Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2023/4206 E. 2023/4647 K. 05.09.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/4206
KARAR NO : 2023/4647
KARAR TARİHİ : 05.09.2023

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/207 Esas, 2022/1757 Karar
HÜKÜM : Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/509 E., 2021/741 K.

Taraflar arasındaki şirket ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm kurulması suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri tarafından Kara Kardeşler Ltd. Şti.’ne aleyhine açılan davada anılan şirketin ticaret sicilden resen terkin edildiğinin tespit edildiğini, davanın görüldüğü Mahkeme tarafından müvekkillerine ihya davası açılması için önel verildiğini ileri sürerek Kara Kardeşler Ltd. Şti’nin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı … Sicil Müdürlüğü temsilcisi cevap dilekçesinde; müvekkilince yapılan terkin işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu ve yasal hasım konumunda olan Kurum aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı Kurum’un ihyası talep edilen şirketi oda kaydının silindiğinden bahisle resen terkin ettiği ancak belirtilen husus 6102 sayılı TTK’nın (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesinde tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından ve ihyası talep edilen şirket hakkında devam eden bir dava bulunduğundan davalı Kurum’ca yapılan terkin işleminin hukuka aykırı olduğu, ayrıca davalı Kurumca, terkin işleminin zikredilen Yasa hükmünün 4 üncü maddesinde belirtildiği şekilde ihyası talep edilen şirket yetkililerine tebligat yapılamadan gerçekleştirilmesinin de doğru olmadığı, davalı Kurum her ne kadar hatalı terkin işlemi sebebiyle iş bu davanın açılmasına sebebiyet vermiş ise de dava dilekçesinde yargılama gideri talep edilmediğinden davalı aleyhine yargılama giderine hükmedilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı Kurum temsilcisi istinaf dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını ve müvekkilince yapılan terkin işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

2. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkillerince ihyası talep edilen şirket hakkında dava açıldığını, davanın görüldüğü Mahkeme’nin ara kararı üzerine ihya davası açılmış ise de davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, İlk Derece Mahkemesince bu hususun gözetilmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı Kurumca terkin işleminin yapıldığı tarihte ihyası talep edilen şirket hakkında devam etmekte olan bir derdest dava bulunduğu bu nedenle 6102 sayılı TTK’nın geçici 7 nci maddesinin ihyası talep edilen şirket hakkında uygulama kabiliyeti bulunmadığı, bu hale göre, İlk Derece Mahkemesince, ihyası talep edilen şirketin derdest dava ile sınırlı olmak üzere ihyasına karar verilmesi ve ek tasfiye işlemlerini yapmak üzere tasfiye memuru atanması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı, İlk Derece Mahkemesince yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi karşısında davalının bu yöne ilişen istinaf itirazlarına itibar edilmediği gerekçesiyle tarafların başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm kurulması suretiyle davanın kabulüne, Kardelen Yılmazlar….Ltd. Şti.’nin derdest davayla sınırlı olmak üzerine ihyasına ve tasfiye memuru atanmasına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı Kurum temsilcisi temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

2. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı, davacının ihya istemekte hukuki yararının bulunup bulunmadığı ve ihya koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesi

3. Değerlendirme
1.Davacılar vekili dava dilekçesiyle, davalı Kurum tarafından 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesine dayalı olarak re’sen ticaret sicilden terkin edilen Kara Kardeşler…Ltd. Şti.’nin bu şirket hakkındaki derdest dava sebebiyle ihyasına karar verilmesini talep etmiş, Bölge Adliye Mahkemesince, yazılı gerekçeyle İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılıp esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacılar vekilince, her ne kadar huzurdaki davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı, hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gözetilmeksizin davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilerek kararın bozulması talep edilmiş ise de davanın, davacı yanın talep sonucu doğrultusunda tamamen kabul edilmiş olması ve temyiz istemininin, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı ve bu nedenle reddi gerektiği iddiasına hasredilmiş olması, başka bir deyişle hükme karşı anılan sebep dışında başkaca bir temyiz itirazında bulunulmamış olması karşısında davacılar vekilinin kararı, anılan gerekçeyle temyiz etmekte hukuki yararı bulunmamaktadır. Bu itibarla, davacılar vekilinin temyiz dilekçesinin temyizde hukuki yarar bulunmaması sebebiyle esasa girilmeksizin reddine karar vermek gerekmiştir.

2. Davalı Kurumca, davacı yanın temyiz dilekçesinin kendisine tebliği üzerine katılma yoluyla temyiz başvurusunda bulunulmuş ise de 6100 sayılı Kanun’un 366 ncı maddesi gereğince kıyas yoluyla temyiz kanun yolu hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun’un 348 inci maddesinin ikinci fıkrasıyla, istinaf yoluna başvuranının talebinin Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esasa girilmeden reddedilmesi halinde katılma yoluyla başvuranın talebinin de reddine karar verileceği düzenleme altına alınmıştır. Bu itibarla, gerek esas temyiz talebinin hukuki yarar yokluğundan reddedilmiş olması gerekse de hukuki yarardan yoksun esas temyiz talebinin davalı Kurum’a katılma yoluyla temyiz hakkı kazandırmayacak olması sebebiyle davalı Kurum’un katılma yoluyla yaptığı temyiz başvurusunun da reddine karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinin REDDİNE,

Peşin alınan temyiz karar harçlarının istekleri halinde ilgililere iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,05.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.