YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/3343
KARAR NO : 2023/3692
KARAR TARİHİ : 12.06.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/420 Esas, 2023/396 Karar
HÜKÜM : Esas hakkında yeniden hüküm kurulması
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/565 E., 2022/898 K.
Taraflar arasındaki şirket ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı … Sicil Müdürlüğü vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı … Sicil Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin sicilden terkin edilmiş olan Karaca Çelik Evye San. Tic. Ltd. Şti.’ne karşı iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat talepleri için Bakırköy 10. İş Mahkemesi’nin 2008/96 E. sayılı dosyasından dava ikame ettiğini, yargılama neticesinde müvekkilinin talebinin kısmen kabulüne karar verildiğini ve Yargıtay tarafından onandığını, mahkeme ilamı gereği davalı şirket aleyhine 13. İcra Müdürlüğünün 2010/20803 sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını ancak müvekkilinin alacağına kavuşamadan davalı şirketin 18.02.2015 tarihinde sicilden terkin edildiğini ileri sürerek Karaca Çelik Evye San. Tic. Ltd. Şti.’nin sicilden terkin işleminin iptali ile sicil kaydının ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı … Sicil Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; müvekkili müdürlüğün re’sen terkin işlemininin “Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5’inci maddesi”, “6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 20 nci maddesinin birinci fıkrası” ve “Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve Kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 7 nci maddesi” kapsamında olduğundan tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını, şirketin davacı ya da davalı sıfatıyla sürmekte olan davasının bulunması halinde buna ilişkin yazılı beyan vermesi gerektiğini, müvekkilinin mahkeme hükmü olmaksızın bir şirkete tekrar sicile tescil yükümlülüğü bulunmadığını, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; şirketin adresinin tespit edilememesi ve bu hali ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’un (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığının tespiti üzerine, davalı tarafından 2 aylık süre içinde münfesih olma sebebinin ortadan kaldırılması için ihtarname hazırlandığı ve ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı, ihtarın şirkete ve şirket yetkilisine yapıldığına ilişkin herhangi bir tebliğ evrakının davalı tarafından dosyaya ibraz edilmediği, ilan ile yetinilerek terkin işleminin yapıldığı, ayrıca ihyası talep edilen şirket hakkında terkinden önce açılan davasının bulunduğu, derdest dosyası bulunan şirketin sicilden resen terkin edilemeyeceğine ilişkin yasal düzenlemeye aykırı davranıldığı, ayrıca şirketin kanunda belirtilmeyen bir sebepten ötürü sicil kaydının silindiği, buna göre işlemin usulsüz olduğu, ihyası talep edilen şirket aleyhine açılan davanın sonuçlandırılması için şirketin ihyasının zorunlu olmasına göre davacının hukuki yararının bulunduğu gerekçesiyle; davanın kabulü ile davalı Müdürlüğün işleminin kaldırılarak dava dışı resen terkin edilen şirketin ihyasına, ihyası istenilen şirketin terkin sebebi gözönüne alınarak tasfiye memuru atanmasına yer olmadığına, keyfiyetin karar kesinleştiğinde tescil ve ilanına, davalının usulsüz terkin işlemi ile işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği gerekçesiyle davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesine, davacının ihyası talep edilen şirket aleyhine de dava açtığı bu şirketin dava tarihi itibariyle tüzel kişiliği bulunmadığı gerekçesiyle bu davalı hakkında açılan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … Sicil Müdürlüğü vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı … Sicil Müdürlüğü vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu halde müvekkili aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, söz konusu şirketin 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesi ile Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5 inci maddesi gereğince re’sen terkin kapsamına alındığını, tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 18.02.2015 tarihinde sicil kaydının resen terkin edildiğini, Ticaret Sicili Müdürlüğü tarafından, dava konusu şirkete, belirtilen süre içerisinde münfesih olma sebeplerini ortadan kaldıran işlemlerin yerine getirildiğinin ispatlayıcı belgelerle birlikte bildirilmemesi ya da tasfiye memurunun bildirilmemesi halinde, (dava konusu) ilgili şirketin unvanının ticaret sicilinden silineceği, şirkete ait malvarlığının kaydın silinme tarihinden itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği ve bunun kesin olduğu ihtarında bulunulduğunu ancak, bu ihtara rağmen, dava konusu şirketin yükümlülüklerini yerine getirmediğini, re’sen terkin kapsamına giren dava konusu şirkete ve şirket yetkilisine de, mevzuat gereğince ve buna uygun bildirimlerin gönderildiğini, yapılması gereken tebligatların eksiksiz yapıldığını, Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiğini, işbu ilanın da, ihtarın ulaşmadığı durumlarda 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılan tebligat hükümleri yerine geçtiği hükme bağlandığından; müvekkili tarafından davaya konu şirkete yapılan ihtarın dava konusu şirketin eline ulaşmadığı bir an için kabul edilse dahi, müvekkilinin re’sen terkine ilişkin prosedürde bir eksik işlem yaptığından bahsetmenin mümkün olamayacağını, dava konusu şirketin ticaret sicilinden re’sen terkin edildiği sırada hakkında derdest bir davası bulunsa dahi bu hususun, başlı başına müvekkilinin kusurlu olduğu ve davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden bahsedilmesine sebep teşkil etmediğini, dava konusu şirketin sicil dosyasında yapılan incelemede; bu hususta herhangi bir bildirimde bulunulmadığını, müvekkilinin re’sen terkin kapsamında yer alan şirketlerden hangisinin derdest davası veya icra takibi bulunduğunu saptayacak sistemle entegrasyonu bulunmaması, bu hususu tespit etmenin hukuken ve fiilen mümkün olmaması karşısında ve içtihatlar gözetilerek müvekkili aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olacağını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafın ihyası talep edilen şirkete karşı terkin tarihinden önce açmış olduğu ve derdest icra takip dosyasının bulunduğu, böylece taraf olduğu takip varken ticaret sicil kaydının silinmesinin 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesine aykırı olduğu, ayrıca davalı … Sicil Müdürlüğü vekilince mevzuat gereği tüm tebligat ve ilanların yapıldığı beyan edilmiş ise de, mahkemece de belirtildiği üzere dosya kapsamında terkin tarihinden önce davalı … sicil müdürlüğü tarafından ihyası istenilen şirkete ve yetkilisine 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının a bendi uyarınca tebligat çıkartıldığına ilişkin herhangi bir bilgi, belge ve delil bulunmadığı, dolayısıyla terkin işleminin yasaya aykırı şekilde yapıldığının kabulü gerektiği, ihya davasının açılmasına davalı … Sicil Müdürlüğü yasaya aykırı yaptığı re’sen terkin işlemi ile sebep olduğundan, mahkemece yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasına karar verilmesinin yerinde olduğu, somut olayda, Karaca Çelik Evye San. Tic. Ltd. Şti.’nin 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesi uyarınca resen terkin edildiği, dava dilekçesinde davalı olarak, sicilden resen terkin edilmiş olan şirketin de davalı olarak gösterildiği, davada hasım gösterilen şirketin dava tarihi itibariyle, ticaret sicilinden terkin edildiği ve tüzel kişiliğinin sona erdiği, bu nedenle, davalı şirketin taraf ehliyetinin bulunmadığı, taraf ehliyetinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının d bendi uyarınca dava şartı olduğu, dava şartlarının 6100 sayılı Kanun’un 115 inci maddesi uyarınca, istinaf aşaması dahil, yargılamanın her aşamasında re’sen gözetileceği, İlk derece mahkemesince, taraf ehliyeti bulunmayan davalı şirket hakkındaki davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken, bu davalı yönünden açılan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, bu hususun istinaf sebebi olmasa bile 6100 sayılı Kanun’un 355 inci maddesi uyarınca re’sen dikkate alınacağı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına şirketin ihyasına, ihyası talep edilen şirketin terkin sebebi gözönüne alındığında ihyasına karar verilen şirkete tasfiye memuru atanmasına yer olmadığına, davalı Karaca Çelik Evye San. Tic. Ltd. Şti. hakkında açılan davanın dava şartı olan taraf ehliyeti yokluğu nedeniyle usulden reddine, davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … Sicil Müdürlüğü vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı … Sicil Müdürlüğü vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen ve inceleme sırasında ortaya çıkacak sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirket ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı … Sicil Müdürlüğü vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.