Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/5433 E. 2022/6695 K. 05.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5433
KARAR NO : 2022/6695
KARAR TARİHİ : 05.10.2022

MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 22.10.2021 tarih ve 2021/663 E. – 2021/623 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nce verilen 30.06.2022 tarih ve 2022/1226 E. – 2022/1053 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin İstanbul 21. İş Mahkemesi’nin 2018/350 Esas dosyasında ihyası istenen davalı Enmak Otomotiv Endüstri Makina San. Ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine hizmet tespiti davası açtığını, davalı şirketin ticaret sicil kaydının terkin edilmiş olması nedeni ile anılan davada taraf teşkilinin sağlanması için ihya davası açmak üzere tarafına yetki verildiğini ileri sürerek davalı şirketin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk derece mahkemesince dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; davanın niteliği gereği husumetin Ticaret Sicil Müdürlüğü’ne ve tasfiye memuruna yöneltilmesinin gerektiği, ancak davanın ihyası talep edilen şirkete yöneltildiği, HMK 114. maddesi uyarınca husumet-taraf ehliyetinin dava şartları arasında sayıldığı ve HMK 115. maddesi uyarınca dava şartlarının yargılamasının her aşamasında mahkemece re’sen gözetileceği gerekçesiyle pasif husumet yokluğu nedeni ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce; TTK’nın 547. maddesinde tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğunun anlaşılması halinde şirketin yeniden tescilinin istenebileceğinin düzenlendiği, ihyası istenen şirketin, tasfiye sonunda 02/04/2004 tarihinde ticaret sicilden kaydının terkin edildiği, ihya davalarında işlemi yapan ticaret sicil müdürlüğünün yasal hasım olduğu, Ticaret Sicil Müdürlüğü yanında tasfiye işlemlerini eksik bıraktığı ileri sürülen şirketin son tasfiye memurunun da hasım gösterilmesinin gerektiği, ilgili şirket ticaret sicilden terkin edilmekle tüzel kişiliği sona erdiğinden ihya davalarında şirketin hasım gösterilmesine olanak bulunmadığı, somut olayda, işlemi yapan Ticaret Sicil Müdürlüğü ve tasfiye işlemlerini eksik bıraktığı ileri sürülen şirketin son tasfiye memurunun dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmediği, yasal hasım olan Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün HMK 124. maddeye göre davaya dahil edilmesinin de mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK. 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 05/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.