YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/752
KARAR NO : 2023/7246
KARAR TARİHİ : 11.12.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/153 Esas, 2022/535 Karar
DAVA TARİHİ :
HÜKÜM : Kısmen kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen
kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı asil ve davalı vekili duruşma istemi olmaksızın davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 59.955,00 TL’nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle uygulanması gereken 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 3156 sayılı Kanun ile değişik 438 … maddesi gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile 12.02.2013 tarihinde işyeri devir sözleşmesi yaptıklarını, sözleşme gereğince davalıdan Çerezcim Kuruyemiş isimli işyerini 100.000.-TL karşılığında devraldığını, 100.000.-TL’yi ödediğini ancak davalının sözleşmeye aykırı davranarak işyerinin devrini yapmadığını, kuruyemiş dükkanını işletmeye çalıştığını fakat bütün resmi belgelerin davalı adına olması nedeniyle başarılı olamadığını, birçok kez davalıyı sözlü olarak uyararak işyerinin devrinin yapılmasını istemişse de; davalının devri yapmadığı gibi işletmeyi başka birisine verdiğini, dolayısıyla yapılan sözleşmenin fesh olmasına rağmen ödediği 100.000.- TL’nin geri verilmediğini, bu paranın tahsili için başlattığı icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının icra takibine vaki itirazının iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığını, kendisine yükümlülüklerini yerine getirmediğine dair herhangi bir ihtarname veya bir uyarı yapılmadığını, kaldı ki işyerinin 1 yıla yakın bir süre davacı tarafından işletildiğini, ticari işletmenin bulunduğu taşınmazın maliki olmadığını, davacının bunu bilerek ve işletmenin ticari değerini düşünerek sözleşme yaptığını, işletmeyi kendisinin devrettiğini ve davacı tarafından işletildiğini, bu nedenle kendisinden istenebilecek bir tazminat veya bedel olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 11.05.2017 tarih, 2014/385 E. ve 2017/145 K. sayılı kararıyla; davalı tarafından işletmenin fiilen devri yapılmasına rağmen vergi kaydının işletmenin davalı tarafından işletildiği dönemde davacı adına bulunmasının vergi borçlarından davacının sorumluluk altına girecek olması nedeniyle hayatın olağan akışına uygun olmadığı, Değişik İş dosyasında bulunan işletmenin bulunduğu dükkana ilişkin yapılan davalı ile taşınmaz maliki üçüncü kişi arasında imzalanan kira sözleşmesinde, kiralayanın yanına ortak alamayacağı, kiracının mal sahibinin uygun gördüğü üçüncü kişiye devir hakkının verildiği, ancak tanık beyanına göre davalının işletmenin bulunduğu dükkan sahibinin rızasını alamadığı, davalının Niğde 1. Noterliğinden çektiği ihtarnamede, işyerinin anahtarının 19.01.2014 tarihinde teslim edildiği, işyerinde tespit yapıldığı, sözleşmeye aykırı hareketin kabul edilmediği ve yaklaşık 1 yıllık süre zarfında işletme yapılması nedeniyle alacak ve tazminat haklarının saklı tutulduğunun belirtildiği, anahtarın teslim alındıktan sonra işyerinin üçüncü kişiye devir edilmesi nedeniyle sözleşmenin feshi konusunda taraflarca anlaşıldığı ve davacının ödediği bedeli talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, Niğde 1. İcra Müdürlüğü’nün 2014/327 E. sayılı dosyasında tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalının vaki itirazının kısmen iptali ile takibin, 100.00,00 TL asıl alacağın takip tarihinden itibaren yıllık % 9 oranında yasal faiz yürütülmek suretiyle takip talebindeki diğer koşullar dairesinde devamına fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 26.02.2019 tarih, 2018/1177 E. ve 2019/347 K. sayılı kararıyla; dosya kapsamı, ileri sürülen istinaf sebepleri ve sözleşmenin taraflarca feshedildiğinin anlaşılması hususları birlikte değerlendirildiğinde mahkeme kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 03.12.2020 tarih, 2019/1998 E. ve 2020/5667 K. sayılı kararıyla ”…1. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2.Davacı, davalı ile imzaladıkları sözleşme uyarınca davalıdan kuruyemiş dükkanı işletmesini 100.000.- TL karşılığında devraldığını, parayı ödemesine rağmen davalının resmi devir işlemlerini yapmaması nedeni ile dükkanı işletemediğini, ödediği paranın iadesi için başlattığı icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek icra takibine vaki itirazın iptali istemi ile eldeki davayı açmış, davalı sözleşme gereğince edimlerini yerine getirdiğini, işletmeyi davacıya devrettiğini, davacının bir süre işlettikten sonra anahtarı geri verdiğini savunmuştur.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 11. maddesinde düzenlenen bütünlük ilkesi gereği, aksi öngörülmemişse, devir sözleşmesinin … malvarlığını, işletme değerini, kiracılık hakkını, ticaret unvanı ile diğer fikrî mülkiyet haklarını ve sürekli olarak işletmeye özgülenen malvarlığı unsurlarını içerdiği kabul olunur. Taraflar arasında akdedilen sözleşmede aksi öngörülmediği için, devir sözleşmesinin davalı ile dava dışı kiralayan arasındaki kira sözleşmesinden … kiracılık hakkının davacıya devrini de kapsadığının kabulü gerekir. Davalı tarafça kiracılık hakkının devrinin sağlanamadığı ihtilafsızdır. Bu durumda davacının işletmenin anahtarını davalıya iletilmek üzere dava dışı bir kişiye vermesi ve anahtarın davalıya tesliminin davalı tarafından kabulü ile taraflar arasındaki sözleşme eylemli olarak sona erdirilmiş olup, eylemli fesih niteliğindedir. Bu durumda 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 125/3. maddesi gereğince, davacının daha önce ifa ettiği devir bedelinin iadesini isteme hakkı vardır. Ancak işletmenin davacı tarafından belli bir süre işletildiği de sabittir. O halde Mahkemece, davacının işletme süresi, davalı ile dava dışı kiralayan arasında akdedilen kira sözleşmesinin süresi ve bu sürenin davalı yan tarafından tüketilen kısmı, fesih tarihi ile fesih sonrası işletmenin dava dışı üçüncü kişiye devri tarihi arasında geçen süre nazara alınarak, davacıya iadesine karar verilen sözleşme bedelinde hakkaniyete uygun bir indirim yapılması gerekirken, ödenen sözleşme bedelinin tamamının iadesine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir…” gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının işletmenin anahtarını davalıya iletilmek üzere dava dışı üçüncü kişiye verilmesi ile 19.01.2014 tarihinde taraflar arasındaki sözleşmenin eylemli olarak feshedildiği anlaşılmakla davacının ifa ettiği devir bedelini isteme hakkının mevcut olduğu, ancak işletmenin davacı tarafından işletmeyi devraldığı tarih olan 12.02.2013 ile eylemli fesih tarihi olan ve davalıya anahtarların teslim edildiği 19.01.2014 tarihi arası 11 ay 7 … boyunca işletmesi ve bu süre zarfında kazanç sağlamış olması, davacı yanca delil listesinde sunulan 14.01.2014 tarihli Z raporu örneğinde kümülatif satış olarak 315.733,32 TL rakamının yazılı olduğu, işletme ruhsat tarihi ile Z raporu tarihi arasında yıllık 79.000,00 TL nakit satışlar harici brüt satışın mevcut olduğu, davalı ile davaşı dışı kiralayan arasındaki kira sözleşmesinin 7 yıl olarak belirlenmesi ile devir tarihine kadar 3 yıl 4 ay süre boyunca bu sürenin davalı yanca tüketilmesi, 11 ay süre boyunca da davacı tarafından tüketilmesi, davalı yanın isticvabından da kiranın da davacı tarafından ödendiğinin anlaşılması hususu ile birlikte tanık beyanları, kolluk araştırması ve davalının beyanları dikkate alınarak işletmenin fesih tarihi ile davadışı üçüncü kişiye devri arasında yaklaşık 1 ay-1.5 aylık sürenin geçmiş olduğu dikkate alınarak davacının ifa ettiği devir bedeli olan 100.000,00 TL üzerinden yüzde 30 oranında hakkaniyet indirimine gidilerek 70.000,00 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin istemin reddine, şartları oluşmadığından icra inkar talebinin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı vekili ve davalı asil temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya konu iş yeri devri sözleşmesinde sözleşmeyi gerektiği gibi ifa edenin müvekkili olduğunu, ancak karşı tarafın sözleşme gereği yükümlülüğünü yerine getirmediğini, işletmenin devrinin yapılmamasından dolayı da müvekkilinin de yapılan adi sözleşmeyi … taraflı feshettiğini ve davalının nakden aldığı bedeli de geri istediğini, ödeme yapılmaması üzerine icra takibi başlatıldığını, geçerli bir iş yeri devri sözleşmesi kurulamadığı için tamamlanmış bir sözleşmeden bahsedilemeyeceğini, müvekkilinin sözleşme için ödemiş olduğu miktar 100.000,00 TL olup bu miktar sözleşmenin tarihi olan 12.02.2013 tarihindeki piyasa değerindeki miktar olduğunu, ancak yerel mahkemenin bu hususu göz önüne almadığını ve %30 hakkaniyet indirimi uyguladığını, yapılan bu hakkaniyet indiriminin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, günümüzdeki ekonomik şartlar göz önüne alındığında hakkaniyet indirimi yerine hakkaniyet arttırımı yapılması gerekmekte olmasına rağmen %30 gibi bir indirim yapılmasının müvekkilinin mağduriyetine sebebiyet verdiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin işletme devir sözleşmesinden … yükümlülüklerini yerine getirdiğini, Mahkemenin bilirkişi raporuna dayanarak ulaştığı sonucun sözleşme hukukunun … ilkelerine aykırı olduğunu, asli ifaların eksiksiz ve zamanında yerine getirilmesi nedeniyle tamamlanmış bir sözleşmenin daha sonradan feshinin mantıken ve hukuken mümkün olmadığını, temerrüt hükümlerinin uygulanmasının isabetsiz olduğunu, Mahkemenin uyguladığı hakkaniyet indirim oranının düşük olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
3.Davalı asil temyiz dilekçesinde özetle; sözleşmenin gereklerini yerine getirdiğini, hakkaniyet indiriminin düşük olduğunu, hakkaniyet indiriminin incelenmesi yönünden bilirkişi incelemesi yapılması gerekirken yapılmadığını, hakkaniyet indiriminde nelere dikkat edildiğine dair hiçbir gerekçe sunulmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 … maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 … maddesinde yer … sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekili, davalı vekili ve davalı asilin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.