Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2023/596 E. 2023/7041 K. 04.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/596
KARAR NO : 2023/7041
KARAR TARİHİ : 04.12.2023

İNCELENEN KARARIN
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/328 Esas, 2021/157 Karar

BİRLEŞEN 2009/351 E., 2010/103 K. SAYILI DOSYADA;

DAVA TARİHİ : 02.07.2009
HÜKÜM : Asıl ve birleşen davaların reddi

Taraflar arasındaki menfi tespit, istirdat birleşen itirazın iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, asıl davada davacılar vekili, birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1.Asıl davada, davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri ile davalı arasındaki ticari ilişki kapsamında, müvekkillerinin keşideci ve avalist olduğu, davalının lehtar sıfatıyla yer aldığı iki adet bononun, davalıdan satın alınan mallara karşılık verildiğini, bedelleri elden ve banka havalesi ile ödendiği halde senetlerin iade olunmayarak 8.000,00 YTL ve 27.000,00 euro bedel üzerinden doldurulmak suretiyle müvekkilleri aleyhine iki ayrı icra takibine konu edildiğini, senet üzerindeki tanzim tarihinin gerçeği yansıtmadığını, 2008 yılında 100.000,00 TL bedelli damga pulu kullanılmadığı gibi, 2000 yılına ait damga pulunun kullanılmasının olağan akışa aykırı olduğunu, 2003 yılında damga pulu uygulamasının kaldırılığını, senette ne olduğu belli olmayan “üro” para birimine yer verildiğini ileri sürerek bahsekonu iki adet senetten dolayı müvekkillerinin davalıya borçlu olmadığının tespitine ve %40 oranında tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Yargılama devam ederken icra takip tutarının ödendiği belirtilerek dava istirdat davasına dönüşmüştür.

2.Birleşen davada, davacı vekili dava dilekçesinde; … molan müvekkili ile davalı arasında, zaman zaman açık hesap ilişkisine dayalı, ticari ilişki bulunduğunu, davalının çoğu zaman senet veya nakit vermeden müvekkilinden açık hesap ilişkisiyle mal aldığını, davalının, müvekkiline senetli borçları haricindeki 37.181,00 TL’yi ödemediğini, bu miktara ilişkin davalının kendi imzasını taşıyan belgenin olduğunu ileri sürerek davalı aleyhine, ticari ilişkiden kaynaklanan bakiye 37.181,00 TL’nin tahsili için başlatılan icra takibine davalının itirazının iptaline ve %40 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Asıl davada, davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu gibi arkadaşlık nedeniyle borç para verilmesi konusunda da ilişki bulunduğunu, takibe dayanak senetlerin müvekkilince davacılara verilen borç paralara karşılık alındığını ve bedellerinin ödenmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Birleşen davada, davalı vekili cevap dilekçesinde, dava dilekçesinde belirtilen belgenin icra dosyasında bulunmadığını, davacı tarafça bahsedilen sözlü satım akdinin bulunmadığını savunarak davanın reddine ve %40 oranında kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 05.05.2015 tarihli ve 2009/278 E., 2015/551 K. sayılı kararı ile; asıl davaya konu senetlerde düzenleme sebebinin nakden olduğu, davacı taraf ödeme savunmasında bulunarak bir takım belge sunmuş ise de davalının birleşen dava dilekçesinde ve isticvap beyanında bu senetlerin mal karşılığı alındığına dair beyanda bulunmasıyla senetlerin düzenleme sebebini talil ederek ispat yükünü üzerine aldığı, sonrasında davacıların ödeme tutarından daha fazla mal teslim edildiği hususu davalı (karşı davacı) tarafça kanıtlanamadığı, davalının kötüniyetle takip yaptığı belirlendiği gibi birleşen davaya konu takibe dayanak yapılan borç ikrarını içeren belgedeki imzanın davacı (karşı davalı) …’na ait olduğunun Adli Tıp Kurumu raporuyla anlaşıldığı, yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilen bu belge kapsamında dinlenen tanıkların beyanlarıyla asıl ve birleşen davaya konu ilişkinin aynı ilişki olduğunun belirlendiği ve davacının (karşı davalı) her iki davaya konu borcu da ödediğinin kanıtlandığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, davacı tarafın iki ayrı icra takip dosyasına ödemiş oldukları tutarların ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan (karşı davacı) tahsiline, tazminat isteminin reddine, birleşen davanın ise reddine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 01.06.2016 tarihli ve 2016/29 E., 2016/9876 K. sayılı kararıyla, davalı (karşı davacı) vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları reddedilerek, somut olayda asıl davanın kambiyo senetlerine dayalı menfi tespit ve istirdat davası olduğu, davacıların nakden kaydını taşıyan bonolardan dolayı borçlu olmadıklarının tespitini istediği, davalının ise davacılar ile arasında mal alışverişinden dolayı … yıllardan beri ticari ilişki bulunduğu ancak zaman zaman da davacılara borç para verdiğini, dava konusu senetlerin verilen borç para karşılığında düzenlendiğini savunduğu, bu durumda asıl davada ispat külfetinin davacıda olduğu, zira davalının savunması karşısında talilden söz edilemeyeceği, ispat külfetinin tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru olmadığı, birleşen dava dosyasının temelini oluşturan icra takibinde 22.12.2002 tarihli borç ikrarını havi bir belgeye dayanıldığı, bu belge altındaki …’na atfen atılan imzanın adı geçen davacıya ait olduğunun imza incelemesi sonucunda düzenlenen Adli Tıp Kurumu raporuyla saptandığı, bu durumda anılan belge borç ikrarını havi yazılı bir delil niteliğinde olup Mahkemece bu belgenin yazılı delil başlangıcı olarak nitelendirilmesinin isabetsiz olduğu, hal böyle olunca birleşen davada da ispat külfeti bu belgede yazılı borcun ödendiğini savunan birleşen davanın davalısı …’na ait olduğu, dosyaya bir takım ödeme dekontları sunulmuş ise de davalının (karşı davacının) dekontlarda yazılı ödemelerin başka bir alacağa yönelik olduğunu ileri sürdüğü, belgenin düzenlendiği tarihten sonraki ödemelerin başka bir alacağa yönelik olduğu yönündeki iddianın ise davalı (karşı davacı) tarafından yazılı delille ispatının zorunlu olduğu, bu durumda Mahkemece belirtilen ilkeler çerçevesinde deliller toplanıp her bir dosya için ayrı ayrı değerlendirilerek konusunda uzman bir bilirkişiden ödemelerin hangi borca ilişkin olabileceği yönünden ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor aldırıldıktan sonra varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm tesisinde isabet olmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına, bozma nedenine göre davacıların (karşı davalı) tüm, davalının (karşı davacı) istirdata konu tutara talep olmadığı halde faiz yürütülmesine dair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Asıl davada davacılar vekilinin karar düzeltme talebi reddedilmiştir.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, davaya konu 27.000,00 euro bedelli, 10.07.2008 ödeme tarihli, 10.01.2008 düzenleme tarihli bono ile davaya konu 8.000,00 TL bedelli, 20.10.2008 düzenleme tarihli, 20.11.2008 ödeme tarihli bonoların bedellerinin davalıya ödediğine dair dosya içerisinde yazılı belge olmadığı, söz konusu bonoların ödeme tarihinden sonra yapılmış ödemelerin bono için yapıldığına dair bir şerh olmadığı için mevcut açık hesap ilişkisine istinaden yapıldığı, itirazın iptalinin istenildiği … 1. İcra Müdürlüğünün 2009/2235 sayılı dosyasındaki alacağın 7 yıl sonra icraya konulmuş olduğu, bu süreç içerisinde defalarca ödeme yapıldığı, ödemelerin bu tutarı aştığı, mevcut borç ödenmeden, paradan … borçların ödenmiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, fatura ve benzeri belge ve taraf defterleri olmadığından bu dosyada alacak olmadığı, somut olayda; asıl dava, kambiyo senetlerine dayalı menfi tespit ve istirdat davası olup davacılar nakden kaydını taşıyan bonolardan dolayı borçlu olmadıklarının tespitini istemiş, davalı ise davacılar ile arasında mal alış verişinden dolayı … yıllardan beri ticari ilişki bulunduğu ancak zaman zaman da davacılar borç para verdiğini, dava konusu senetlerin verilen borç para karşılığında düzenlendiğini savunduğu, bu durumda asıl davada ispat külfetinin davacıda olduğu, davacının iddiasını yazılı delille ispat edemediği, birleşen davaya konu icra takibinde 22.12.2002 tarihli borç ikrarına havi bir belgeye dayanıldığı, bu belge altında …’na atfen atılan imzanın adı geçen davacıya ait olduğunun ATK raporuyla ispatlandığı, bu belgenin yazılı delil olduğu, birleşen davada ispat külfetinin bu belgede yazılı borcun ödendiğini savunan birleşen davanın davalısı …’na ait olduğu, dosyaya bir takım ödeme dekontları sunulmuş ise de davalının, dekontlarda yazılı ödemelerin başka bir alacağa yönelik olduğunu ileri sürdüğü, belgenin düzenlendiği tarihten sonraki ödemelerin başka bir alacağa yönelik olduğu yönündeki iddianın davalı tarafından yazılı delille ispatının zorunlu olduğu, icra dosyasındaki alacağın 7 yıl sonra icraya konulmuş olduğu, bu süreç içeresinde defalarca ödeme yapıldığı, ödemelerin bu tutarı aştığı, mevcut borç ödenmeden sonradan … borçların ödenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bu nedenle icra takibine konu alacağın mevcut olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacılar vekili, birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Asıl davada, davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda müvekkillerinin banka kanalı ile davalıya yaptığı ödemeler toplamının 62.325,25 TL olarak tespit edildiği ancak müvekkilin elinde dekontları bulunan ve müvekkili tarafından “yatırtıldığı” için müvekkil adına yatıran kişi olan … …’in ismi yazan ödemelerin dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, müvekkillerinin yaptığı bu ödemelerin dikkate alınmayarak eksik hesaplama yapıldığına yönelik itirazları karşılanmayarak eksik inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporuna dayanılarak karar verildiğini, dosyada mübrez dekontlardaki ödeme tarihleri ve taraflar arasındaki ilişki dikkate alındığında müvekkilleri tarafından yapılan ödemelerin dava konusu borçlar nedeniyle yapıldığının açık olduğunu, müvekkillerinin davalıdan sadece mal aldığını, nakit para alışının söz konusu olmadığını, mal karşılığı verilen senet bedellerinin ödendiğinin tanık beyanları ile de … olduğunu, 2002 yılında 37.181,00 TL alacaklı olduğunu iddia eden davalının bu tarihten 7 yıl sonra asıl davaya konu senet miktarında borç verdiğini ileri sürmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, borç verdiği tarihte alacaklı olan kişinin tekrar davaya konu miktarda borcu vermesinin açıklanamayacağını, davalı tarafın birleşen dava dilekçesine ve isticvap talep dilekçesindeki beyanlarına göre asıl dava konusu senetlerin mal karşılığı verildiğini savunmakla, senedin ihdas nedenini talil ederek ispat yükünü üzerine aldığını, müvekkillerine ödeme tutarından daha fazla mal verildiğinin davalı tarafça ispatlanamadığını, takibinde kötü niyetli olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl davada takip dayanağı bonolara ve … … ürünü olan icra takibine konu yazılı borç belgesine istinaden davacılar tarafından ödeme yapıldığını gösterir belge, banka dekontu vesair hiçbir yazılı delilin dosyaya sunulmadığını, banka ödeme dekontları ile müvekkiline yapılan ödeme miktarları bono ve yazılı belge borç miktarları ile örtüşmediğinden, ispat yükü üzerine düşen davacılar tarafından yazılı belge ile bono bedellerinin ve yazılı borç ikrarını içeren borcun ödendiği ispat edilmediğinden davacıların davasının reddi ile birleşen dosyada davanın kabulü gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, nakden kaydı taşıyan ve davacı tarafça davalıdan alınan mal karşılığı verilip bedeli ödendiği belirtilen bonolardan dolayı icra dosyasına yapılan ödemeden dolayı bedelin istirdatı talebine, birleşen dava ise, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında bakiye borcun tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67 ve 72 nci maddeleri.

3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
Açıklanan sebeple;
Asıl davada davacılar vekilinin, birleşen davada davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden taraflara ayrı ayrı yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

04.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.