YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/13607
KARAR NO : 2012/28834
KARAR TARİHİ : 28.12.2012
Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç : Trafik güvenliğini tehlikeye sokma
Hüküm : 5237 sayılı TCK’nın 179/2-3,62/1,58,53/1-2. maddeleri gereğince mahkumiyet
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık ve Mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1- Mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz talebinin incelenmesinde;
Mahkemece verilen 02.07.2007 tarihli hükmün, başka bir suçtan hükümlü olarak cezaevinde bulunmasına rağmen, sanığa 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35.maddesine göre tebliğ edilmesi nedeniyle, yapılan tebligatın usulsüz olduğundan kararın henüz kesinleşmediği aşamada, dosyanın yeniden ele alınması suretiyle, mahkemece verilen 30.07.2008 tarihli ikinci hüküm hukuki değerden yoksun olup, mahalli Cumhuriyet savcısının 01.09.2008 tarihli temyizinin mahkemenin 30/07/2008 tarih ve 2008/722-606 E-K. sayılı hukuki değerden yoksun olan hükmüne yönelik olduğu anlaşılmakla; Cumhuriyet savcısının bu hükme yönelik temyiz isteminin reddiyle,
Başka bir suçtan hükümlü olarak cezaevinde bulunmasına rağmen, mahkemece yokluğunda verilen 02.07.2007 tarihli hükmün sanığa 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35. maddesine göre tebliğ edilmesi nedeniyle, yapılan tebligat usulsüz olduğu ve kararın henüz kesinleşmediği, bu nedenle sanığın öğrenme üzerine verdiği 18.10.2011 tarihli temyiz dilekçesinin mahkemenin 02.07.2007 tarihli ve 2006/429E, 2007/497K sayılı ilk kararına yönelik olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5560 sayılı kanunun 23. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin düzenlemenin uygulanması konusunda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş ise de; dosya içeriğine göre, sanığın daha önce kasıtlı suçtan sabıkası bulunduğu anlaşıldığından sanık hakkında CMK’nın 231. maddesinin koşulları bulunmadığından ve sanığa verilen 2 yıl hapis cezasının 5237 sayılı TCK’nın 62. maddesi uyarınca 1/20 oranında indirilmesi sonucu mahkemece 1 yıl 10 ay 28 gün yerine 1 yıl 10 ay 24 gün hapis cezası tayini ise aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, 5237 sayılı TCK’nın 179/3. maddesinde düzenlenen; alkol ve uyuşturucu madde etkisiyle veya başka bir nedenle “emniyetli bir şekilde” … kullanamayacak kişinin, bu halde … kullanması suçu kasıtla işlenebilecek bir suçtur.
Alkol ve uyuşturucu maddenin sırf kullanılmış olması bu suçun oluşması için yeterli olmamakla birlikte Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu raporlarında istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere; alkollü bir şekilde trafikte seyreden bir sürücünün alkol konsantrasyonu hangi seviyede olursa olsun bireysel farklılıklar göstermekle birlikte trafik güvenliği açısından değişen derecelerde risk oluşturabileceği, ancak bu durumun tehlike arz edecek düzeyde olup olmadığı, dolayısıyla sürücünün tesiri altında bulunduğu alkol seviyesinde … kullanması halinde, güvenli sürüş yeteneğini kaybedip etmediği, bireyin o andaki sürüş ehliyetini belirleyebilecek dikkat, algı, denge, refleks, psikomotor ve nöromotor koordinasyon gibi nörolojik, nistagmus, akomadasyon, görme gibi oftalmolojik ve genel durumunun tespitine yönelik detaylı dahili muayenesine yönelik tıbbi verilerin değerlendirilmesi ile mümkün olabileceği, ancak böyle bir tespit yapılmamış olsa bile bireysel farklılıkları da elimine edebilecek şekilde 100 promilden yüksek olarak saptanan alkol düzeyinin, güvenli sürüş yeteneğini kaybettireceğinin, bilimsel olarak kabulü gerektiği, sanığın olay günü 160 promil alkollü bir şekilde kullandığı aracı ile seyir halinde iken trafik ekiplerinin şüphelenmesi üzerine yapılan dur ihtarına uymayarak kaçması ve kesintisiz takip sonucu yakalanması şeklinde meydana gelen olayda atılı suçun unsurlarının oluştuğu anlaşılmakla tebliğnamedeki, sanığın aldığı alkolün etkisiyle emniyetli bir şekilde … sevk ve idare edemeyecek durumda olup olmadığı hususunun tıbbi bulgular ya da sanığın dışa yansıyan davranışları dikkate alınmak suretiyle saptanması gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile karar verildiği gerekçesiyle, bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Mükerrir olan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/7. maddesi gereğince ”mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” karar verilmesiyle yetinilmesi gerekirken, denetimli serbestlik tedbirinin süresinin de belirlenmesi,
2- 5237 sayılı TCK’nın 53/1-c maddesinde belirtilen velayet, vesayet ve kayyımlığa ait hizmette bulunmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirinin, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca sanık hakkında kendi alt soyu üzerindeki yetkileri bakımından koşullu salıverme tarihine kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususlarda aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden hüküm fıkrasının denetimli serbestliğe ilişkin kısmının hükümden çıkarttılarak yerine, ”5237 sayılı TCK’nın 58/7. maddesi gereğince mükerrir sanık hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ibaresinin ve hüküm fıkrasının 53. maddede belirtilen hak yoksunluklarına ilişkin kısmının hükümden çıkarılarak yerine ”sanık hakkında kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde belirtilen kişisel hak yoksunluğunun kendi alt soyu üzerindeki yetkileri bakımından koşullu salıverme tarihine, diğer bentlerde belirtilen hak yoksunluklarının ise mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle eleştirilen hususlar dışında sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 28.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.