YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/21038
KARAR NO : 2012/3799
KARAR TARİHİ : 21.02.2012
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme
Hüküm : 765 sayılı TCK’nın 455/1-son,72; 647 sayılı Kanunun 4 ve 5. maddeleri uyarınca mahkumiyet.
Taksirle öldürme suçundan sanıkların mahkumiyetlerine ilişkin hükümler sanıklar müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiinin sanıkların kusursuz olduklarına ilişkin ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak,
1- Yargılama aşamasında 02.06.2005 tarihli hakim havalesi ile dosyaya sunulan, ölen …’nın eşi … (kendi adına asaleten, çocukları …, …, … ve … adına velayeten) tarafından okunarak imzalanan, Kayseri 3. Noterliğince düzenlenen “Kaza Nedeniyle, İbraname-Feragatname” başlıklı belgede “…14.500.000.000.-TL Maddi Tazminat, 13.000.000.000.-TL Manevi tazminat olmak üzere toplam 27.500.000.000.-TL tazminat, …’den nakten ve tamamen tahsil edilmiştir. Bu sebeple, hem …’yi hem de sair tüm üçüncü şahısları ibra ediyoruz. Gerek …’den gerekse tüm üçüncü şahıslardan herhangi bir maddi ve manevi tazminat alacağımız kalmamıştır. Gerek … gerekse tüm üçüncü şahıslar aleyhine tazminat davası açmayacağız. Maddi ve manevi tazminat davası açma hakkımızdan feragat ediyoruz…” ifadelerine yer verilmiş bulunmasına, Dairemizce de benimsenen, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250 2009/13 sayılı “hükmün açıklanmasının geri bırakılması düzenlemesinin uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin 6. fıkrasının (c) bendi uyarınca nazara alınacak ‘zarar’ın; kanaat verici, basit bir araştırma ile belirlenebilir maddi zarar olduğu” yönündeki kararına göre; sanıklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması düzenlemesinin uygulanması bakımından 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin 6. fıkrasının (c) bendinde düzenlenen zararı tazmin koşulunun somut olayda gerçekleştiği gözetilmeden, “katılanın şikayetinin devam ettiği ve tam tazmin bulunmadığı” şeklinde, dosya içeriğiyle bağdaşmayan gerekçeyle; ayrıca dosya içeriğindeki delillere göre olumsuz bir kişiliği belirlenemeyen ve sabıkası da bulunmayan sanıkların kişilik özellikleri olumlu değerlendirilerek hükmolunan hapis cezalarının 647 sayılı Kanunun 4. maddesi gereğince para cezasına çevrilmesi karşısında çelişki oluşturacağı düşünülmeden, “sanıkların dosya içeriğinden anlaşılan kişilik özellikleri gözönüne alınarak yeniden suç işlemeyecekleri konusunda mahkemece kanaat getirilemediğinden” şeklindeki soyut ifadeyle sanıklar hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
2- 647 sayılı Kanunun 6. maddesinin sanıklar hakkında uygulanıp uygulanmamasına karar verilirken, sanıkların geçmişteki hali ve suç işleme hususunda eğilimleri nazara alınarak, dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar isabetle değerlendirilip, denetime olanak verecek ve somut gerekçeler de gösterilmek suretiyle takdir hakkının kullanılması gerektiği gözetilmeden, sanıkların kişilik özellikleri olumlu değerlendirilerek hükmolunan hapis cezalarının 647 sayılı Kanunun 4. maddesi gereğince para cezasına çevrilmesi karşısında çelişki oluşturacağı da düşünülmeden, “Sanıklar sabıkasızlar ise de dosya içeriğinden anlaşılan kişiliklerine ve suç işleme eğilimlerine göre cezalarının ertelenmesi durumunda ileride suç işlemekten çekinmelerine neden olacağı konusunda mahkemece kanaat getirilemediğinden” şeklindeki dosya içeriğiyle uyuşmayan ifadeyle sanıklara hükmolunan sonuç adli para cezalarının ertelenmemesine karar verilmesi,
3- Taksirle işlenen suçlarda iştirak hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilmeden hükmolunan vekalet ücretinin ve yargılama giderlerinin sanıklardan müteselsilen alınmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olup, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 21.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.