Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/5747 E. 2024/113 K. 10.01.2024 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5747
KARAR NO : 2024/113
KARAR TARİHİ : 10.01.2024

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1035 Esas, 2022/1169 Karar
DAVA TARİHİ :
HÜKÜM : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/24 E., 2022/386 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 09.01.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının 29.09.2016 tarihli sözleşme kapsamında müvekkilinden satın aldığı mal bedellerini ödememesi sebebiyle başlatılan icra takibine itiraz ettiğini, davalının itirazında belirttiği ayıp ihbarı hususunun kabul dilemeyeceğini, ihtirazi kayıt konulmaksızın teslim alınan mallara ilişkin süresinde yapılmış ayıp ihbarı bulunmadığını, ayıbın ne olduğu, nasıl ve ne zaman tespit edildiği gibi hususlardan bahsedilmediğini, davalının taraflar arasındaki sözleşmenin ilgili hükümleri uyarınca müvekkiline herhangi bir mal iadesi yapmadığını, davalının ürünlerin kırıldığını iddia ettiğini, davalının saklama koşullarına uymaması sonucu ürünlerin kırılmış olmasının muhtemel olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20’sinden … olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin taraflar arasındaki sözleşmenin 14.3 maddesi uyarınca ayıp ihbarında bulunduğunu, davacının ayıp ihbarını kabul … bir kısım malların değişimini yaptığını, diğerlerini değiştirmeyi kabul etmeyince davacıya 26.12.2016 tarihli ayıp ihtarnamesi gönderildiğini, davacıya bildirilen ayıpların açık ayıp olmayıp imalat sonrasında kullanım ile ortaya çıkan ayıp olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kimya mühendisi marifetiyle mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen raporda davalıya satılan 732 adet maldaki ayıbın açık ayıp olduğunun anlaşıldığı, alınan heyet raporunda her ne kadar davalının kendi defter kayıtlarına göre de davacıya 207.766,24 TL borçlu olduğu, bu rakamdan ayıplı mal bedeli (732 adet 30.970,99 TL) düşüldüğünde davacının alacağının 176.795,25 TL olduğu bildirilmiş ise de kimya mühendisi bilirkişi tarafından hazırlanan raporda ayıbın gözle görülebilir olduğu bildirildiğinden davalı tarafından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin c fıkrası uyarınca 2 … içinde satıcıya yapılan ayıp ihbarı bulunmadığı, davalının davaya konu alacak miktarına da itirazının olmadığı, davalı icra takibinden önce temerrüte düşürülmediğinden davacının faiz talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptali ile takibin 207.766,24 TL yönünden devamına, %20 icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından davalıya gönderilen faturaların derhal ödenmesi gerektiğini, müvekkilinin ayrıca ihtarname göndermesine gerek bulunmadığını, davalıya gönderilen 19.01.2017 tarihli ihtarnamede açıkça paranın ödenmesi gerektiğinin yazıldığını, en azından ihtar tarihi baz alınarak faiz hesabı yapılması gerektiğini ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkiline yapılan tebligatın usulsüz olduğunu, 29.09.2016 tarihli sözleşmede ürünlerin ayıplı çıkması halinde 3 ay içinde iade edilebileceğinin belirtildiğini, müvekkilince satın alınan ürünlerin imalatta kullandığını, ayıbın açık ayıp olmayıp, kullanım aşamasında ortaya çıkan gizli ayıp olduğunu, sözleşmede belirtilen 3 aylık sürede 26.12.2016 tarihli ihtarname ile davacıya ürünlerin ayıplı olduğunun bildirildiğini, davacının bir kısım ürünü iade aldığını, sözleşmede açıkça belirtilen nitelikteki ürünleri temin etmekten imtina ederek ihtarnameden 4 ay sonra takip başlattığını, ürünlerin ayıplı çıktığının davacıya sözlü olarak ve e-posta yoluyla da bildirildiğini, bilirkişi raporunda ürünlerin ayıplı çıkmasından sonra da müvekkilince ürün alınmaya devam edildiği belirtilmişse de bu tespitin gerçeği yansıtmadığını, bilirkişi raporunda ürünlerin alım tarihleri 07.03.2016, 08.11.2016, 10.11.2016, 29.11.2016, 01.12.2016, 05.12.2016 ve 15.12.2016 olarak belirtilmiş olup söz konusu tarihlerin müvekkilinin davacıya gönderdiği 26.12.2016 tarihli ihtarname öncesine ait olduğunu, söz konusu ihtarnameden sonra ürün alımı yapılmadığını, icra takibine dayanak faturalarda hesap numarası belirtilmediğinden faturaların geçersiz olduğunu, icra inkâr tazminatına hükmedilemeyeceğini ileri sürerek Mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sözleşmenin 14/3 üncü maddesinde “…Gelen üründe bir hasar ortaya çıkması durumunda alıcının mevcut ürünü ret etme süresi malzeme tesliminden sonra 3 aydır” hükmüne yer verildiğinden ayıp ihbarı süresinin üç ay olarak belirlendiği, takibe dayanak faturaların 08.11.2016-15.12.2016 tarihleri arasında düzenlendiği, davalının 26.12.2016 tarihinde ayıp ihbarında bulunduğu, bilirkişi raporu ile ayıplı olduğu tespit edilen mallar yönünden davacının itirazın iptalini isteyemeyeceği, ayıplı ürün bedelleri düşüldükten sonra kalan alacağın 176.795,25 TL olduğu, borcun ödeneceği günün taraflarca belirlenmediği, takip tarihinden önce borçluya gönderilmiş bir ihtar da bulunmadığı, davacı vekili 19.01.2017 tarihli ihtarnamede paranın ödenmesi gerektiğinin yazıldığını ileri sürmüş ise de söz konusu ihtarnamede paranın ödenmesine yönelik bir beyan bulunmadığı, davacının faiz talebinin 6102 sayılı Kanun’un 1530 uncu maddesine göre belirlenmesi gerektiği, davacının düzenlediği faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının anılan maddenin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca faturanın düzenlendiği günü takip eden 30 … sonra temerrüde düştüğünün kabulü gerektiği, buna göre davacının toplam 6.336,76 TL faiz talep etme hakkı bulunduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptali ile takibin 176.795,25 TL asıl alacak ve 6.336,76 TL işlemiş faiz yönünden devamına, hükmedilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında hesap edilen 36.626,40 TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece bazı ürünlerin ayıplı olduğu kabul edilerek bunların bedeli düşülerek hüküm kurulmuş ise de ürünlerin ayıplı olduğuna yönelik gerekçeyi kabul etmediklerini, ayıplı olduğu kabul edilmesi halinde ise ayıplı ürünlerin müvekkiline iade edilmesi şartıyla ayıplı ürün bedeli düşülerek karar verilmesi gerektiğini, davalının ayıp ihbarında bulunmadığını, sözleşmede yazılı 3 aylık sürenin geçerli olmadığını, Kanunda düzenlenen ayıba ilişkin sürelerin emredici olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek ve resen nazara alınacak sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalıya satılan ürünlerin ayıplı olup olmadığı, davalının süresinde ayıp ihbarında bulunup bulunmadığı, faiz başlangıcı, icra inkâr tazminatına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 … maddeleri, 6102 sayılı Kanun’un 23 ve 1530 uncu maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 … maddesinde yer … sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 … maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin taraflardan alınarak yek diğerine verilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

10.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.