YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/13097
KARAR NO : 2012/26884
KARAR TARİHİ : 11.12.2012
Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç : Trafik güvenliğini tehlikeye sokma
Hüküm : Beraat
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
5237 sayılı TCK’nın 179/3. maddesinde düzenlenen; alkol ve uyuşturucu madde etkisiyle veya başka bir nedenle “emniyetli bir şekilde” araç kullanamayacak kişinin, bu halde araç kullanması suçu kasıtla işlenebilecek bir suçtur. Alkol ve uyuşturucu maddenin sırf kullanılmış olması bu suçun oluşması için yeterli olmamakla birlikte Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu raporlarında istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere; alkollü bir şekilde trafikte seyreden bir sürücünün alkol konsantrasyonu hangi seviyede olursa olsun bireysel farklılıklar göstermekle birlikte trafik güvenliği açısından değişen derecelerde risk oluşturabileceği, ancak bu durumun tehlike arz edecek düzeyde olup olmadığı, dolayısıyla sürücünün tesiri altında bulunduğu alkol seviyesinde araç kullanması halinde, güvenli sürüş yeteneğini kaybedip etmediği, bireyin o andaki sürüş ehliyetini belirleyebilecek dikkat, algı, denge, refleks, psikomotor ve nöromotor koordinasyon gibi nörolojik, nistagmus, akomadasyon, görme gibi oftalmolojik ve genel durumunun tespitine yönelik detaylı dahili muayenesine yönelik tıbbi verilerin değerlendirilmesi ile mümkün olabileceği, ancak böyle bir tespit yapılmamış olsa bile bireysel farlılıkları da elimine edebilecek şekilde 100 promilden yüksek olarak saptanan alkol düzeyinin, güvenli sürüş yeteneğini kaybettireceğinin, bilimsel olarak kabulü gerektiği anlaşılmakla;
İncelenen dosya kapsamına göre; 63 promil alkollü sanığın, yüzeyi kuru ve tozlu köy yolunda seyir halindeyken, direksiyon hakimiyetini kaybederek motorlu bisikletinin devrilmesi ve kendisinin yaralanması şeklinde gelişen olayda; sanığın, yolun kumlu yerine geldiğinde dengesini kaybettiği ve alkollü olmakla beraber sarhoş olmadığı yönündeki kendi içerisinde tutarlı ve aşamalarda birbiriyle uyumlu savunmalarına, savunmayı doğrular mahiyetteki, sanığın sistem muayenelerinin olağan, genel durumunun iyi, bilincinin açık olduğu ve herhangi bir konuşma bozukluğu, yürüyüş bozukluğu, el-vücut koordinasyon bozukluğu bulunmadığına dair kazadan yarım saat sonra düzenlenen genel adli muayene
raporu içeriğine ve kaza yeri terk bildirim tutanağına yansıyan bilgilere göre; sanığın almış olduğu alkolün etkisiyle güvenli sürüş yeteneğini kaybettiği ve kazanın alkolün etkisiyle meydana geldiğine dair bir delil ve sanığın dışa yansıyan davranışları ile ilgili bir tespit bulunmadığı anlaşılmakla, mahkemece atılı suçtan sanığın beraatine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamedeki eksik incelemeye dayalı olarak hüküm verildiği düşüncesiyle bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılama sonunda, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, Cumhuriyet Savcısının eksik incelemeyle karar verildiğine ilişkin ve yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle, beraata ilişkin hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA, 11.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.