili kişi olması gerektiği, bu kapsamda, dosya kapsamı delillere göre davalı tarafından dava dışı üçüncü kişinin çek teslim almaya yetkili kişi olduğuna dair ispata yarar delil sunulamadığı, ödeme olgusuna dayanılan çek üzerindeki davacı cirosunun davacı şirket yetkilisinin eli ürünü olmadığı ve çekin davacı defterlerinde de kayıtlı olmadığı, ispat yükü üzerine düşen davalıya sırası gelen yemin delilinin hatırlatılması sonrası, uyuşmazlık konusu ile sınırlı olarak davacı şirket yetkilisinin yemin edası sonrası davacı alacağına dair ödemenin ispat edilemediği, davacı lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmesi koşullarının ise oluştuğu, takipten sonrası için uygulanacak faiz türü ve oranının ödeme emrinde yer almadığı, Mahkemece hüküm yerinde takipten sonrasına dair uygulanacak faiz türü ve oranına dair karar verilmemesinin de doğru olduğu, bu nedenle İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı tarafından davalıya yönelik başlatılan takibin dayanağı 6 adet irsaliyeli fatura bedelinin bakiye 300.842,49 TL’lık kısmının davalı tarafından ödenip ödenmediği noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi,

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.