Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2023/1127 E. 2023/4312 K. 10.07.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1127
KARAR NO : 2023/4312
KARAR TARİHİ : 10.07.2023

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2009/105 Esas, 2016/151Karar
HÜKÜM : Kısmen kabul
KARAR DÜZELTME İSTEYEN : Davalı TMSF vekili

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Davalı TMSF vekili tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; … Bankası T.A.Ş.- …ile dava dışı şirket yetkilisi arasında tesis edilen kredi ilişkisine müvekkilinin 500.000,00 Fransız Frangı ile 400.000.000,00 TL için kefil olup boş bir senedi verdiğini, kredi limiti artırıldığı hâlde kefilin bilgilendirilmediğini, kredi ödenmeyince bankanın takibe geçtiğini, müvekkilinin sorumluluğunun imzaladığı tarihteki limitle sınırlı olduğunu, ancak kredi borcu 3.200.000,00 Fransız Frangına ulaştığından boş senedin bu miktar üzerinden doldurulup takip yapıldığını, takip dosyasında 3.200.000,00 Fransız Frangı üzerinden işlemlere devam edildiğini, açılan menfi tespit davasında müvekkilinin 509.000,00 Fransız Frangı ve 400.000.000,00 TL dışında borçlu olmadığına dair verilen kararın kesinleştiğini, müvekkiline ait taşınmazların banka tarafından alacağına mahsuben satın alındığını, taşınmazların hâlen davalının elinde bulunduğunu, müvekkilinin borcunu ödeyebilecek iken bankanın çıkardığı fahiş fiyat sebebiyle işyerini kapattığını, açılan eski hale iade davasında müvekkilinden 50.944.500.000,00 TL fazla tahsil edildiğinin anlaşılıp iade hükmü kurulduğunu, TMSF’nin takip dosyasını RCT Varlık Yönetim A.Ş.’ye, onun da başka bir kişiye devrettiğini, bu dosyaya da ödeme yaptığını, böylece müvekkilinin zarar gördüğünü, tek iş imkanını kaybettiğini ileri sürerek şimdilik 50.000,00 TL ile haksız takip nedeniyle alacağa mahsuben alınan taşınmazların değerinin hesaplanarak bu bedel kadar tazminata davalının mahkum edilmesine, 50.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili açıklama dilekçesinde taşınmazların kıymet taktir değerleri ile satış değerleri arasındaki fark 91.333,00 TL, işlemiş faizi 395.769,66 TL, temlikten sonra ödenen 53.000,00 TL ve manevi tazminat 50.000,00 TL’nin yasal faizi ile birlikte tahsilini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taşınmazların alacağa mahsuben satın alınmasının yasaya uygunluk taşıdığını, menfi tespit davasında davacının borçlu olmadığının değil, 3.200.000,00 Fransız Frangı bedelli senet nedeniyle 2.689.850,00 Fransız Frangı borçlu olmadığının tespitine karar verildiğini, eski hale iade davasında Mahkemece davaya istirdat davası olarak devam edilip 50.944,50 TL’nin tahsiline karar verildiğini, aynı sebebe dayanarak tazminat istenemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dava konusu olayda davalı banka ile yarı yarıya kusurlu olmasından ötürü satılan gayrimenkullerin muhammen bedelden daha aşağıda bir bedelle satılmasından dolayı oluşan zararın ancak %50’sini talep edebileceği, buna göre davacının talep edebileceği miktarın 45.666,50 TL olduğu, dava konusu olayda davacının dava dilekçesinde işlemiş faiz talebinde bulunmayıp dava dilekçesinden sonra 17.03.2009 tarihinde verdiği dilekçe ile işlemiş faizi talep ettiği, bu talebe davalının muvafakat vermediği, davacının ayrı bir dava açmayıp aynı davada ayrı bir dilekçe ile işlemiş faizi talep edemeyeceği, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle maddi tazminat yönünden davanın kısmen kabulü ile 45.666,50 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Yargıtay Kararı
Dairenin 14.09.2022 tarihli ve 2020/8476 E., 2022/5862 K. sayılı kararıyla “… 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki 3, 4 ve 5. nolu bentlerin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2- Dava, haksız icra takibi sebebiyle uğranılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, dava dilekçesinde 50.000.-TL manevi tazminat yanında, haksız takip nedeniyle davalı tarafından alacağa mahsuben alınan gayrimenkullerin değerinin hesaplanarak davalının işbu bedel kadar maddi tazminata mahkum edilmesini istemiş, mahkemece talebin açıklanması hususunda süre verilmesi üzerine de 16.03.2009 havale tarihli dilekçesinde alacağa mahsuben satın alınan gayrimenkullerin kıymet taktiri bedelleriyle satın alma bedelleri arasındaki farkın 91.333.-TL olduğunu, bu doğrultuda 91.333.-TL zararın doğduğunu, ayrıca dava dışı temlik alacaklısının İzmir 14. İcra Müdürlüğü’nün 2008/120 Esas sayılı dosyası üzerinden takibe geçtiğini, bu takip nedeniyle fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla uğranılan zararın 53.000.-TL olduğunu, dava dilekçesinde 50.000.-TL olarak talep edilen bu tazminat miktarına ilişkin eksik harcın talep halinde yatırılacağını, gayrimenkullere ilişkin talep tutarının kendilerince hesaplandığını, bilirkişilerce hesaplanacak miktarların değişik olabileceğinden bu talebe ilişkin harcın yatırılmadığını belirtmiştir. Bu durumda Mahkemece, bilirkişi raporu alınmasını müteakip gayrimenkullerin değerinin altında bir tutarla satın alınması sebebiyle uğranılan zarar yönünden Harçlar Kanunu’nun 30. maddesi uyarınca eksik harcın yatırılması için gelecek celseye kadar süre verilmesi, bu süre içinde harcın yatırılması halinde yargılamaya devamla hüküm kurulması, yatırılmadığı takdirde dosyanın işlemden kaldırılması gerekirken harcı alınmayan talep yönünden esas hakkında hüküm tesisi doğru olmamış, kararın re’sen bozulmasını gerektirmiştir. 3-Gayrimenkullerin değerinin altında bir tutarla satın alınması sebebiyle talep edilen tazminat yönünden mahkemenin kabulüne göre; kesinleşen mahkeme kararlarına göre davalı Banka, davalının kefaletine binaen verdiği senedi kefalet limitinin üstünde doldurup takibe koymuş ve davalının taşınmazlarını fazla miktar üzerinden doldurulan senetteki alacağa mahsuben satın almıştır. Davalının bu eylemi sebebiyle davacıya bir kusur atfedilemeyeceği halde bankanın gönderdiği 22.04.1998 tarihli ihtarnamede davacının sorumlu olduğu miktarın 20.921,50 TL olduğu, ihtarnamede belirtilen bu borcu ödemeyen davacının sonradan senedin tamamından işlem yapılması sebebiyle müterafik kusurlu olduğunun kabulü yerinde olmamıştır. 4-Davacı vekili, dava dilekçesi ile 16.03.2009 tarihli açıklama dilekçesinde, TMSF’nin RCT Varlık Yönetim A.Ş.’ye bu şirket tarafından da … Demirkaya’ya temlik işlemi gerçekleştirildiğini, müvekkilinin bir de bu dosya için ödeme yapmak zorunda kaldığını ileri sürmüş, buna ilişkin takip dosya numarasını da bildirmiştir. Ödenen harcın bu talebe ilişkin olduğu açıklandığı halde anılan talep hakkında olumlu-olumsuz bir değerlendirme yapılmadan fazladan ödeme yapıldığına dair bu istemin de reddi sonucu doğuracak şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. 5-Banka tarafından haczedilip alacağa mahsuben satın alınan taşınmazlardan birinin de fabrika binası olduğu hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Fabrikanın haczedilip cebri icra yoluyla alacağa mahsuben satın alınmasının davacının itibarını zedeleyeceği değerlendirilip hakkaniyete uygun bir miktar manevi tazminat takdiri gerekirken manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi de yerinde olmamıştır…” gerekçesiyle (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın re’sen, (3), (4) ve (5) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir.

V. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran
Dairenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı TMSF vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

B. Karar Düzeltme Sebepleri
Davalı TMSF vekili karar düzeltme dilekçesinde özetle; davanın kısmi tazminat davası olarak ikame edildiğini, usulen tamamlama harcı uygulaması yapılamayacağını, davacının iddiasına göre dava dışı temlik alacaklısının İzmir 14. İcra Müdürlüğünün 2008/120 E. sayılı dosyası üzerinden takibe geçmesi sebebi ile uğradığını iddia ettiği zararın bu davanın konusu olmadığını, temlik alan kişinin, bu davada taraf da olmadığını, Mahkemenin 23.02.2009 tarihli tensibi ile davacı tarafa maddi tazminat talebinin açıklanmasına karar verilmiş ise de, bu açıklamanın on günlük kesin süre içerisinde yapılmadığı gibi açıklama içeriğinin müddeabihin miktarına ilişkin olmadığını, talep sonucunun genişletilmesine muvafakat de edilmediğini, davanın kısmi dava olarak açıldığını, bilirkişi raporunda da gayrimenkullerin değerleri değil, cebri icra ile satış tarihlerindeki kesinleşmiş kıymet takdiri tutarı ile taşınmazların 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (2004 sayılı Kanun) hükümleri muvacehesinde satış bedelleri arasındaki farklarının esas alındığını ve toplam 45.066.50 TL maddi zarar tespit edildiğini, itirazları mahfuz kalmak kaydı ile Mahkeme tarafından da bu bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulduğunu, esasen bilirkişi raporu ile de tespit edilen tutarın, dava değerinden düşük kaldığı için harcı alınmayan talep yönünden esas hakkında hüküm tesisinin söz konusu olmadığını, davacının talebinde birikmiş faiz veya hükmolunacak tazminata faiz uygulanması talebinin de olmadığını, bozma ilamında kabul edilenin aksine davacının da kusurlu olduğunu, haksız uygulanan haciz olmadığını, her halde manevi tazminat talep edilebilmesi/ hükmolunabilmesi için kötü niyet veya ağır kusurun varlığı gerektiğini belirterek bozma ilamının kaldırılmasına ve temyiz itirazları doğrultusunda hükmün bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, haksız icra takibi sebebiyle uğranılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı ve 442 nci maddeleri.

3. Değerlendirme
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı TMSF vekilinin 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı TMSF vekilinin karar düzeltme isteminin 1086 sayılı Kanun’un 442 nci maddesi gereğince REDDİNE,

Davalı TMSF harçtan muaf olduğundan ödediği karar düzeltme harcının isteği halinde iadesine, 3506 sayılı Kanun ile değiştirilen 1086 sayılı Kanun’un 442 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca takdiren 1.581,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davalı TMSF’den alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine,

10.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.