Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/6814 E. 2022/8457 K. 29.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6814
KARAR NO : 2022/8457
KARAR TARİHİ : 29.11.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikrî ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.06.2018 tarih ve 2017/467 E. – 2018/261 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 20.11.2020 tarih ve 2019/532 E. – 2020/1023 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline geri çevrilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra iade edildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin GÜVEN HUKUK BÜROSU ibareli 45. sınıf hizmetleri içeren 2007/24408 sayılı marka tescil başvurusu olduğunu, tescilden sonra Baro’nun uyarısı üzerine anılan markanın sicilden terkin ettirildiğini, feragat işleminden sonra soy ismi de GÜVEN olan müvekkilinin 14.06.2016 tarihinde “GÜVEN & GÜVEN+şekil” ibareli 45. sınıftaki hizmetleri içeren marka tescil başvurusunda bulunduğunu, 2016/52501 kod numarası verilen başvurunun Resmî Marka Bülteni’nde yayımlandığını, davalı şirketin GÜVEN ibareli markalarına dayanarak başvurunun reddi istemiyle itirazda bulunduğunu, itirazın Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kabul edilerek müvekkilinin başvurusunun reddedildiğini, müvekkilinin ret kararına itirazının YİDK’nın 2017/M-8396 sayılı kararıyla reddedildiğini, kararın hukuka aykırı olduğunu, başvuru konusu işaretle redde mesnet alınan markalar bütünsel olarak analiz edildiklerinde görsel, sescil, biçimsel ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürebilecek derecede benzer olmadıklarının anlaşılacağını, müvekkilinin işaret üzerinde kazanılmış hakkı olduğunu, GÜVEN ibaresinin müvekkilinin soy ismi olduğunu ileri sürerek, YİDK kararının iptaline ve müvekkilinin başvuru markasının tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, anlamsal, görsel ve sescil olarak başvuru konusu işaret ile redde mesnet markaların bıraktığı genel izlenimin aynı olduğunu, kapsamlarındaki hizmetlerin de aynı tür olduğunu, iltibas doğmasının kaçınılmaz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, redde mesnet alınan markaların “GÜVEN” ibareli olduğu, asıl ve ayırt edici unsurun GÜVEN ibaresinden oluştuğu, başkaca bir unsur ihtiva etmediği, davacının başvurusunun da “GÜVEN & GÜVEN+şekil” ibareli olduğu, başvuru konusu işarette GÜVEN ibaresinin asıl ve ayırt edici unsur olduğu, başvuruda fazladan G ve GÜVEN ibaresinin olmasının ayırt edicilikte bir etkinliğinin bulunmadığı, redde mesnet markalar ile başvuru konusu işaretin aynı veya benzer sescil ve görsel etkiyi bıraktıkları, başvuruda yer alan diğer unsurların, iki işaret arasında farklı bir görsel ve sescil etki bırakmadığı, bütünsel olarak bıraktıkları izlenimin bu marka ve işaretlerin birbirleriyle ilintili oldukları yönünde kanaat oluşturduğu, her iki markanın da aynı tür 45. sınıf hizmetleri içerdikleri, bir markanın korunmasının kullanım şartına bağlı olmadığı, 45. sınıf hizmetlerin alıcısı konumundaki ortalama tüketici ve yararlanıcı kitlesinin özellikle marka ve başvuru konusu işaretlerin asıl ve ayırt edici unsurlarının ayırt edilemeyecek derecede benzer olması da göz önüne alındığında bu iki markayı ilişkilendirmesinin kaçınılmaz olduğu, başvuru konusu işaretin, davalının markalarının serisi gibi algılanmasının kaçınılmaz olduğu, tescil önceliğinin markasal olarak davalıya ait olması karşısında başvurunun tescilinin davalı aleyhine haksız rekabet yaratmasının da yüksek ihtimal dahilinde bulunduğu, kullanımla ayırt edicilik kazanan işaretlerin nispi tescil engelinden etkilenmeksizin tesciline olanak sağlayan bir hükmün 556 sayılı KHK’da bulunmadığı, davacının soy isminin GÜVEN olmasının da başvurunun tesciline olanak sağlamayacağı, feragat edilen başvuru veya markanın davacı için kazanılmış hak sağlamasının mümkün olmadığı, davalı kurum kararının hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının redde mesnet alınan markalarının “GÜVEN” ibareli, davacının başvurusunun da “GÜVEN & GÜVEN+şekil” ibareli olduğu, başvuru konusu olan markada ve mesnet alınan markalarda “GÜVEN” ibaresinin asıl ve ayırt edici unsur olduğu, her iki markanın aynı tür hizmetleri içerdikleri, 45. sınıf hizmetlerin alıcısı konumundaki ortalama tüketici ve yararlanıcı kitlesinin bu iki markayı ilişkilendirebileceği, tarafların markaları arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında iltibas bulunduğu, kullanımla ayırt edicilik kazanan işaretlerin nispi tescil engelinden etkilenmeksizin tesciline olanak sağlayan bir hükmün 556 sayılı KHK’da bulunmadığı, davacının soy isminin GÜVEN olmasının da başvurunun tesciline imkan vermeyeceği, bu davanın soyisim kullanılmasıyla ilgili bulunmadığı, feragat edilen başvuru veya markanın davacı için kazanılmış hak sağlamasının mümkün olmadığı, davalı kurum kararının hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 26,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 29/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.