YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4655
KARAR NO : 2023/3971
KARAR TARİHİ : 21.06.2023
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/275 Esas, 2021/538 Karar
HÜKÜM : Ret
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen itirazın iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalıya fatura karşılığı mal satıp teslim ettiğini, davalının bakiye 388.657,03 TL mal bedelini ödemediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının icra takibinin dayanağı olan faturalara istinaden davacıya herhangi bir borcu bulunmadığı gibi, taraflar arasında cari hesap sözleşmesinin de olmadığını savunarak davanın reddine ve davalı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 16.11.2016 tarihli ve 2015/647 E., 2016/599 K. sayılı kararıyla davacının ticari defter kayıtlarında uyuşmazlık konusu alacağın ödendiğinin tespit edildiği, bilirkişi raporunun sunulmasından sonra, davacının, ticari defter kayıtlarının gerçeğe aykırı tutulması sebebiyle muhasebeci hakkında suç duyurusunda bulunduğu, bu suç duyurusunun neticesinin iç ilişki olması sebebiyle bekletici mesele yapılamayacağından davanın reddine, davalının da kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 14.03.2019 tarihli ve 2017/1148 E., 2019/453 K. sayılı kararıyla taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacı tarafından davalıya satılıp teslim edilen mal bedelinin, davalı tarafca ödenip ödenmediği hususuna ilişkin olduğu, davalı sözleşmesel ilişkiyi, malın kendisine teslim edildiğini ve borcu inkâr etmediği, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporu ile, davacının ticari defter kayıtlarında davalının faturaya bağlanmış tüm borçlarını ödediğinin tespit edildiği, davacının, muhasebecinin gerçeğe aykırı işlemler yaptığı, dava konusu alacağın ödenmediğine ilişkin iddiasını yazılı delille ispatlaması gerektiği, her ne kadar ilk derece mahkemesince davalı şirket yetkilileri ve muhasebeci hakkındaki Kazan Cumhuriyet Savcılığınca yürütülen hazırlık soruşturmasının sonucu beklenmeden karar verilmişse de, istinaf incelemesi sırasında Kazan Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/894 soruşturma numaralı dosyasında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, davacının, ticari defter kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığı, gerçeğe aykırı tutulan kayıtların dolanlı işleme dayandığı iddiasını usulüne uygun delillerle kanıtlayamadığı gerekçesiyle davacının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 16.02.2021 tarih, 2020/2965 E.ve 2021/1284 K. sayılı kararıyla davacı ve davalı ticari defterlerinde faturalara karşılık yapılan ödemelerin karşılığının çek ve bono olduğu açıklamasına yer verildiği, çek ve bono verilmesinin borcun ödendiğini göstermeyeceği, ancak söz konusu çek ve bonolardaki bedellerin ödendiğinin belirlenmesi gerektiği, bu durumda çek ve bonolarla ilgili ödemelerin yapılıp yapılmadığı araştırılmaksızın ve yine davalının ticari defterlerine göre de davalının davacıya 15.781,27 TL borçlu olduğunun kayıtlı olması ve bu borcun ödendiğini ispat yükünün davalıda olduğunun gözetilmeksizin eksik inceleme ile karar verilmiş olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alacak ve borç kaydı yönünden taraf defterlerinin uyuşmadığı, ancak alacağa mahsuben çek ve bono verildiği hususunun her iki tarafın defterlerinde de kayıtlı olduğu, bu nedenle defterlerin bu hususta delil olarak kabul edilebileceği, buna göre davacıya çek ve bononun sunulması için verilen kesin süreye rağmen çek ve bono sunulmadığı, o halde borcun ödenmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı/borçlu tarafından hiçbir zaman borca karşılık müvekkiline senet veya çek verilmediğini, davalı şirkete toplam 631.975,53 TL’lik mal satışı yapıldığını, bu borca karşılık müvekkiline 243.318,50 TL ödendiğini ancak 386.656,97 TL bedelin ödenmemesi üzerine takip başlatıldığını, davalının savunmalarında taraflar arasındaki ticari ilişkiyi reddettiğini, bu durumda davalının savunmasına göre olmayan ticari ilişkiye dayanılarak ödeme yapılması ve senet verilmesinin de sözkonusu olamayacağını, bilirkişi raporunda ceza evinde iken müvekkili adına işlemlere devam edildiği ve hatta dava konusu alacağın (bono, çek ve nakit ödemesi kaydıyla) tahsil edildiği tespitinin yapıldığını, ancak şahıs firması olan müvekkilinin çalışanı, vekili, temsilciliği, şubesi ve acentasının bulunmadığını, dolayısıyla 07.01.2015 tarihinden sonraki işlemlerin müvekkiline ait olması, müvekkiline bono, çek teslim edilmiş olması ve bu evrakların tahsilatının müvekkiline elden ödenmiş olmasının fiilen mümkün olmadığını, 17.01.2015 tarihinden önceki tüm ödemeler banka aracılığıyla yapılmış olmasına rağmen 17.01.2015 tarihinden sonraki tüm ödemelerin bono, çek teslimi ve elden ödeme şeklinde defterlere işlendiğini, davalının müvekkiline ödeme yapmadığını, hayali senetlerle borcun ödendiğinin iddia edilemeyeceğini, somut olarak hangi senetlerin verildiğinin ve bu senetlerin ödenip ödenmediğinin, ödenmiş ise ne şekilde ödendiğinin borçlu/davalı tarafından ispat edilmesi gerektiğini, muhasebecinin uhdesinde bulunan 2015 yılı ticari defterlerine müvekkilinin bilgisi ve onayı olmadan, gerçeğe aykırı olan birtakım kayıtlar girildiğini, ticari defterlerdeki maddi hatalar ve defter sahibinin rızası hilafına yapılan kayıtların aksinin tespit ve ispatının mümkün olduğunu, davalı yanın evrakları kime nasıl teslim ettiği, ödemeleri ne şekilde gerçekleştirdiği yönünde araştırma yapılmasının ve taraflarınca kabul edilmeyen döneme ilişkin davalı ve davacı BA-BS formlarının ilgili vergi dairelerinden celbi ile ek rapor alınması gerektiğini, senetlerin tesliminin yanı sıra borcun ödendiğinini de davalı tarafça ispatı gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, faturaya dayalı alacağın tahsiline yönelik icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Dairemizin 16.02.2021 tarih ve 2020/2965 E., 2021/1284 K. sayılı bozma ilamında; çek ve bonolarla ilgili ödemelerin yapılıp yapılmadığı araştırılmaksızın ve yine davalının ticari defterlerine göre de davalının davacıya 15.781,27 TL borçlu olduğunun kayıtlı olmasına ve bu borcun ödendiğini ispat yükünün davalıda olduğu gözetilmesi gereğine işaret edilerek mahkemenin önceki kararı bozulmuştur. Mahkemece, alacak ve borç kaydı yönünden taraf defterlerinin uyuşmadığı, ancak alacağa mahsuben çek ve bono verildiği hususunun her iki tarafın defterlerinde de kayıtlı olduğu, bu nedenle defterlerin bu hususta delil olarak kabul edilebileceği tespit edilmiştir. Buna göre, davalının davacıya borçlu olduğu kayıtlı bulunan 15.781,27 TL’nin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Temyiz edilen Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine,
21.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.