YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/1415
KARAR NO : 2012/21130
KARAR TARİHİ : 09.10.2012
Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle yaralama
Hüküm : Beraat
Taksirle yaralama suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm Mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sağlık mesleği mensuplarının tedavi görevlerini yerine getirirken, bu görevin yerine getirilmesinden doğan suçlarının kovuşturulmasında, mahkemelerin uygun görecekleri bilirkişilerin görüşlerine başvurma imkanı saklı kalmak üzere, Yüksek Sağlık Şurasından görüş alınmasını zorunlu kılan 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un 75. maddesinin, hükümden sonra 22.10.2010 tarih ve 27737 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 03.06.2010 gün, 2009/69 esas, 2010/79 sayılı kararı ile Anayasa’ya aykırı olması nedeniyle iptal edilmiş bulunması karşısında, ceza mahkemelerinin Yüksek Sağlık Şurasından rapor alma zorunluluklarının bulunmadığı anlaşılmakla; tebliğnamedeki, Yüksek Sağlık Şurasından düşünce sorulmaması sebebiyle bozma öneren (1) numaralı görüşe iştirak edilmemiştir.
Dosya içeriği ve Adli Tıp Kurumu 3. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 27.06.2008 tarih ve 5035 karar numaralı raporuna göre, mağdur hasta …’ın, sol testisinde ağrı olması nedeniyle ailesi tarafından getirildiği Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesi acil servisinde yapılan muayenesi sonrası, pratisyen hekim Derya Türkyılmaz’ın genel cerrahi uzmanından konsültasyon istediği, genel cerrahi uzmanı sanık Dr. …’nin, testis ultrasonografisini yaptırmadığı gibi, testis torsiyonu gibi akut bir tabloyu zamanında teşhis edemeyip, orşit ön tanısı ile mağdur hastaya antibiyotik yazılmasını tavsiye ettiği, mağdur hastada yanlış teşhis nedeniyle uygulanan tedaviden bir netice alınmadığı gibi, mağdurun testisini kaybederek organlarından birinin işlevini yitirdiği, mağdur hastasının zarar görmemesi için mesleki tüm şartları yerine getirmek, tıbbi açıdan zamanında teşhis koyup, somut durumun gerektirdiği önlemleri eksiksiz biçimde almak ve uygun tedavi yöntemlerini uygulamak zorunda olan genel cerrahi uzmanı sanık doktorun, mesleğinin gerektirdiği objektif özen ve dikkat yükümlülüğünü yerine getirmemek suretiyle mağdurun yaralanmasına neden olduğu anlaşılmakla; mağdurda meydana gelen testis kaybının, çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına yol açıp açmadığına dair rapor alınarak, sanığın sabit olan taksirle yaralama suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, 5237 sayılı TCK’nın 257. maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma suçu ile ilgili madde
gerekçesinde açıkça belirtilen, “Görevi kötüye kullanma suçu, genel, tali ve tamamlayıcı bir suç tipidir. Bu nedenle, görevin gereklerine aykırı davranışın başka bir suçu oluşturmadığı hâllerde, kamu görevlisini bu suça istinaden cezalandırmak gerekir. Buna karşılık, görevle bağlantılı yükümlülüğün ihmali sonucunda şayet bir kişi ölmüş veya yaralanmış ise, kişi artık görevi kötüye kullanma suçundan dolayı cezalandırılamaz. Bu durumda, ihmalî davranışla işlenmiş öldürme veya yaralama suçunun oluştuğunu kabul etmek gerekir.” ifadeleri de nazara alınmayıp; aynı eylemden dolayı bir yandan taksirle yaralama suçunun unsurları oluşmadığından bahisle beraat; diğer yandan, sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan işlem yapılmak üzere C.Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına karar verilerek, eksik incelemeyle ve yanılgılı değerlendirme sonucu, yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı olup, Mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olup, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 09.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.