Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2023/1535 E. 2024/532 K. 23.01.2024 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1535
KARAR NO : 2024/532
KARAR TARİHİ : 23.01.2024

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/669 Esas, 2022/1040 Karar
İHBAR OLUNAN : Fay Oto İnş. Tur. San. Ltd. Şti.
DAVA TARİHİ :
HÜKÜM : Davanın reddi

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin satın alacağı taşınmaz sahibinin banka nezdindeki hesabına 19.03.2015 tarihinde 90.000,00 TL, 25.03.2015 tarihinde de 50.000,00 TL olmak üzere toplam 140.000,00 TL para gönderdiğini, işlemlerin davacının … Dilovası Şubesi’nin 01101856 no’lu hesabından EFT yolu ile yapıldığını, alıcı olarak … Oto. İnş. …. San. Ltd. Şti.’nin yazıldığını ayrıca paranın ne için gönderildiğinin de açıklama olarak yazıldığını, işlemlerin gecikmesi üzerine yaptığı araştırma neticesinde dolandırıldığını anladığını, bu dolandırıcılık olayına davalı bankanın ağır ihmal ve kusuru ile neden olduğunu, davacının alıcı ismi olarak … Oto. İnş. Tur. San. Ltd. Şti.’ni yazmasına rağmen hesap numarasının Fay Oto. İnş. …. San. Ltd. Şti. isimli bir şirkete ait olduğunu, davalı bankanın Fay Oto. İnş. …. San. Ltd. Şti.’ne parayı ödeyerek davacıyı zarara uğrattığını ileri sürerek, şimdilik 1.000,00 TL’nin en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 03.11.2017 tarihli ıslahla dava değerini 98.000,00 TL’sına artırarak bu miktarın 25.03.2015 tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın öncelikle husumet yönünden reddi gerektiğini, davacının 2 adet işlemde göndermiş olduğu toplamda 140.000,00 TL EFT’nin şube kodu ve hesap numarasının eşleşmesinin yanı sıra, işlemde belirtilmiş olan alıcı … Oto. İnş. Trz. San. Ltd. Şti. unvanı ile hesap sahibi Fay Oto. Dmr. Yapı Malz. …. İnş. San. Tic. Ltd. Şti.’nin unvanındaki iki kelimenin (Oto ve İnş. kelimeleri) uyuşması sebebiyle otomatik olarak Fay Otomotiv şirketinin hesabına geçtiğini, davacının herhangi bir zararı var ise, zararın doğumuna ağır kusuru ile kendisinin sebebiyet verdiğini, hesap numarasını doğru yazması halinde iddia edilen yanlışlığın olmayacağını, dava konusu tutarın doğru hesaba yatırılacağını, davacının kötü niyetle ve dürüstlük kuralına aykırı olarak davalı bankaya husumet yönelttiğini, davanın Fay Oto. İnş. Tur. San. Ltd. Şti.’ye ihbar edilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 13.03.2018 tarihli ve 2015/527 E., 2018/217 K. sayılı kararıyla; üç ayrı bilirkişi raporu alındığı, alınan birinci ve üçüncü bilirkişi raporlarının birbirini teyit ettiği ve davalının kusurunun bulunmadığını belirttiği, bu iki raporun gerekçelerinin yetersiz olması, hukuki olmaması ve bankacılık teamüllerine aykırı olması sebebiyle bu raporlara itibar edilmediği, 05.09.2017 havale tarihli bilirkişi raporunun bankacılık teamüllerine, hukuka ve hüküm kurmaya elverişli olması sebebiyle bu rapora itibar edildiği, davacının EFT yaptığı hesabın dava dışı Fay Oto. İnş. Tur. San. Ltd. Şti.’ye ait olduğu, davacının alıcının ismini … Oto. İnş. Tur. San. Ltd. Şti. olarak belirttiği, alıcı ismi ile hesap sahibinin birbirini tutmadığı, bankacılık teamüllerine göre alıcı ismi ile hesap sahibinin isminin tutmaması halinde havalenin otomatik olarak hesaba geçilmeyip, şube onayına düşmesi ve şube personelince durumun incelenmesini müteakiben manuel olarak hesaba geçilmesi ya da iade işlemi yapılması gerektiği halde davalı bankanın 3 milyon TL’nin altındaki işlemlerde bu kontrolü yapmadan otomatik olarak hesaba aktardığı, davalı bankanın basiretli bir tacir gibi davranmadığı, zararın oluşmasına ve artmasına sebebiyet verdiği, oluşacak zararda %70 oranında kusurlu olduğu, davacının toplam 140.000,00 TL zararının olduğu, bu zararın %70’inden davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 98.000,00 TL’nin 25.03.2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 15.10.2020 tarihli ve 2019/60 E., 2020/167 K. sayılı kararıyla; davalı vekilinin, ilk iki rapor arasındaki çelişkilerin giderilmesi için alınan üçüncü raporda davalıya kusur izafe edilmemesine rağmen çelişkili raporla karar verilmesi sebebiyle istinaf isteminde bulunduğu, mahkemece dosyaya kazandırılan bilirkişi raporlarında, yapılan bankacılık işleminin işleyişi ile ilgili açıklamalar yapıldığı, yapılan işlemler nedeniyle kimin hangi oranda kusurlu olduğunun belirlenmesinin elde edilen teknik verilere göre hakim tarafından belirlenmesinin mümkün olduğu, mahkemece, yapılan işlemde ikinci raporda belirlenen kusur oranın esas alındığı, bankanın … kurumu olması nedeniyle daha fazla kusur izafe edilmesine ilişkin ilk derece mahkemesi gerekçesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 22.06.2022 tarih, 2020/8141 E. ve 2022/5175 K. sayılı kararıyla ”..Davacı taşınmaz alımı için internet bankacılığı yoluyla … Oto. İnş. …. San. Ltd. Şti. adına davalı banka nezdindeki IBAN numarasına 19.03.2015 tarihinde 35.000 TL para göndermiş, gönderilen bu tutar aynı tarihte “… YANLIŞ GELEN HAVALE” açıklaması ile davacının hesabına iade edilmiştir. Davacı 19.03.2015 tarihinde aynı hesaba aynı açıklama ile 90.000.-TL, 25.03.2015 tarihinde de yine aynı hesaba aynı açıklama ile 50.000.-TL para göndermiştir. Davacının 19.03.2015 tarihinde gönderdiği 35.000.-TL para hesabına iade edilmesine rağmen, temkinli ve tedbirli davranmayarak aynı tarihte aynı açıklama ile aynı hesaba 90.000.-TL ve gönderdiği paranın akıbetini takip etmeyerek 6 … sonra da 25.03.2015 tarihinde yine aynı açıklama ile aynı hesaba 50.000.-TL göndermesi, davacının kendisini dolandırdığını iddia ettiği dava dışı şahıslar ile ilgili olarak Cumhuriyet Başsavcılığı’na herhangi bir suç duyurusunda bulunmaması, bu şahıslara karşı hukuk davası dahi ikame etmemesi karşısında davacının açıklanan eylemlerinin davalı Banka yönünden illiyet bağını kesip kesmediği yeterince değerlendirilmeden ve davalı Banka’ya kabule göre fazla kusur izafe edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediği..”’ gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça dolandırıcılık iddiası ile ilgili yapılmış bir şikayet ve açılmış bir davanın olmaması da göz önüne alındığında, davacının bu eyleminin davalı banka yönünden iddia olunan zararla ilgili illiyet bağını kestiği, bu hususta mahkemece, 03.11.2017 tarihli rapor ile 05.09.2017 tarihli 2. bilirkişi rapor arasında ki çelişkiyi de gideren 08.02.2018 tarihli nihai bilirkişi heyet raporu alındığı, 03.11.2017 tarihli 1. rapor ve 08.02.2018 tarihli 3. bilirkişi heyet raporu mahkemece hüküm kurmaya elverişli ve yeterli görüldüğü, davalıya dosya kapsamında toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda bir kusur izafe edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma kararının Dairenin yerleşmiş içtihatlarına aykırı olarak verildiğini, önceki içtihattan farklı hüküm verilmesine dair herhangi bir gerekçenin de gösterilmediğini, bozma ilamında davalı bankaya atfedilen kusurun fazla olması hususu teknik bir konu olduğundan mahkemece tekrar bilirkişi incelemesi yapması gerekirken davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, 03.11.2017 tarihli rapor ile 02.08.2018 tarihli rapor hemeh hemen aynı rapor olup, bilişim hukukundan anlamayan ve dosya ile alakası olmayan bir Yargtıay kararı görüş alınarak tanzim olunduğunu, 05.09.2017 tarihli 2. Bilirkişi raporu incelendiğinde incelemenin bilişim hukuku ve bu konudaki teknik analizleri yapabilen bir bilirkişi marifeti ile yapıldığının görüleceğini, davacının yaptığı EFT işlemlerinde alıcı şirketin unvanı ile hesap numarasının farklı olması , başka bir anlatımla başka bir şirkete ait IBAN numarasına işlem yapılmak istenirken farklı bir şirketin alıcı olarak unvanının yazılması ve şirket unvanları arasında faaliyet alanlarını gösteren iki kelimelik kısaltma dışında hiç bir benzerlik bulunmamasına rağmen banka sistemine göre benzerlik algılanarak havalenin, kontrol edilerek manuel yapılmak yerine otomatik olarak gönderici isminden farklı bir alıcıya ait hesaba gönderilmesinde bankanın kusurlu olduğunu, belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hatalı havale işlemi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 … maddeleri,

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 … maddesinde yer … sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

23.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.