YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/10408
KARAR NO : 2011/2136
KARAR TARİHİ : 30.09.2011
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Karşılıksız çek keşide etme
Hüküm : Mahkumiyet
Karşılıksız çek keşide etme suçundan sanığın mahkûmiyetine ilişkin hüküm sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1- Sanığın sorgusu için CMK’nın 195. maddesine göre düzenlenen uyarılı davetiyenin tebliğinin, Tebliğat Kanunu’na uygun olmadığı gözetilmeden hüküm kurulması,
2- Sanık müdafii temyiz dilekçesinde, sanığın kimlik bilgileri kullanılarak çek hesabı açıldığını ve suç konusu çeklerin keşide edildiğini savunması karşısında; çek hesabı açılırken muhatap bankaca düzenlenen ve hesap sahibine ait yazı, rakam ve imzalarının bulunduğu belge asılları ile sanığın suç tarihinden önce başka amaçlarla atılmış samimi imzalarını içeren resmi dairelerdeki belgeler getirilip, sanığın huzurda yazı ve imza örnekleri alındıktan sonra, çeklerdeki yazı, rakam ve imzanın sanığın eli ürünü olup olmadığının uzman bir kurum veya kuruluştan rapor alınarak saptanması, çekin keşide edildiği banka hesabının kim tarafından açıldığı ve banka tarafından fotokopisi gönderilen nüfus cüzdanının sahte olup olmadığının belirlenmesinden sonra, sonucuna göre hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması,
3- Suç konusu çeklerin dosyadaki fotokopilerinde, keşide tarihlerinin yıl hanelerinin son rakamının çıkmaması ve 3083372 seri numaralı olanın arka yüzünde de ibraz kaşesinin gözükmemesi karşısında; çeklerin asılları ile ibraz sırasında muhatap banka tarafından alınan onaylı örnekleri getirilerek, keşide tarihlerinin tam halinin ve 3083372 seri numaralı çekte ayrıca ibraz tarihinin çek üzerine yazılıp yazılmadığının ve yazılmış ise ibrazın süresinde olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
4- 20.12.2009 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5941 sayılı “Çek Kanunu” ile 3167 sayılı “Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun” yürürlükten kaldırılmış, dava konusu suçun unsurları ve yaptırımları farklı biçimde yeniden düzenlenmiş olduğundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin hükmün BOZULMASINA, 30.09.2011 tarihinde yapılan müzakerede isteme uygun olarak oybirliğiyle karar verildi.