YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5457
KARAR NO : 2024/73
KARAR TARİHİ : 09.01.2024
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/2188 Esas, 2022/486 Karar
DAVA TARİHİ :
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/896 E., 2019/551 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin müvekkili aleyhine sahte bonoya dayalı icra takibi başlattığını, takip konusu senedin sözleşmesi kapsamında şirket müdürü tarafından tarihsiz olarak düzenlenip teminat olarak davalıya verildiğini, sözleşmeye konu işin geçici kabulünün 13.03.2014 tarihinde yapıldığını, geçici kabulden sonra iadesi gereken senede davalı tarafından tarih ve nasıl ele geçirildiği bilinmeyen şirket kaşesi basılarak takibe konulduğunu, senet metnindeki imzaların müvekkiline ait olmadığını, ayrıca bonodaki yasal unsurlar keşide yeri ve tarihinin eksik olduğunu, bu yönü ile senedin kambiyo vasfını taşımadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 749 uncu maddesi gereğince bononun vade tarihinin 30.11.2015 olup 3 yıllık süre geçtiğinden zamanaşımına uğradığını, müvekkili hakkında konkordato geçici mühlet kararı verildiğini ileri sürerek sahte bonoya dayalı takibin iptaline, müvekkilinin takibe dayanak 381.500,00 TL bedelli bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, %20 icra tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 6102 sayılı Kanun’un 680 … maddesi uyarınca açık bono düzenlemesine kanunun cevaz verdiğini, açık bononun tedavüle çıkarılırken anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasının yazılı delille kanıtlanması gerektiğini, senede şirket kaşesinin sonradan ilave edildiği ve senette keşide yeri bulunmadığı iddialarının … dışı olduğunu, 6102 sayılı Kanun’un 777 nci maddesinin dördüncü fıkrasına göre düzenlendiği yer gösterilmeyen bononun düzenleyenin adının yanında yazılı olan yerde düzenlenmiş sayılacağını, takip konusu senet incelendiğinde şirket kaşesinin senet üzerinde iki ayrı yerde olduğunu, birinci kaşenin borçlu isminin altında olup adres satırında borçlunun adresinin belirtildiğini, ikinci kaşenin ise avalist sıfatıyla atıldığını, davaya konu senedin teminat amacıyla verildiği iddiasının da gerçeklerle uyuşmadığını, senette teminat kaydı bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı taraf iddialarının bir dayanağı bulunmadığı, iddiaları yönünde dosyaya sunulmuş herhangi bir delillerinin bulunmadığı, bu nedenle davanın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; senetteki kaşenin haksız ve kötü niyetli olarak sonradan eklendiği iddiası ile ilgili mahkemece herhangi bir araştırma ve değerlendirme yapılmadığı, delil sunulmamış olduğundan bahisle bu hususun değerlendirilmemiş olmasının hatalı olduğunu, kaşenin sonradan eklendiği hususunun basit bir bilirkişi incelemesi sonucunda kolaylıkla tespit edilebileceğini, davaya konu senedin teminat senedi olduğunu, davalı şirket tarafından takibe dayanak gösterilen senedin şirket müdürü tarafından geçici kabul eksiklikleri ile ilgili olarak tarihsiz olarak müvekkilinin yüklenmiş olduğu işlerin geçici kabulünün yapılması ile iade edilmek üzere davalı tarafa verildiğini, müvekkili ile davalı taraf arasında imzalanan sözleşme uyarınca işlerin sözleşmeye uygun olarak, tam zamanında ve eksiksiz şekilde yapılarak davalıya teslim edilmesi üzerine 13.03.2014 tarihinde geçici kabullerin yapıldığını, davalı tarafça geçici kabulden sonra iadesi gereken tarihsiz senedin, müvekkilinin haberi olmaksızın şirket kaşesi basılarak imzalandığını ve senedin ciro edildiğini, senedin kambiyo vasfının bulunup bulunmadığının araştırılmadığını, eksik inceleme ve araştırma sonucu karar verildiğini belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ispat yükü kendi üzerinde olan davacının usulüne uygun delillerle bononun teminat olarak düzenlediği, anlaşmaya aykırı doldurulduğu ve sahtelik iddiasıyla borçlu olmadığı hususlarını ispat edemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerine ek olarak Bölge Adliye Mahkemesince eksik inceleme ve gerekçe ile hüküm kurulduğu belirterek kararın bozulması istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı aleyhine takibe konu edilen bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 … maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 … maddesinde yer … sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 … maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.