Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2023/240 E. 2023/7022 K. 04.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/240
KARAR NO : 2023/7022
KARAR TARİHİ : 04.12.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/409 Esas, 2022/630 Karar

HÜKÜM : Kısmen kabul

Taraflar arasındaki genel muvazaadan kaynaklı hisse devir sözleşmesinin iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 2005 yılında şifası olmayan hastalığa yakalanan müteveffa … …’ın çok ağırlaştığı sırada Kocabıyıklar Tarım Hayvancılık Pazarlama Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti.’de bulunan 80 adet hissesini 2.000,00 TL bedelle davalı …’a satmış gibi gösterdiğini, taraflar arasında para alışverişinin bulunmadığını, işlemin muvazaalı olduğunu, davalılardan …’ın ise kandırdığı annesi Cevriye’nin şirketteki 120 adet hissesini 3.000,00 TL bedelle 19.12.2006 tarihli sözleşmesi ile satın almış gibi gösterdiğini ileri sürerek, şirket hisselerinin devir işleminin iptali ile … adına tesciline, muris … …’… alınan hisselerin veraset ilamındaki paylar oranında davacılar adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı süresinin geçtiğini, işlemin ticaret sicilinde tescil ve ilan edilmemesi nedeni ile davacıların bu durumu bilmediğini iddia etmelerinin hayatın olağan akışına aykırı düştüğünü, davacı yanın taraf ehliyetinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 03.03.2016 tarih, 2012/580 E. ve 2016/139 K. sayılı kararı ile; hisse devrinin rayiç bedelin altında olmasının muvazaayı … başına ispatlamaya yetmeyeceği, tanık beyanları ile bu hususun ispatının da mümkün olmadığı, kaldı ki tanık beyanlarından dahi murisin devir işlemini yaparken akli melekelerinin yerinde olduğu ve işlemin mahiyetini bilerek devir işlemini gerçekleştirdiğinin anlaşıldığı, davacı …’ın hisse devrinin hile nedenine dayalı olarak iptalinin talep edildiği, ancak tüm dosya kapsamı ve sunulan delillerle davacının bu yöndeki iddiasının da ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince temyiz edilmiştir.

B. Birinci Bozma Kararı
Dairemizin 21.01.2020 tarih, 2019/2603 E. ve 2020/588 K. sayılı kararı ile; davacılardan …’ın hisselerinin davalılardan …’a devrine ilişkin açılan davada verilen hükmün onanmasına; davacıların, davalılardan …’a yönelik muris muvazaasına dayalı talepleri bakımından verilen hükme yönelik temyiz itirazları yönünden ise; muvazaanın bilinçli bir irade mahsulü olarak ortaya çıkabilecek bir hal olması nedeni ile mahkemenin davada ileri sürülen vakıayı irade fesadı hali olarak değerlendirmek suretiyle sonuca ulaşmasının doğru olmadığı, her ne kadar taşınmazlarla ilgili muris muvazaasına ilişkin içtihadı birleştirme kararının dava konusu hisselerin menkul (taşınır) niteliği gözetildiğinde, eldeki davada değerlendirilmesi mümkün değilse de yukarıda da bahsedildiği üzere davacıların genel muvazaa nedenine ilişkin olarak bu yöndeki taleplerinin dinlenmesine engel bir halin bulunmadığı, şu halde mahkemece, davacıların murisin muvazaalı işlemine ilişkin olarak ortaya koydukları delillerin bu çerçevede değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde yanılgılı değerlendirmeyle bir karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesi ile hüküm bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; …’ın davalı …’e gerçekleştirdiği hisse devrinden kaynaklı davanın reddinin Yargıtay’ca onanmak sureti ile kesinleşmesinden dolayı karar verilmesine yer olmadığına; davacıların genel muvazaa nedenine dayalı olarak davalı …’a yönelik dava yönünden ise; murisin maddi durumunun iyi olması nedeni ile hisselerini devretmesi için bir nedeninin bulunmadığı, tanık …’nın beyanlarından devrin bedelsiz yapıldığı yönünde bir kanaatin oluştuğu, hisse devrinin yapılacağı hususunda kimsenin bir duyumunun olmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, aslında … bir satış ve hisse devri yapılmadığı, hukuki işlemin bedelsiz olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılarak, davacıların talebinin kabulü ile … Noterliğinin 19.12.2006 tarih ve 2412 yevmiye no’lu limited şirket hisse devir sözleşmesinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 19 uncu maddesi gereğince iptaline, bu sözleşmede yer … şirketteki 80 payın muris … … adına tesciline karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yargıtay’ca delillerin değerlendirilmesi amacıyla ilk kararın bozulduğunu, söz konusu kararda dahi tüm delillerin muvazaa kapsamında değerlendirildiğini, … bir delil elde edilememesine rağmen mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, işletmenin …’a ait olduğunu, o tarihteki yasal zorunluluk gereğince iki ortağa ihtiyaç duyulduğundan anne ve babasına sembolik hisseler verdiğini, davacı yanın yazılı delille davasını ispat edemediğini ileri sürerek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
1. Uyuşmazlık, genel muvazaadan kaynaklı mirasbırakan ile terekeye göre üçüncü kişi konumunda olan davalı taraf arasında düzenlenen hisse devir sözleşmesinin miras payı oranında iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 18 … maddesi.

3. Değerlendirme
01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, bizzat mirasbırakanın üzerinde tapuda kayıtlı olan taşınmazların muris ya da vekili (temsilcisi) tarafından aslında … olduğu halde satış biçiminde mirastan mahrum bırakmak amacıyla temlik edilmesi durumunda uygulama olanağı bulur. İçtihadı Birleştirme Kararları kapsamları ile sınırlı gerekçeleri ile yol gösterici ve sonuçları ile bağlayıcı kararlar olduğundan, tapuda yapılan temlikler dışındaki işlemler yönünden belirtilen İçtihadı Birleştirme Kararı uygulanamaz. Ancak, böyle hâllerde 6098 sayılı Kanun’un 19 uncu (mülga Borçlar Kanunu 18 … madde) genel muvazaa hükümlerinin uygulanması gerekir.

Yukarıda sözü edilen İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanamadığı genel muvazaa davalarında, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 702 nci maddesinin ikinci fıkrasında sözü edilen terekeye ait haklar üzerinde tasarruf söz konusu ise ortakların oybirliği ile karar vermeleri anılan maddenin açık hükmü gereği olduğundan, murisin yapmış olduğu tasarruf işlemi niteliğindeki murisin muvazaalı hisse devri sözleşmesi iptal davasının tüm mirasçılar tarafından birlikte açılması veya terekeye temsilci atanması ve bu yolla davanın yürütülmesi gerekir. Bir mirasçı tüm mirasçılar adına … başına dava açabilirse de böyle bir davayı yalnız başına yürütemez. Bu durumda davanın hemen reddedilmeyip, diğer mirasçıların davaya katılımlarının veya muvafakatlerinin sağlanması ya da terekeye temsilci atanması için davacıya uygun süre verilmesi gerekmektedir.

Ancak dava halefiyet esasına göre tereke adına değil de kendi miras payı için açılmış ise tüm mirasçıların onayının alınmasına gerek bulunmamaktadır. Bir ya da bir kısım mirasçı terekeye ait bir mal veya alacaktan yalnız kendi payına düşen kısım için yalnız kendi adına dava açarsa, böyle bir dava reddedilir. Çünkü, bir veya bir kısım mirasçının iştirak halindeki pay üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi yoktur. Böyle bir dava diğer mirasçıların paylarını kapsamadığından ve aynı zamanda onlar adına da açılmadığından, davaya diğer mirasçıların katılmasına (icazet vermesine) olanak yoktur. Diğer bir anlatımla, öteki mirasçıların davaya katılmalarının sağlanması veya yöntemine uygun biçimde muvafakatlerinin alınması ya da miras ortaklığına bir mümessil tayin edilerek onun huzuru ile davaya devam edilmesi mümkün değildir ve davanın reddi gerekir.

Aynı nedenle, tereke temsilcisi de bir mirasçının yalnız kendi payı için açmış olduğu davaya icazet verip davayı devam ettiremez. Yargıtay’ın yerleşik uygulaması ve öğretinin görüşü bu yöndedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.03.2021 tarih, 2017/465 E. ve 2021/262 K sayılı ilamı.)

Somut olayda; davacıların tereke adına değil de miras payı oranında talepte bulundukları, terekenin iştirak halinde mülkiyet hükümlerine tabi olduğu, mirasçıların bir kısmının terekeye göre üçüncü kişi konumunda olan (murisin yasal mirasçısı olmayan) davalıya karşı kendi paylarına hasren açtıkları taşınırlarla ilgili hisse devri davasının dinlenilmesinin mümkün olmadığı, davacıların isteminin, diğer mirasçı …’ın payını kapsamadığından ve aynı zamanda onun adına da dava açılmadığından davaya diğer mirasçının katılmasına (icazet vermesine) ya da terekeye temsilci tayin edilerek onun huzurunda davaya devam edilmesine olanak da bulunmadığı, mahkemenin de değerlendirmesinin bu yönde olmasına rağmen davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken, ıslah veya usulüne uygun davayı değiştirme söz konusu olmadığı halde talep de aşılmak sureti ile dava konusu hisselerin muris adına tesciline karar verilmesi ve davacı …’nin 20.08.2017 tarihinde öldüğü halde terekesine temsilci atanması sureti ile davaya devam edilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.

V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

04.12.2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.